ANKARA – Kadın Örgütlenme Konferansı’nda konuşan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, kadın örgütlenmesinin toplumun özgürleşmesi bağlamında büyük bir önem taşıdığını vurgulayarak, “Tekçi, erkekçi ve şiddet odaklı halkları düşmanlaştırışı-kutuplaştırıcı siyasete karşı kadın öncülüğünde 3’üncü yol siyaseti inşa etme zamanıdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, “Örgütlülüğümüzü Büyütüyoruz” şiarıyla düzenledikleri Kadın Örgütlenme Konferansı başladı. Eğitim Sen Genel Merkezi’nde iki gün sürecek olan konferansta, kadın örgütlülüğünün büyütülmesi, 3’üncü yol siyaseti, kadın siyaseti ve kadın dayanışmasını etkin kılmayı hedefleyen tartışmalar yürütülecek. Konferansa birçok ilden ve kurumdan kadın katıldı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, dünya genelinde kadın kazanımlarına, özgürleşme mücadelesine yoğun saldırıların olduğunu belirterek, bunun karşısında kadınların direniş mücadelesini yükselttikleri bir süreçten geçildiğini belirtti. Savaş ve çatışmanın bitmediğini dile getiren Taşdemir, “Egemen güçlerin de içerisinde bulunduğu bu savaş durumunda halklar, kadınlar, demokratik ve özgürlükçü zeminde değişim talebinde ve mücadelesinde bulunurken, aslında bir yandan da bu savaş ve çözümsüzlük politikalarına karşı barış ve diyalog mücadelesi de vermektedir. Bu mücadele zemini aynı zamanda katı, milliyetçi, demokratik temellerden yoksun ve elbette cinsiyetçi ulus devlet yapılanmalarına karşı bir itirazdır” dedi.
‘TÜRKİYE HALKLARININ YENİ BİR YAŞAM TALEBİ’
Türkiye’de AKP iktidarı sürecinde faşizm yaşandığını dile getiren Taşdemir, “Kürt halkının özgürlük mücadelesinin geldiği aşama, Kürt sorununda demokratik çözüm ve müzakerenin kendini dayatması, çözüm süreci, Gezi İsyanı, emek mücadelesi, kadınların toplumsal muhalefeti ve nihayetinde 7 Haziran seçimleri; Türkiye halklarının yeni bir yaşam, yeni bir siyaset ve demokrasi talebiydi. Bu talebin antidemokratik, yok sayan tekçi, milliyetçi ve cinsiyetçi devlet kodlarına meydan okuduğu,  rant-talan ve yolsuzlukla ayakta duran AKP iktidarını temelden sarstığı görülünce, devletin eski kurucu kodlarına sarılmaya ve faşizmden medet umma siyasetine gidildi” ifadelerini kullandı.
‘ÖCALAN ŞAHSINDA BÜTÜN TOPLUM TECRİT EDİLMEK İSTENDİ’
Taşdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadın siyasetçiler başta olmak üzere, partimizi ve Kürt halkının mücadelesini kırmaya dönük siyasi soykırım operasyonları pervasızlaştı, tüm muhalefet dinamikleri bastırılmaya çalışıldı. Binlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı, işkencelere maruz bırakıldı. Yani bir cezaevi rejimine dönüşen ülkede, cezaevi tehdidiyle toplum rehin alınmak istendi. İmralı Adası’nda Sayın Öcalan şahsında derinleştirilen ağırlaştırılmış tecrit ile hem bütün toplum tecrit edilmek istendi hem de çözüm ve diyalog yollarının kapatılması hedeflenerek bu yönlü toplumsal talepleri bastırma politikalarına gidildi.
‘KADIN MÜCADELESİNE YÖNELİK BASKIYLA ŞİDDET DE YÜKSELDİ’
Bu toprakların en demokratik, en barışçıl isyanlarından biri olan Gezi direnişi kriminalize edilmeye çalışıldı ve daha dün yapılan duruşmalarda protestolara katıldığı gerekçesiyle onlarca arkadaşımıza müebbet hapis cezaları istendi. Dünyada bir ilk olan, tüm belediyelerde eşbaşkanlık sisteminin uygulandığı, tüm dünyanın en demokratik ve eşitlikçi sistem olarak tanımladığı, demokratik, ekolojik ve kadın örgütlükçe yerel yönetim modeli hedef alındı ve nerdeyse tüm belediyelerimize kayyım atandı. Elbette bu süreç bu politikalara dur diyen, toplumsal muhalefeti örgütleyen ve bu muhalefete öncülük eden kadınlara, kadın haklarına ve bir bütün olarak kadın mücadelesine dönük yoğun baskı ve şiddetin de yükseldiği bir sürece evirildi.
‘MÜCADELEMİZLE İKTİDARA CEVAP VERDİK’
Gerek HDP, gereks kadın hareketimiz yani bunun bilincinde olan bir toplumsal muhalefetin özneleri olarak; faşizmle uzlaşılmaz, faşizme karşı mücadele edilir ilkesiyle; hem mücadelemizi yükselttik hem de mücadelemizle iktidara cevap verdik. Ve gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki; bugün toplum olarak bu faşist politikalara teslim olmamışsak, faşizmi geriletmede bir yol kat edilmişse, Türkiye haklarının geleceğine dair umutların yükseldiği bir döneme girilmişse, bu bizim ısrarımız ve mücadelemiz sayesinde olmuştur.
DİRENİŞİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ KADINLAR YAPTI
Bir insanlık suçu olan İmralı tecridinin kırılmasına yönelik tarihsel direnişin öncülüğünü yine kadınlar yaptı. Kadın mücadelesi faşizmin geriletmesinde önemli rol oynadı. Belediyelerimize atanan yerellerdeki kadın kazanımlarını ortadan kaldıran gaspçı kayyım siyasetine ve sömürge zihniyetine karşı en güçlü itiraz biz kadınlardan geldi.
ÜÇÜNCÜ YOLU İNŞA ETME ZAMANIDIR
31 Mart seçimlerinde, karamsarlığın, umutsuzluğun ve geleceğin artık tahayyül edilemediği bir dönemde ‘3’üncü yol’ siyasetiyle Türkiye haklarına, ülkenin geleceğine dair büyük bir umudu yeşerttik. Çünkü Rojava kadın devriminde pratik zeminini bulan ve dünya halklarına umut olan 3’üncü Yol, iki kutuplu siyasete karşı ezilenlerin, faşizme dur diyenlerin, kadınların tarihi ittifakıdır ve bu noktada artık tarihi başarısıdır. Tekçi, erkekçi ve şiddet odaklı halkları düşmanlaştırışı-kutuplaştırıcı siyasete karşı kadın öncülüğünde 3’üncü yol siyaseti inşa etme zamanıdır.
‘TÜRKİYE HALKLARININ TEK UMUDU OLAN BİR PARTİYİZ’
Bu açıdan; hem partimiz HDP, hem de kadın meclisinin, hareketinin ve bir bütün olarak kadın mücadelesinin tutumu, örgütlülüğü ve siyaseti güncel-dar siyaset üzerinden düşünülemeyecek kadar tarihi ve hayati bir noktadadır. Çünkü bizler, partimiz; siyaset sahnesinde ‘parlamento-seçim-sayı-rakam’ gibi klasik siyasi parti denklemine sıkıştırılamayacak bir hareketiz. Elbette bunlar da es geçilemeyecek, görünürlük ve kurumsallaşma açısından önemli rotalardır. Fakat biz, halkalara, kadınlara yani bütün topluma savaş açan, zikirleri farklı olsa da fikirleri aynı olan zihniyete karşı yeni yaşamı, yeni toplumsallığı yani 3’üncü Yol’u inşa etme görev ve sorumluluğunu perspektif edinmiş, abartısız bir şekilde, Türkiye halklarının tek umudu olan tarihi bir mücadele, tarihi bir parti ve hareketiz.
SAYIN ÖCALAN’DAN BİR UYARIDIR
Sayın Öcalan’ın ‘HDP’de vücut bulan demokratik ittifak anlayışı güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik ittifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendini angaje etmemesi ve çizgisinde ısrar etmesidir’ demesi bu gerçekliği can alıcı şekilde hatırlatma, asıl olanı göz ardı etmemeye dönük bir uyarıdır. Dolayısıyla gerek parti olarak, gerekse kadın hareketi olarak yani demokratik muhalefetin, 3’üncü yol siyasetinin asıl aktörleri olarak, ne kendi içimizde yaşadığımız kısır tartışma ve sorunlarda boğulma ne de günlük siyasetin rüzgârına kapılıp gitme gibi bir lüksümüz ve durumumuz yoktur, söz konusu olmamalıdır.
‘KADIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜ TOPLUMUN ÖZGÜRLEŞMESİ DEMEKTİR’
Burada iki gün boyunca, demokratik muhalefetin ve toplumsal mücadelenin öncülüğünü yapan kadınlar olarak, özgün kadın yapımızın durumunu gözden geçirerek dönemin ihtiyacına uygun, yani sürecin gerektirdiği örgütlülük ve mücadele düzeyini yakalamak için hep birlikte güçlü kararlaşmalar yaşamak durumundayız. Çünkü muhatabı olduğumuz erkek egemen zihniyet ve bunun politik temsili olan AKP-MHP bloğu, kadın mücadelesini geriletmeden hedeflerine ulaşmayacağını biliyor. Kadınlara yönelik pervasız saldırıların nedeni budur. Onun için bugün kadın örgütlülüğü demek kadınların ve toplumun özgürlüğü demek. Örgütlenerek,  tek bir kadın örgütsüz bırakılmayarak bu politikalara cevap olabiliriz. Tecritte karşı 200 gün boyunca bedenini açlık grevine yatırarak tarihin en büyük açlık grevlerinden birine öncülük eden sevgili Leyla Güven’e bakmak yeterli olacaktır. Aylarca cezaevleri önünde, sokakta,  nöbet tutan, dünyaya seslerini duyurarak tecritte karşı direnişin simgesi olan kadınlara, annelere bakmak yeterli olacaktır.”
Taşdemir’in konuşması ardından konferans basına kapalı olarak devam etti.   (MA)