ANKARA – Kadın Emeği Kolektifi’nin “Geçmişten geleceğe feminist, mücadeleyi yükseltmeye” şiarıyla gerçekleştirdiği konferansta tecride karşı açlık grevinde olan Leyla Güven şahsında tüm tutuklu kadınlar selamlandı.

Kadın Emeği Kolektifi 2’nci Konferansı, “Geçmişten geleceğe feminist, mücadeleyi yükseltmeye” şiarıyla Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Konferans Salonu’nda gerçekleştiriliyor. İki gün sürecek olan konferansın ilk gününde Gazeteci Burcu Karakaş, “Kürtaj hakkımızın gaspı, kürtaj nasıl yasaklandı, ne yapmalı?”, Feminist avukat Hülya Gülbahar, “6284 sayılı şiddet yasası ve İstanbul Sözleşmesi kazanımımızın neresindeyiz” ve Seray Yılmaz da, “Sığınaklar kazanımımızın neresindeyiz” konu başlıklarıyla birer sunum yaptı.
‘ÖZGÜRLÜK İÇİN MÜCADELEMİZİ ÖRÜYORUZ’
Konferansın açılış konuşmasını Kadım Emeği Kolektifi’nden Seda Yüce yaptı. Her türlü tahakküm ilişkisine karşı feminist ilkelerin yol haritaları olduğunu ifade eden Yüce, “Savaşa, militarizme, şiddete, tecavüze, homofobiye cinsiyetçi iş bölümüne karşı emeğimizin, bedenimizin, kimliğimizin, kendi yaşam ve kararlarımızın özgürlüğü için; kadın dayanışmasının örmeye ve büyütmeye çalıştık. Çalışıyoruz” dedi.
‘TECRİDE KARŞI BEDENİNİ AÇLIĞA YATIRAN KADINLARA SELAM’
Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunan, eşitlik özgürlük mücadelesinde yol alan, haksız ve hukuksuz uygulamalara, insanlık suçu olan tecride karşı bedenini açlığa yatıran Leyla Güven şahsında tutsak edilmiş tüm kadınları selamlayan Yüce , “IŞİD barbarlığına karşı direnişte katledilen Kader Ortakaya’yı, Nuray Ergüneş’i özlemle anıyoruz. Ve biliyoruz ki kadın özgürleşmesinden yana verilen her emek; farklı ırmaklardan kadınları kurtuluşu okyanusuna dökülüyor, barış, eşitlik ve özgürlük dolu yarınları yeşertiyor. Yaşasın kadın dayanışması. Jin Jiyan Azadi” diye konuştu.
 ‘ÇILDIRAN DOKTORLARI GÖRDÜM’
Açılış konuşmasının ardından “Kürtaj hakkımızın gaspı, kürtaj nasıl yasaklandı, ne yapmalı?” konusuyla ilk sunumu Gazeteci Burcu Karakaş yaptı. 2012 yılında Tayyip Erdoğan’ın “Her kürtaj Uludere’dir” söyleminden sonra Kadıköy’de kadınların yaptığı eylemleri hatırlatan Karakaş, şöyle konuştu: “Şimdi çok sokakta olamasak bile medyada yine kadın düşmanlarına yönelik tepkiler devam ediyor. Ben Kürtaj haberini yaptığımız zaman çok paylaşıldığını gördüm. Erdoğan’ın söyleminden sonra aralarda haberler çıkıyordu kürtaja yönelik. Ama uzun zamandır buna yönelik geniş kapsamlı bir haber yoktu.  Ben ilk bu haberi yaparken, hastaneleri aradım. Sadece İstanbul değil birçok yeri aradım. Kürtajın k sini duyduğu an çıldıran ‘yasak’ diye bağıran kişilerle karşılaştım. Ben sonra CİMER’i aradım. Sağlık Bakanlığı’ndan cevap geldi: Kürtajla ilgili herhangi bir yasak olmadığı belirtildi. Sonra Nevşehir’de Özel hastaneyi aradım. O da ‘doktorun isteğine bağlı’ dedi. Kanun da öyle bir şey yok diyorum. ‘Biz de işleyiş böyle’ dedi. Aşırı keyfi, ne kanun ne hukuk yok öyle bir şey.”
