HDP Sözcüsü Oluç, ‘Cumhurbaşkanı kimseyi babasının evinden kovar gibi kovma haddine sahip değildir. Onun karşısında diz çökmüyoruz. Demokratik siyasetin edebine uygun davranmalı.’   HDP Sözcüsü Saruhan Oluç, seçimler ve gündemdeki konulara dair parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Oluç, konuşmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kürdistan Kuzey Irak’ta, çok seviyorlarsa oraya gitsinler’ açıklamasına yanıt vererek başladı.

Oluç’un konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Biz bavullarımızı topladık, biletlerimizi aldık. Birkaç gün içinde yola çıkıyoruz hep beraber Irak’a doğru, seçmenlerimizle birlikte. Çünkü anladık ki AKP ve MHP ittifakının Diyarbakır, Van, Mardin, Hakkari, Siirt, Şırnak’ı kayyum atadıkları belediyeleri almalarının tek yolu bizim bütün seçmenlerimizle beraber Irak’a gitmemizmiş. Bu haberi vererek başlamış olalım.

‘CUMHURBAŞKANINA BOYUN EĞMİYORUZ, DİZ ÇÖKMÜYORUZ’

Gülüyoruz ama durum ağlanacak bir durum. Bu ülkenin cumhurbaşkanı sıfatıyla meydanlarda dolaşan bir kişi 6 milyon oy almış bir siyasi partiyi aileleriyle beraber 20 milyondan fazla insana ‘defolun gidin’ dedi. Sadece bir siyasi partinin genel başkanı değil, bir ülkenin cumhurbaşkanı. Babasının evinden kovar gibi kovamaz. Bu asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bunu hiçbir insan, hiçbir seçmenimiz asla kabul etmeyecektir. Bu tarihe yazıldığı gibi insanların da hafızalarına kazınmıştır artık. ‘Defolun gidin’ diyen cumhurbaşkanını tutumunu kabullenmiyoruz, boyun eğmiyoruz, onun karşısında diz çökmüyoruz. Ayrımcı, ötekileştirici bir dil vardır. Nefret söylemi vardır. Toplumu açıkça bölmektedir. Bir bölücülükten söz edeceksek cumhurbaşkanı bu dil ile toplumu bölmektedir. Özellikle bu konuşmayı Karadeniz’de yaparak Karadenizli yurttaşlarla Kürt yurttaşları karşı karşıya getirmeyi hedeflemektedir.

‘ÜLKEDEN KOVMAK HADDİ DEĞİL’

Kimse babasının evinden kovar gibi bu ülkeden kovma hakkına ve haddine sahip değildir. Kendisi de Kürdistan terimini çeşitli defalar kulanmış ve Meclis tutanaklarına atıfta bulunmuştur. O zaman kullandığı bu kavramı bugün kullananlar karşısına ‘defolun gidin’ deme hakkını kendisinde görmektedir. Böyle bir şey kabul edilebilir değildir.

‘DEMOKRATİK SİYASETİN EDEBİNE UYGUN DAVRANMALI’

Bir siyasi partinin genel başkanı tarihsel, kültürel, coğrafi, sosyolojik bir tanımlamayı yoktur diyerek ortadan kaldıramaz. Bu yarışı sürdürürken herkes demokratik siyasetin edebine uygun davranmalıdır.

SEÇİM ÇALIŞMALARI

Seçim çalışmalarımız her yerde başladı, sürdürüyoruz. Özellikle Kürt coğrafyasında eş genel başkanlarımız her gün en az ikişer halk buluşması yapmaktadır, bunlar büyük coşkuyla sürmektedir. 21 Mart’a kadar bu çalışmalar devam edecek. Batıda da çalışmalarımız başladı. Bu çalışmalar da 31 Mart’a kadar sürdürülecek. Kürt coğrafyasında 21 Mart’ta Newroz kutlaması yapılacak. Newroz kutlamalarından sonraki 10 günde son etap çalışmamız olacak.

Seçim çalışmasının sağlıklı yürüyebilmesi ve provokasyon çıkmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama zaman zaman siyasi iktidarın seçim çalışması sürdüren üye ve yöneticilerimize yönelik gözaltı ve tutuklamaları oluyor. Bizim çalışmalarımızı durdurabilecek düzeyde bir şey yaşanmıyor.

‘SOYLU ZAMANINDA HUKUK KALMADI’

Açlık grevleri meselesi… Vekilimiz Leyla Güven açlık grevinin 117. gününde. Sağlık açısından ciddi bir eşiğin içinde bulunuyor. Cezaevlerinde açlık grevleri yaygınlaşarak devam ediyor. Talep insani ve hukuki bir taleptir. Bu talebin iktidar tarafından değerlendirilmesi ve gereken adımların atılması gerekir. Diyarbakır’da dayanışma amacıyla açlık grevine başlamış olan 5 arkadaşımız gözaltına alınmıştır, polis tarafından il binasına baskın yapılarak gözaltına alınmıştır. İl binalarına kolluk güçlerinin bu şekilde girmesi, faaliyetlere müdahale etmesi hukuken de mümkün değildir. Ama hukuk kalmadı. Süleyman Soylu zamanında hukuk, adalet, insan hak ve özgürlüklerini konuşmanın yersiz olduğunu cümle alem biliyor.

‘SEÇİM GÜVENSİZLİĞİNİN BİR NUMARALI MÜSEBBİBİ SOYLU’

Kendisi seçim çalışmalarını sürdürüyor, bir konuşmasında ‘Her konuşmamda HDP üzerine bir şey söylemezsem eksiklik hissediyorum’ demiş. Biz de duymazsak eksiklik hissediyoruz, başına taş mı düştü diye düşünüyoruz. Geçmişte seçim dönemlerinde İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanları bağımsızlardan olurdu. eşitsizlik yaratılmasın diye. AKP bunu ortadan kaldırdı, şimdi sonucunu görüyoruz. Görevi seçim güvenliğini sağlamak olan Süleyman Soylu seçim güvensizliğinin bir numaralı müsebbibidir.”

‘MÜLTECİLER SEÇİM MALZEMESİ OLARAK KULLANILMAMALI’

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan HDP Sözcüsü Oluç, mültecilerle ilgili harcanan paraların hatırlatılması üzerine, “Hiçbir şeyin denetimi yapılmadığı gibi bunların da denetimi yapılamıyor. Söylenen rakamların doğru olup olmadığı tespit edilebilir değil. Suriyeliler meselesi bir seçim malzemesi olarak kullanılmaktadır. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Göçmen ve mülteci haklarının tam olarak uygulanması çok önemli. Ama iktidar, bu konuları seçim malzemesi zaman zaman da kendi propaganda malzemesi yapmaktan geri durmamaktadır” dedi.

‘MUĞLA KARARI YERELE AİT’

Oluç, Muğla ve bazı ilçelerde adayların çekilmesi kararının merkezi değil yerele ait olduğunu da belirtti.

‘DİN İSTİSMARININ ÖTESİNE GEÇTİ’

Oluç, AKP Urfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar’ın “Yarın mahşerde Allah’ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğinizden dolayı size inşallah hiçbir hesap sormayacak” sözlerini de “Din istismarının ötesine geçti” diye yorumladı.    (artigercek)