Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olduğu davanın duruşması devam ediyor. Demirtaş yaptığı savunmada, “Ali Babacan ile ilgili soruşturma talebi konusunda, Bülent Arınç’ın TV’de yaptığı, savcılara yönelik adeta tehdit içeren açıklamadan bir gün sonra, soruşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Gözlerimizi yaşartacak kadar adalet uygulanıyor” dedi.

HDP’nin önceki dönem Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 142 yıl hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı dava Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü’nde başladı. Demirtaş, mahkemeye SEGBİS’le katıldı.

‘TUTUKSUZ YARGILAMA İSTİSNAYMIŞ GİBİ BİR HAVA YARATILIYOR’

Demirtaş, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden HDP eski milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ı anarak sözlerine başladı. Demirtaş, tutukluluğunun hukuka aykırı olduğunu söyleyerek savunmasına başladı. Demirtaş savunmasında şunları söyledi: “Tutuklu yargılama esas, tutuksuz yargılama istisnaymış gibi bir hava yaratılıyor. Tutuklu yargılama, sadece siyasi davalarda esas haline gelmiş durumda. Tecavüzcüler, hırsızlar, gaspçılar ve özellikle güvenlik personeliyle ilgili davalarda, yargı çok hassas. Daha bir kaç ay önce Diyarbakır’da bir parkta, Recep Hantaş isimli bir genç, bir güvenlik personeli tarafından hiç yere öldürüldü. O güvenlik personelinin çocuğu, babasının serbest bırakılması için CİMER’e bir mektup yazıyor. CİMER bu dilekçeyi, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderiyor. Başsavcılık, dilekçenin geldiği gün, tahliye talebinde bulunuyor. Mahkeme aynı gün, daha yargılanması başlanmamış olan güvenlik personelini tahliye ediyor.”

BABACAN VE HANTAŞ’I HATIRLATTI…

Diyarbakır’da 20 yaşındaki Recep Hantaş’ın öldürülmesiyle ilgili tutuklanan polisin tahliye edildiği gün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’nden (CİMER) Adalet Bakanlığı’na yazı yollandığı, bakanlığın da yazıyı hemen mahkemeye ulaştırdığı ortaya çıktığını mahkeme heyetine hatırlatan Demirtaş şöyle devam etti: “Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, CİMER üzerinden aileye bilgi verilmesi için yazı yazıyor. Dolayısıyla Türkiye’de yargı, öyle sanıldığı gibi tutukluluğu esas olarak kabul etmiyor. Gerektiğinde, böyle işliyor işte. Tabii ki benim ailem de partim de CİMER’e (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) başvurmadı, başvurmayacak. Ama mahkemeye CİMER üzerinden, hatta başka kanallar üzerinden, davamla ilgili perspektifler geliyordur. Ali Babacan ile ilgili soruşturma talebi konusunda, Bülent Arınç’ın TV’de yaptığı, savcılara yönelik adeta tehdit içeren açıklamadan bir gün sonra, soruşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Gözlerimizi yaşartacak kadar adalet uygulanıyor Ankara Adliyesi’nde. Sanki ben bu şekilde tutuklu yargılanıyorum da, Türkiye’deki bütün dosyalarda tutuklu yargılama esas olarak kabul ediliyormuş gibi sanılmasın. Tutanağa geçmiş olayım.”

Demirtaş, AİHM’in hakkında verdiği kararı da mahkeme heyetine hatırlattı. Demirtaş, “AİHM bir kararında, tutukluluğumun siyasi faaliyetlerimi engellediği, siyasi amaçlarla olduğunu tespit etmişti. 18 Eylül’de Strasbourg’da, AİHM Büyük Daire önünde bu dava tekrar görülecek. Bu mahkemedeki dosya, çok daha kapsamlı bir şekilde, biz ve Adalet Bakanlığı tarafından, karşılıklı olarak masaya yatırılacak. Orada ilk kez gerçek muhataplarım, Adalet Bakanlığı var. Burada siz [mahkeme heyeti] varsınız ve sanki yargılama yapılıyormuş gibi oluyor. Strasbourg’da, tam da olması gerektiği gibi, bir tarafta Adalet Bakanlığının yetkilileri, bir tarafta ben ve avukatlarım. Burada da olması gereken bu. Adalet Bakanlığından temsilciler, Külliye’den temsilciler savcılık makamına otursaydı gerçekçi bir görüntü oluşurdu” dedi

(gazeteduvar)