Leyla Güven’i ziyaret eden Akil İnsanlar’dan İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, “İnfaz yasasının İmralı Hapishanesine uygulanmasını istemek kadar yasal bir talep olamaz” dedi. Gazeteci Ali Bayramoğlu ise, “Bu sesi biraz daha fazla duyurmaya, elimden geldiğince gayret edeceğim” diye konuştu.

Çözüm süreci döneminde oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti’nde yer alan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can,  İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan ve Gazeteci Ali Bayramoğlu tecride karşı başlattığı açlık grevinin 95’inci gününe giren Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven’i ziyaret etti. Heyette yer alması beklenen Prof. Dr. Baskın Oran, İstanbul Havalimanı’nda yaşadığı bir sorundan dolayı ziyarete katılamadı. Leyla Güven’i ziyaret eden heyeti, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve Güven’in kızı Sabiha Temizkan karşıladı.

Türkdoğan: Herkesin kanunlara uyması gerekir

Heyet yaptıkları görüşme ardından Leyla Güven’in evinin önünde basın açıklamasında bulundu. İlk olarak konuşan İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Akil İnsanlar olarak Leyla Güven’e yaptıkları ilk ziyaretin farkındalık yaratmak amacıyla olduğunu ifade ederek, “Bu açlık grevi Türkiye hapishanelerindeki tecrit sorununa değiniyor. Özel olarak İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan ve arkadaşları üzerindeki tecride dikkat çekiyor. İnfaz yasası açıktır. Kanunların herkese eşit uygulanması gerekir. Türkiye’deki hiç bir tutuklu ve hükümlü üzerinde katı görüş yasakları, katı tecrit ve izolasyon uygulanmamalı. Bir insan hakları savunucusu olarak her fırsatta dile getiriyorum. Hükümet ve devlet yetkililerine sık sık hatırlatıyoruz. Burası bir kanun devleti ise herkesin kanunlara uyması gerekir” diye konuştu.

‘Cumhurbaşkanı ile görüşmek isteriz’

Türkdoğan, gazetecilerin “Ziyaretleriniz sürecek mi?” sorusuna, “Cezaevlerindeki tecrit sorununu ve açlık grevi eylemcilerinin talepleri noktasındaki isteklerini iletmeye devam edeceğiz. Bu konuda daha önce Sayın Adalet Bakanı ile görüştük. İlk fırsatta Sayın Cumhurbaşkanı ile bu konuyu görüşmek isteriz. Bu sorunu çözmek bize göre çok kolay. Belki bir yanı siyaseti ilgilendirebilir ama bize göre bu tamamen hukuki bir talep. Türkiye cezaevlerinde tecridin kalkmasını istemek, infaz yasasının İmralı Hapishanesine uygulanmasını istemek kadar yasal bir talep olamaz. Bu talebi yerine getirmek hükümet tarafından oldukça kolaydır. Hem hükümet nezdinde hem kamuoyu nezdinde hem de uluslararası düzeyde girişimlerimiz sürecek. Umarım daha fazla insan bu sorunla ilgilenmeye başlayacak” diye noktaladı.

Bayramoğlu: Vicdan ve duyarsızlık

Leyla Güven’i ziyaret etmesinin nedenlerini sıralayan Gazeteci Ali Bayramoğlu, şunları söyledi: “Birincisi; vicdan ve duyarsızlık. İçinde bulunduğumuz bu ülkede ve iklimde inanılmaz bir duyarsızlık, farkında olmama, vicdansızlık hali var. Bu her akli selim, demokrasiden biraz nasibini almış insanı öfkelendirmeli. Leyla hanım bu açıdan bir sembol olmaya başladı. Hem bir mücadelenin sembolü hem de duyarsızlığın ne noktaya gelebileceğinin sembolü. İkinci önemli olan ise siyaset. Leyla hanım katıldığım ve etkileyen cümleler kurdu. Bunları kendi kelimelerimle söylüyorum; tecridin kalkması için yola çıktım ama bugün Türkiye’nin geldiği noktada bu eylem büyük bir siyasi tecridin ve bir topluluk ve siyasetine yönelik tecridin kalkmasının simgesi haline döndü. Bunun çok önemli olduğu kanaatindeyim. Üçüncü boyut; saygı ve ben onun yaşamasını istiyorum. Herkesin yaşam hakkının verilecek mücadeleler için elzem olduğu açıktır. Bir insan bedenini, canını ortaya koymuşsa, ona saygı duymamak mümkün değildir. Dolayısıyla bu saygıyı duyduğum için buradaydım.”

Can: Toplum üzerindeki tecride karşı bir eylemdir

78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can ise, Leyla Güven’in sürdürdüğü açlık grevi eyleminin tehlike sınırlarını zorladığını belirterek, “Kamuoyunda, hükümette Leyla hanıma karşı yeterli bir duyarlılık söz konusu değil. Leyla hanımın bu direnişi topluma yayılmaya başladı. Leyla hanımın tek başına Öcalan üzerindeki tecritten çıkmaya başlamış ancak bu toplum üzerindeki genel bir tecride karşı yürütülen bir eylemdir. Cezaevlerinden ölümler gelebilecek. Seçime doğru giderken, Türkiye demokrasi açığını kapatmaya çalışırken, 300 insan açlık grevi içerisinde ciddi bir hal alması gibi bir durumu beraberinde yaşayacağız. Leyla Güven’in başlattığı eylem 303 insanla sınırlı kalacak kanaatinde değilim. Daha da katılım olacak. İstemediğimiz halde, belki ölümler de olacak” ifadelerini kullandı.

‘Bir an önce çözülmeli’

Hükümete açlık grevi eylemlerinin taleplerinin karşılanması için çağrıda bulunan Can, “Bu direnişin talepleri karşılanmalıdır. Türkiye ölümleri yaşamamalıdır. 21’inci yüzyılda açlıktan ölen insanları, bir milletvekilinin ölümü yaşanmamalıdır. Tutsakların cezaevlerinde ölümünü yaşamamalıdır. Türkiye bunu kaldıramaz. Çok daha kötü sonuçlar ortaya çıkar. Eylemlerin temelinde Kürt sorununun çözümsüzlüğü var. Kürt sorunu da ciddi bir hal almaya başlar. Bir an evvel bunun aşılması ve sorunun çözülmesi gerekiyor. Leyla hanımın tekrar sürdürmeye çalıştığı hayata daha güçlü bir şekilde katılımının sağlanmasını istiyoruz. Bu sorun bir an önce çözülmelidir. Kamuoyu bu soruna sahip çıkmalıdır. Türkiye daha kötü bir noktaya sürüklenmekten kurtarılmalıdır.”

Ziyarete katılamayan Baskın Oran’ın mesajını aktaran Can, “İnsan hayatı ideolojinin üzerindedir. Leyla hanımı canlı istiyoruz” dedi.

Heyet, daha sonra kentten ayrıldı.    (yeniyasamgazetesi)