İSTANBUL –  İmralı tecridine karşı Bakırköy’de yapılacak olan mitinge çağrı yapan HDP İstanbul İl Eş Başkanı Cengiz Çiçek, “O gün Bakırköy Özgürlük Meydanı göldür, onun etrafındaki 39 İstanbul ilçesi nehirdir. Her nehir o göle akmak zorundadır, o gölü büyütmek zorundadır, o gölü taşırmak zorundadır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve tecride karşı açlık grevinde bulunan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven ile cezaevlerindeki siyasi tutuklulara dikkat çekmek amacıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda yarın miting düzenleyecek. Yüzbinlerin beklendiği mitingde, İmralı tecridi ve süren açlık grevlerini yanı sıra yaşanan ekonomik kriz ile AKP-MHP iktidarının muhalefet üzerindeki baskılarına karşı ses yükseltilecek.
Günlerdir hazırlıkları yapılan mitinge, HDP Eş Genel Başkanları Sezai Temelli ve Pervin Buldan ile HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu’nun yanı sıra siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katılacak. 87 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’in de canlı bağlantı ile katılacağı mitingde “Emek, barış, adalet için buluşuyoruz” denilecek. Mitingde İstanbullular, İmralı tecridine karşı “Tecrit karanlığı yarılacak! Özgürlük meşalesi yakılacak! Devrime giden direnişle halklar kazanacak!” şiarını yükseltecek.
SAAT 13.00’TE BAKIRKÖY’E 
Yarın saat 13.00’te başlayacak olan ve son hazırlıkları yapılan mitingi HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek değerlendirdi. Yarınki mitingin tarihi bir önem taşıdığını dile getiren Çiçek, “Bu aynı zamanda bizim için İmralı tecrit politikasına karşı yürütülecek bir toplumsal örgütleme mitingi. Mitingi sadece bir gün üzerinden örgütlemedik. İstanbul sokaklarında bu mitingi örgütlerken, Türkiye ve Kürdistan halklarına ‘Türkiye’de bir faşizm gerçeği var. Bu faşizm sadece Kürdü önüne katmadı, sadece HDP’liyi önüne katmadı aslında bütün direnen kimlikleri önüne katıp geri dönülmez bir şekilde tasfiye etmeye çalışıyor’ mesajını verdik. Bu tasfiyeci ve soykırımcı anlayışa karşı İmralı mutlak tecrit politikasını ve bu tecrit politikasının yarattığı mağduriyet alanlarına ilişkin halklar ile bir buluşma gerçekleştireceğiz” dedi.
‘BU BİR HAKİKAT’
Mitingin İstanbullular için “faşizme karşı büyük buluşma” anlamına da geldiğini vurgulayan Çiçek, “Faşizme karşı demokratik güç birliğinin en temel başlığı Kürtlere dayatılan soykırımcı yaklaşımdır. Bu soykırımcı yaklaşıma göğüs geremeyen hiçbir yaklaşım ne demokrat ne de devrimci olabilir. O yüzden Sayın Öcalan ile mitingin bağını buradan kuruyoruz. Leyla Güven ve zindanlarda direnen süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren 200’ün üzerindeki yoldaşımızın eylemi ile tüm sorunların bağını buradan kuruyoruz. O insanlar Sayın Öcalan üzerindeki mutlak tecridin kaldırılması için bedenlerini açlığa, ölüme yatırırken sadece tekil bir özgürlük talebi ile yola çıkmıyorlar. Sayın Öcalan merkezli aslında bütün halkların, ezilen kimliklerin özgürlüğünü talep ediyorlar. Bir ezilen kimlik, İmralı’daki hukuk dışılık ve korsanlıkla yüzleşemezse kendi ezilen kimlik mücadelesini de doğru temelde yürütemeyecektir. Leyla Güven şahsında tüm açlık grevi eylemcileri Türkiye halklarına o mesajı veriyor” dedi.
