DİYARBAKIR – Barış bildirisini imzaladıktan sonra ihraç edilen Profesör Doktor Fuat Ercan, Türkiye’nin yeniden üretememe krizinde olduğunu belirterek, krizin artık hükümetin kucağına düştüğünü vurguladı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, ‘Toplumsal Dönüşüm Süreçleri ve Krizler’ konulu panel düzenledi. Ses Şubesinde gerçekleşen panele konuşmacı olarak Barış Bildirisine imza atan Akademisyen Fuat Ercan katıldı. Panele HDP’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan adayı Hülya Alökmen Uyanık’ın yanı sıra birçok dinleyici katıldı. Fuat Ercan, “Türkiye bir bütün olarak yeniden üretememe krizinde. Krizleri öteleme yeteneği olan AKP iktidarına rağmen artık kriz iktidarın kucağına düşmüş durumda” ifadelerini kullandı.

‘PATLICANLA MERMİNİN GERİLİM HATTI’

Sözlerine krizin insanları sürekli bir kara delik gibi içine çektiğini ifade ederek başlayan Ercan, “Son günler de en büyük tartışma konusu domates, biber, patlıcan. Çok önemli bir mesele toplumda gıda ürünleri artış gösterdiyse TÜİK verilerine baktığımızda patlıcan yüzde 236 artış gösterdi. Krizin gündelik hayata nasıl yansıdığının göstergesidir. İki gün önce inanılmaz bir açıklama oldu. Cumhurbaşkanı, “Bildiğiniz liderlerden değilim. Olayı domates, biber, patlıcana, getirmeyin. Bir merminin fiyatı ne kadar biliyor musunuz” diye bir açıklama yapıldı. Çok gerilimli bir hattı gösteriyor. Domates, biber ve patlıcanla mermi arasındaki bu gerilimli hat, aslında nerelerde oluştuğunun da bilinçaltındaki ifadesidir” diye konuştu.

‘ÖNCE ALLAHA SONRA DIŞ GÜÇLERE’

Sistem kendini devam ettirebilmek için kriz zamanlarında karşımıza ‘zor’ kullanarak çıkıyor diyen Ercan, “Kapitalizm sermaye ve ulus devletin eş zamanlı çalışmasının ürünüdür.  Türkiye’ye baktığımızda 2008’deki kriz duasını çıkardılar. Krizi Allah’a havale ettiler. Türkiye’de 1970, 80, 90 ve 2001 krizi var. Demek ki,  bu krizler devamlılık arz ediyor. Fakat arada kısa bir süre geçiyor bu sefer Allah’a havale edilmiyor. AKP’li Mahir Ünal ne diyor ki krizden hükümeti sorumlu tutmak, ülkeye saldıranların safında yer almaktır diyor. Kriz dış güçlerin oyunu olarak değerlendiriliyor. Önce Allaha sonra dış güçlere bağladılar” diye belirtti.

‘KARARSIZ BİR DENGE’

Türkiye’nin kriz karşında kararsız bir denge içinde olduğunun altını çizen Ercan, “Her an devrilebilecek bir yapıya benziyor. Neyin krizi var ne devrilecek. Krizin toplumsal koşullardaki dinamiklerin yeniden sormayı gerektiriyor. Bu dengesizlik sorunu Türkiye’de belirli bir zaman 1980 de başlıyor 2019 da artık yavaş yavaş dengesizlik durumu krize çözüm olamadığı için Türkiye çürüme sürecine giriyor.  Siyasi iktidarından muhalefetine kadar. Çünkü çözüm bekleyen bir şey çözülemediğinde her bir yandan kokular yayılmaya başlar.  Siyasi iktidar ve sermaye için tam bir çürüme halini yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘EZBERLERİ BOZAN BİR DÖNEM’

Sermayenin hızlı bir biçimde Türkiye’den uzaklaşma, konkordato ilanlarına dikkat çeken Ercan, “Hesabı kim ödeyecek. Kriz dönemleri kritik dönemlerdir. Kriz özellikle kapitalizm ve ulus devlet, değişmezlik tarlası denilen doğal olarak tanımlanan her şey böyle gelmiş böyle gider ifadesinin artık böyle gelip öyle gitmeyeceği duygusunu yaşattığı için önemli. Çünkü kurulan dengelerin artık devam edemediğini çözüyor. O yüzden kriz dönemleri ezberleri bozan dönemlerdir” belirlemesinde bulundu.

HANGİ KRİZ?

‘Türkiye de hangi kriz var’ diye soran Ercan, “Türkiye bir bütün olarak yeniden üreteme krizinde.  Türkiye uzun süredir çözemediği sorunların içinden geçiyor. Krizleri öteleme yeteneği olan AKP iktidarına rağmen artık kriz iktidarın kucağına düşmüş durumda” dedi.

Panel, dinleyicilerin sorularıyla son buldu.  (MA)