 ’81 İLİN 53’ÜNDE KÜRTAJ YAPILMIYOR’
Üniversite bünyesinde kürtaj hakkına yönelik en kapsamlı çalışmanın Kadir Has Üniversitesi tarafından yapıldığını belirten Karakaş,  Kadir Has Üniversitesi’nin kürtaja yönelik raporuna göre 81 ilin 53’ünde isteğe bağlı kürtaj hizmeti veren hastane olmadığını, Batı Marmara ve Doğu Karadeniz bölgelerinde ise hiçbir şekilde kürtajın yapılmadığını söyledi.
 ‘TUVALET KAPISININ ÖNÜNDE BİLE YATAK YAPILIYOR’
Ardından Çankaya Belediyesi bünyesinde Kadın Sığınma Evinde çalışan Seray Yılmaz sunum yaptı. Sığınma evlerinin hem nicel hem de nitel olarak ihtiyacı karşılamadığını belirten Yılmaz, Sığınma evlerine dair şu bilgileri aktardı: “Bugün Türkiye geneline baktığımızda toplamda 144 tane sığınma evi var. Yeterli sayıda değil. Ankara’da da 9 tane sığınma evi var. Bunların 4 tanesi bakanlığa bağlı. Şiddet gören kadınlar ya 183’ten ya karakoldan bir şekilde ulaşıyor. Buradan ŞÖNİM’e yönlendiriliyor. Oradan Kabul Merkezine başvuruyor. 15 gün sonra Ankara’da bulunan sığınaklara dağıtımı yapılıyor kadınların. Bu merkez o kadar kalabalık ki asla bu başvurular başlatılamıyor. Tuvaletin kapısının önüne bile yatak yapılıyor. Buradan bizim çözüm üretmemizi bekliyorlar. Biz de diyoruz ki; belli standartlarımız var. Bir kabul merkezi daha açın diyoruz. Ama bu karşılanmıyor.”
‘EN KALICI SIĞINAK ÖZGÜVEN’
Eşitlik İzleme Kadın Grubundan Hülya Gülbahar da, “6284 sayılı şiddet yasası ve İstanbul Sözleşmesi kazanımımızın neresindeyiz” sunumunu yaptı. Sığınak deneyimleri ve nasıl geliştirildiğinin çok önemli olduğunu dile getiren Gülbahar, “Özellikle kadınların özgüvenini geliştirmek açısından çok önemli sonuçları var. Sığınakta kalan 4 kadından 3’ü daha sonrasında kendisine şiddetsiz bir yaşam kurabiliyor. Sığınaklarda 6 ay süre ile kalınıyor. 3 yıla kadar kalmak zorunda kalan kadınlar oldu. Kadınlardan biri şunu yazmış: En kalıcı sığınak özgüven. Kadına karşı şiddet psikolojik şiddetten başlıyor. O çemberi görmek ve daha en başında buna girmemek gerekiyor. Özgüven meselesi çok önemli. Sığınak kelimesi de çok önemli. En Son Nimet Çubukçu ve Beşir Atalay en son ‘barınak’ deme kararı almıştı. Sığınak insanların can güvenliği için gittiği yerlerdir. Bu isme bir misafir ya da otel işlevin indiremezsiniz. Mesele isimden başlıyor” diye konuştu.
 ‘CHP ÜZERİNDEN HALLETMEK İSTİYOR’
Gündemde nafaka, çocuk istismarcının affı ve tecavüzcüyle evlendirmenin tartışıldığını dile getiren Gülbahar, şöyle devam etti: “Birinden birini kaybettiğimizde; çorap söküğü gibi arkasından gelecek. Buna kadının kolundaki bilezikler, mirası hakkı da dahil. Bütün ekonomik haklar gelecek bunun arkasında. Çocuk istismarcılarını af edilmesi ve meşru sayılması olduğu anda çocukla cinsel ilişki yaşının 12’ye kadar düşmesi gelecek. AKP bunu tek başına yapamayacağını gördüğü için Nafaka konusunu ağırlıkla MHP üzerinden halletmek istiyor. Çocuk istismarcılarına af meselesini de CHP üzerinden götürmek istiyor.”
Konferans öğlen arasının ardından ikinci oturumda sunumlarla devam edecek.    (MA)