Gıdadaki fahiş fiyata karşı tanzimli satış ilk günden ilgi gördü. Yüksek fiyatlar yüzünden tane ile alışveriş yapmak zorunda olan yurttaşlar, tanzim satışlara akın ederken, 15 milyonluk kente sadece 50 satış noktası kurulması eleştirilere maruz kaldı. Ancak söz konusu tanzimli satışların ömrünün de 2.5 ay olduğu ortaya çıktı. Bu arada mutfağın olmazsa olmazı soğan, İran’dan ithal edilmeye başlandı. Tanzim noktalarında biberin kilosu 6 lira, patlıcan 4.5, ıspanak ve salatalık 4, domates 3, patates ve soğanın kilosu da 2 liradan satılmaya başlandı. Pırasa, karnabahar, lahana ve kereviz gibi ürünlerin yanı sıra maydanoz, roka, marul, yeşil soğan, dereotu gibi yeşillikler de tanzimde yer almadı. Düşük fiyat, tanzim satış noktaları önünde beklenmedik uzun kuyruklara neden oldu. Satış noktaları önünde uzayan kuyruklar, yeni bir tartışma yarattı. Hükümet, ucuza mal satmak ve fiyatları düşürmekle övünürken, muhalefet hükümetin daha önce eleştirdiği yokluk kuyruklarını hatırlattı. Yoksullaşmaya dikkat çekti.

Kuyruklarda mahcubiyet

15 milyonluk İstanbul ile 3 milyonluk Ankara için bunun çözüm olmayacağı belirtilirken, kuyruklarda birikenlerden farklı tepkiler geldi. Fiyatların ucuz olmasından memnun. Ancak bunun ne kadar süreceği endişenin yanı sıra satış noktalarının uzaklığına Gazetecilerin sorularına kimisi sıkılarak utanarak yanıt verdi. Sırada saatlerdir beklediğini ifade eden bir yurttaş, “Düştüğümüz hale bakın. Utanarak geldim. İşimden izin aldım, saatlerdir bekliyorum. Kovulabilirim” dedi. Pahalılıktan dolayı marketten taneyle sebze ve meyve aldığını dile getiren bir yurttaş ise “Kuru soğanı 2 liradan satıyorlar ama geçen sene bu dönemde bir liraydı. Patates de öyle. Yani tanzimli satış bile geçen seneye göre pahalı. İsteğimiz, bu uygun fiyatların seçimlerden sonra da devam etmesi” ifadesini kullandı.

‘İlk günden zarar etti’

CHP İstanbul Eski Milletvekili Barış Yarkadaş twitter hesabından, tanzim satışların daha ilk günden kilo başına zarar ettiğini öne sürdü. Buna ilişkin rakamlar verdi. “İBB, çadırda kendi personelini çalıştırdığı için, ürünlere ‘işçilik maliyeti’ binmiyor. Ancak ilginç olan şu: İBB, Aydıncık’tan 4.5 TL’ye mal ettiği salatayı, tezgahta 4 TL’ye satıyor. Ve böylece kilo başına 500 kuruş zarar ediyor. Dün İstanbul’a 18 TIR sebze meyve aracı geldi.” Mersin Aydıncık Hali’ni aradığını belirten Yarkadaş, “İBB Tanzim Satış Çadırı için iki TIR salata sarılmış. Toplam 40 ton salata şu an İstanbul yolunda… İBB, salatanın kilosunu Aydıncık Hali’nden 4 TL’ye satın almış. Buna 50 kuruş da nakliye masrafı biniyor. Salata böylece 4.5 TL oluyor” bilgisi paylaştı. Yarkadaş, AKP’nin yeni bir hal yasası hazırlamak için hal esnafını hedef gösterdiğine de yer verdi.

Tanzimli satışın ömrü kısa

Hükümet gıdadaki fiyat artışlarına çözüm olarak devreye koyduğu tanzim satış noktalarının geçici olduğu ortaya çıktı. Açıklama, Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği Genel Müdürü Fahrettin Poyraz’dan geldi. Poyraz, Anadolu Ajansı Ekonomi Masası’na konuk oldu. Tanzim satış noktalarının faaliyete girdiğine değinen Poyraz, “Fiyatlarda ciddi gevşeme oldu. Bazı marketler patates ve soğanı 2 liradan satmaya başladı” değerlendirmesinde bulundu. Poyraz, tanzim satışta 2.5 aylık planlamalarının olduğunu söyledi. Poyraz, “Açıkta üretilenler piyasaya girince fiyatlar ürün bolluğundan gevşeyecek” iddiasında bulundu. Poyraz, “Gelecek dönemde tüketicinin mutfağında kullandığı hemen hemen her üründe kooperatif olarak piyasada bulunmak istiyoruz” ifadesini kullandı. Poyraz’ın verdiği süre, tanzimli satışın seçim yatırımı olduğu yorumlarına yol açtı.

