İSTANBUL – İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, 23 Nisan Çocuk Bayramı’na ilişkin yayımladığı mesajda “Çocuklara, çocuk umutlara sırt çevirenlerin, doymayan bir iştahla her şeyi kendi mülkiyetlerine çevirmek isteyenlerin dünyası kirli, orada bayram yok, çocuklara şeker yok” dedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, 23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı.
“Yine çocuklara adanan 23 Nisan’a vardık ve çocuklardan ve bizlerden sanki gerçekten bayrammış gibi kutlama yapmamız istenecek” sözleriyle başlanan mesajda, “Çocuklarımız ve gelecek adına kutlanacak çok fazla şeyimizin olmadığı bir anda, resmi kuralların, geleneklerin soğuk, sıradan, formalite, buyurgan klişeleri bizi laf olsun diye kurulan bu sıra savma sahnesine götüremiyor. O yüzden, büyüklerin hırsla, bencillikle kirlenmiş makamlarına kısa bir anlığına oturtulan çocukların, öğretilenler dışında söyleme fırsatı buldukları özgür sözlerinin, caddelerde yürütülen çocukların çığlıklarının, gülüşlerinin kurtaramadığı bu gerçek dışı sahnede yer almıyoruz, almak istemiyoruz” denildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“* Çocuklara, çocuk umutlara sırt çevirenlerin, doymayan bir iştahla her şeyi kendi mülkiyetlerine çevirmek isteyenlerin, dünya zenginliğinin yarısını eline geçiren 26 kişinin ve onların peşinden gidenlerin dünyası kirli, orada bayram yok, orada çocuklara şeker yok.
* Fosil yakıtların havamızı solunmaz hale getirdiği, iklim hareketlerinin insan eliyle çıldırdığı ve felaketler zincirinin başladığı bir dönemde Trumplara dur demeden,
* Son 10 yılda 500 bine yakın kız çocuğunun devletin izniyle evlendirildiği, son 6 yılda yaklaşık 150 bin çocuğun anne olduğu, 2002’den bu yana ise 18 yaşın altında 440 bin çocuğun doğum yaptığı, bu çocukların 16 bin kadarının 15 yaşın altında olduğu coğrafyamızda, çocuklarımızı bu zulümden kurtarmadan,
* Adalet Bakanlığının verilerine göre, yılda ortalama 8 bin çocuğumuzun cinsel istismara uğradığı, çocukların cinsel istismarını önlemeyi hedefleyen uluslararası ECPAT derneğinin 2015 yılı Türkiye Raporu’na göre çocukların, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grubu oluşturduğu, cinsel suçların yüzde 46’sının çocuklara karşı işlendiği, çocuğun cinsel istismarında dünya listesinde 3’üncü sırada olduğumuz bir ülkede bu şiddete dur demeden,
* Cezaevlerinde ebeveynleri ile kalmak zorunda bulunan 743 çocuğu özgürlüklerine kavuşturmadan, ‘suçlu’ oldukları iddiasıyla tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevlerinde tutulan çocuklara kapatılma dışında çözümler bulmadan,
* Mülteci ve zorla yerinden edilerek iç göçe maruz bırakılan çocuklara pozitif ayrımcılık uygulayarak, sahip oldukları haklara ulaşmaları sağlanmadan,
* 2012 yılından beri güncellenmeyen TÜİK verilerine göre Türkiye’de 6-17 yaş arasında çalışan 893 bin çocuk işçiyi, DİSK verilerine göre çıraklık adı altında çocuk emeği sömürüsüne maruz kalan 1 milyon çocuğu, başta Suriyeli çocuklar olmak üzere emek sömürüsünün daha da fazla kendini gösterdiği göçmen çocukları bu çarklardan kurtarmadan,
* Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne konulan anadil çekincesini kaldırmadığı, şovenist politikalarla annelerimizin dilinin yasaklandığı coğrafyamızda çocuklarımızı istedikleri gibi konuşturmadan, anadillerinde eğitim almalarını sağlamadan,
* AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği çok sayıda karara rağmen zorunlu din dersi uygulaması altında kendilerinin ve ebeveynlerinin inançlarına uygun eğitim almayan, dinin gerici yorumlarıyla özgür düşünmekten alıkonulmak istenen çocuklarımıza bilimsel eğitim olanakları sunmadan,
*Türkiye’de geçici koruma altındaki 1,5 milyon mülteci çocuğun 610 binin okula kayıtlı olduğu, 350 bine aşkın mülteci çocuğun ise eğitim sisteminin dışında bulunduğu gerçeğini değiştirmeden nasıl bayram yapabiliriz?
Çocuklara ve bizlere gerçek bayram, mayınlara basmadan, panzerler altında ezilmeden özgürce koşacakları, çıldıran iklim olaylarının yarattığı sellerin, kasırgaların altında can derdine düşmeyecekleri, seçimlerini özgürce yapıp yönetime katılma haklarının yolsuzluklarla, adaletsizliklerle sekteye uğratılmadığı, eğitim, sağlık, yaşam, özgürlük, ifade, toplanma, örgütlenme haklarının ve her türlü sosyal, ekonomik olanaklarının tanındığı bir dünyayı sağladığımızda gelecek. Çocukların kahkahaları işte o zaman hiç kesilmeyecek ve bizlere de sadece gülmek düşecek.”