DİYARBAKIR – TTB Merkez Konseyi, hekimleri açlık grevi aşamalarıyla ilgili bilgilendirerek yanlış yaklaşımlar konusunda uyardı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, Türkiye’deki 90 cezaevinde yaklaşık 6 aydır süren açlık grevi ve 25 gününe giren ölüm oruçlarına ilişkin hekim tutumunun nasıl olması gerektiği ve ilgili uluslararası belgeleri bir kez daha hatırlattı. TTB Merkez Konseyi, açlık grevinin aşamalarıyla ilgili olarak hekimlere yol gösterici olabilecek belgeler ile dikkat edilmesi gereken tıbbi konular, açlık grevi yapmış olanlarda bakım ve tedavi yaklaşım protokolü ve açlık grevlerinde klinik, etik yaklaşım ve hukuksal boyutu içeren belgeleri güncelleyerek paylaştı.
‘B VİTAMİNİ ALINMASINA DEVAM EDİLMELİ’
TTB Merkez Konseyi yaptığı açıklamada şu uyarılara yer verdi: “Süresiz dönüşümsüz yapılan tüm açlık grevleri TTB tarafından sonucu itibari ile ölüm orucu olarak kabul edilmektedir. Kararlılık açıklaması olarak anladığımız ölüm orucu yapan mahpusların daha önce duyurduğumuz gibi açlık grevinde günlük asgari (minimum) beslenme düzeyi olan şeker, su, tuz, karbonat ve B vitamini almaya devam etmelerini önemle hatırlatırız.
Günde kilogram başına 30-35 milim veya en az 1,5 litre su içilmelidir, ideal olan suya tuz karıştırıp içmektir. Her 300-350 milim su için yarım çay kaşığı tuz konmalıdır. Örnek: 70 kilogram ağırlığında birisi, 30 milim/kilogram/gün hesabıyla günde 2,1 litre su (10 bardak) içmeli, her litreye 1 çay kaşığı tuz atmalı, en fazla 3 çay kaşığı tuz kullanmalıdır. Günlük şeker ihtiyacı 100 gramdır. 20-25 adet küp şeker gün içinde tüketilebilir. Günlük 250-500 miligram. B1 vitamini olacak şekilde vitamin, 1 çay kaşığı karbonat alınmalıdır.
ÖZET ALGORİTMA ÖNERİSİ
Açlık grevinin bitirilmesi sırasında ise açlık grevi yapan mahpusların zarar görmeden doğru biçimde beslenmeye geçmesinin sağlanması için ‘Malpraktis-kötü uygulama’ riski taşıyabilecek uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bu nedenle açlık grevi sonlandıktan Sonra Beslenme ve Tedavi İçin Özet Algoritma Önerisi’ni sunuyoruz.
‘HEKİMİN SORUMLULUĞU YEMİNLE BELİRLENMİŞTİR’
Sağlık açısından olağan dışı bir durum olan açlık grevlerine karşı sorumluluğumuz bugüne kadar evrensel etik ilkeler, mesleki değerlerimiz ve ettiğimiz yemine göre belirlenmiştir. Açlık grevinin, kişilerin kendi iradeleriyle karar verdikleri bir tutum olduğunu bir kez daha hatırlatırız.
Ayrıca, bilinci kapalı hastaya yaklaşımı ortaya koyan Lizbon Bildirgesi ve Hasta Hakları Bildirgesinde de yapılacak tıbbi müdahalelerde hastanın onamının alınması zorunlu hale getirilmiştir.
‘KİŞİYE ZORLA MÜDAHALE EDİLMEMELİ’
Açlık grevi yapanlar beslenmeyi reddettiğinde, eğer hekim kişinin beslenmemenin yol açacağı olumsuz sonuçlar üzerinde tam ve doğru bir yargıya varacak yetenekte olduğu kanısında ise bu kişiyi damardan beslememelidir. Beslenmeyi reddetmenin yol açacağı sonuçların hekim tarafından açlık grevi yapana açıkça anlatılması ve kişiden aydınlatılmış onam alınması gerekir.
Açlık grevi yapanın konu hakkındaki görüşleri öğrenilemiyorsa ve kişinin önceden verdiği hiç bir talimat yoksa, hekim o kişi için en iyisini belirleyip yapmakla yükümlüdür. Bu açlık grevi yapanın fiziksel sağlığını olduğu kadar, bilinci açıkken ifade ettiği isteklerini, kişisel ve kültürel değerlerini de dikkate almak anlamına gelir. Açlık grevi yapanın önceki isteklerinin neler olduğuna ilişkin herhangi bir kanıt yoksa, hekimler, üçüncü tarafların müdahalesinden bağımsız kalarak, hastayı besleyip beslememe konusunda karar vermelidirler.
‘TTB OLARAK TÜM HEKİMLERİN YANINDAYIZ’
TTB, her zaman yaşamdan yana olmuştur ve yaşam hakkını savunmuştur. Bu bağlamda, açlık grevi yapanların açlık grevini bıraktıklarında en az sağlık sorunu yaşamalarına olanak verecek bakımın ve bırakanların tedavi koşullarının sağlanması için çaba harcamak, yaşam ve sağlık hakkının gerçekleşmesi açısından çok önemlidir ve mesleki yükümlülüğümüzdür. Hekimlerin hazırlıklı olamayabileceği bu süreçlerde TTB etik yaklaşım sunmak, tıbbi literatür ve deneyim paylaşmak üzere onların yanındadır.”    (MA)