‘Züğürt Ağa’ benzetmesi

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, hükümetin sebze meyve fiyatlarındaki büyük artışla mücadele için tanzim satış mağazaları açmasını, Züğürt Ağa filminde köy ağasını oynayan Şener Şen’in, sonunda pazarda domates satmak zorunda kalmasına benzetti. Tekin, “Tayyip Erdoğan, Züğürt Ağa filmindeki Şener Şen gibi” dedi. Tekin, Sözcü’ye yaptığı açıklama, AKP’nin 2010 yılında yaptığı “küresel iktidar olduk” açıklamalarına atıf yaptı, “2010 yılında çıkıp küresel iktidarız diyenler, bugün tezgahta domates satar hale geldi” diye konuştu.

İlk ithalat İran’dan

Soğan ihraç eden Türkiye, girdi maliyetleri ve ekonomik zorluklar nedeniyle soğan ithal eder hale geldi. 2018’de yüzde 184 artış ile en çok zamlanan soğan için ilk adım İran’la atıldı. İthalat Rejimine Ek Karar ile kuru soğanda gümrük vergisi 28 Şubat’a kadar sıfırlandı. Ardından Van’ın İran’a açılan Kapıköy Gümrük Kapısı’ndan ithal soğanlar da girmeye başladı. Yaklaşık 10 gündür ithal soğanların geldiğini belirten işçiler, günlük 3-4 TIR’ın sınırdan geçiş yaptığını söyledi. Her TIR’ın ortalama 22-23 ton aldığını belirtilirken, gelen ithal soğanlar Van’a giriş yaptıktan sonra Türkiye’nin diğer kentlerine gönderiliyor. Türkiye’nin çeşitli kentlerine TIR’larla gönderilen İran soğanı Van’da 4 liradan, yerli soğan ise 5 liradan satılıyor. Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Faruk Biner, İran’dan soğan ithalatının 10 gündür sürdüğünü söyledi.

Stoklar basılmıştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kasım 2018’de “Muhtarlar Buluşması” zirvesinde, “Bundan sonra aldığımız ihbarlar sebebiyle stokların yapıldığı depoları basacağız, asla taviz yok” demiş ve ardından soğan stokları için baskın düzenlenmişti. Sonuç değişmedi. Soğan fiyatı düşmeyince hükümet 15 Ocak’ta soğanın ithal edilmesi için gümrükleri sıfırladığını duyurdu. Ancak soğan fiyatları yine düşmedi.

Dışa bağımlılık sürüyor

Tüm Üretici Köylüler Sendikası (Tüm Köy Sen) Genel Başkanı Sadık Turan sebze üretenler daha ucuza üretmediği sürece fiyatlarını ucuzlatmak için hükümetin manavlığa başladığını belirterek, “Çözüm, bağımsız demokratik halkçı tarım politikasıyla olur.” dedi. Tüm Köy Sen Başkanı Turan, hükümeti eleştirerek, “Tarımda dışa bağımlılık sürdürülüyor. Yasadan kaynaklı tarıma destek yapılmıyor; yapılanların büyüğü de tartım ve gıda şirketlerine gidiyor. Tarımda girdiler artarken üreticinin emeği ve ürünü değerinde alınmıyor. Sürekli zarar eden üretici köylü topraktan uzaklaşıyor. Bunlar emperyalist tarım ve gıda tekelleri çıkarına uygulanan tarım politikalarının sonudur. Tanzim satış çadırları kurarak sebzede ucuzlama sağlanamaz. Ayrıca temel sorun sebzeyi ucuzlaştırmanın yanında üretici köylünün emeğinin ve ürününü değerinin verilmesini sağlamaktır.” dedi. Turan, önceliğin üreticilerin örgütlenmesi olduğunu belirterek, “Üretici köylülerin kurtuluşunun birinci adımı kendi çıkarları için bir araya gelip örgütlenmeleridir. Bu nedenle örgütlenme ve kooperatifleşmenin önündeki engeller kaldırılmalı, devlet üretici köylünün kooperatifleşmesine katkı sağlamalı.” ifadesini kullandı. Turan, izlenen tarım politikalarının değişmesi gerektiğini vurguladı.    (yeniyasamgazetes)