Bu bağı koparmaya çalışan AKP-MHP iktidarına karşı bir anlam ve hakikat yolculuğuna çıktıklarının altını çizen Çiçek, “Sayın Öcalan ve Kürt demokratik siyaseti bu ülkenin gerçeğidir ve politikanın da tam merkezindedir. Oradaki kaybediş bütün coğrafyadaki kaybediş anlamına gelecektir. İmralı’da başlayan mutlak tecrit politikası bugün Dersim dağlarında Dersim köylülerine uygulanıyor. İmralı’daki mutlak tecrit politikası bugün fabrikadaki işçiye uygulanıyor. İmralı’daki tecrit bugün muhalif bütün partilere uygulanıyor. İmralı’daki tecrit yansımasını kadın tecevüzlerinde, tacizlerinde buluyor. Biz bunu laf olsun diye, ajitasyon olsun diye söylemiyoruz. Bu bir hakikat. Devletin aklı bu şekilde çalışıyor. Bu bir yönetim tekniği. Bu tekniğe karşı demokratik devrimci mücadele tekniğini de bizler yaratmak zorundayız. Onun için diyoruz İstanbul mitingine İstanbul’un direnen bütün odakları davetlidir. Bu bir HDP mitingi değildir aslında. Bütün çalışmalarımızı biz bu kulvarda yürüttük. Bedenini ateşe veren emekçi ile Sayın Öcalan’ın tecridi bağlantılıdır” değerlendirmesinde bulundu.
‘BUGÜNDEN 31 MART’IN MESAJINI VERECEĞİZ’
Çiçek, “Bugünden 31 Mart’a şu mesajı vereceğiz. AKP-MHP koalisyonu İstanbul’da kaybedecek. Bizim direniş ve özgürlük umudumuzu elimizden, avuçlarımızdan almaya çalışan bu tekçi ve inkarcı zihniyete inat İstanbul halkları direniyor demeliyiz. Bir kez daha tarihi bizler yazacağız demeliyiz. Tarihi her zaman ezilenler yazdı. Biz o günü tarih yazımının startı olarak değerlendiriyoruz. Ve o günkü büyük buluşma bizdeki demokrasi ve özgürlük umudunu büyütürken faşizmin dizlerini titretmek zorundadır. O büyük buluşma sonrası tek adresimiz 31 Mart seçimlerinde AKP-MHP faşizmini İstanbul’da devirmektir” dedi.
‘DİRENENLER EGEMENLERE TEKRARDAN HESAP YAPTIRACAK’
Leyla Güven ve açlık grevindeki tutuklular etrafında bir “yoldaşlık seti” örülmesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, “Bize dayatılan çaresizliğe karşı isyan çığlığını, demokratik direniş çığlığını 3 Şubat’ta zirveleştirmek zorundayız. Bir milyon 200 bin oy aldığımız bu şehirde 3 Şubat’ta yüzbinler olmak zorundayız. Eğer biz o gün yüzbinler olursak, Leyla Güven ve yoldaşları etrafında yoldaşlık çeperi, duvarı kurarsak ve onların yoldaşlığını hak edersek biz biliyoruz ki faşist gericilik bu sese kulağını kapatamayacaktır. Nitekim görüldü ki bu direniş bir Cumartesi günü, bir korsan görüşmeyle kardeş Öcalan ile Sayın Öcalan’ın görüşmesini sağladı. Korsan bir görüştürmeydi. Sadece bu korsan görüşmenin üzerinden şunu çok net diyebiliriz; direnenler egemenlere tekrardan hesap yaptıracaktır. Bizim tek kıblemiz direnişimizi yükseltmektir. O büyük buluşma bizi umutlu kılarken, bazılarını umutsuz kılacaktır. O gün her birimiz Leyla Güven olmak zorundayız. O gün her birimiz şu anda adını bilmediğimiz ama 40 günü aşkındır bedenini açlığa yatırmış bir yoldaşımız olmak zorundayız. O gün her birimiz İmralı mutlak tecridine karşı ben bu zulmü, korsanlığı, hukuksuzluğu, hukuk katliamını kabul etmiyorum demek zorundayız. O gün her birimiz hepimiz olursak, o zaman bu mücadele başarılı olacak” diye konuştu.
‘NEHİR OLUP BAKIRKÖY’E AKACAĞIZ’
Çiçek, “O gün Bakırköy Özgürlük Meydanı göldür, onun etrafındaki 39 İstanbul ilçesi nehirdir. Her nehir o göle akmak zorundadır, o gölü büyütmek zorundadır, o gölü taşırmak zorundadır. Bu politikaları yürütenlere bir mesaj vereceğiz. Bu halklar denizi var olduğu sürece sizin hiç bir politikanız işe yaramayacak. İstanbul o gün bu faşist rejimin kaybedişinin müjdecisi olmak zorundadır. O gün halkımız akın akın o miting alanına gelmelidir. Newroz’u hatırlatıyorum. Kürt halkının iradesinin kırıldığı sanıldığı günlerdi. Kürt halkı o Newroz alanına akın ederken iki kolluk gücü arasındaki diyalog ‘abi yine de geliyorlar’ olmuştu. Biz İstanbul olarak o Newroz günündeki gibi o cümleyi söylettireceğiz. Evet yine de geleceğiz” diye konuştu.
MA / Yasin Kobulan