Kaz Dağları’ndaki doğa katliamına karşı 19 gündür direnişte olan eylemciler arasında bu dağlarda büyüyenler de var Hasankeyf için gelenler de

Kaz Dağları’ndaki doğa kıyımına karşı 19 gündür Kirazlı köyü yakında bulunan Balaban mevkiindeki Su ve Vicdan Nöbeti devam ediyor. 26 Temmuz’da başlayan nöbet birçok kesimde yankı bulmuş ve eylemin 5’inci gününde nöbettekiler, doğa katliamını sürdüren Kanadalı Alamos Gold maden şirketinin sahasına yürümüştü. Mezopotamya Ajansı’ndan Zemo Ağgöz’ün izlenimleri şöyle;

Sembolik 8 ayrı köy kuruldu

Türkiye’nin dört bir yanından Kaz Dağları’na gelen yüzlerce kişi köy meydanı etrafında sembolik 8 ayrı köy kurdu. Eylemciler, köylere Hasankeyf, Munzur, ODTÜ, Fatsa, Alakır, Salda, Cerattepe, Kuzey Ormanları isimlerini vermeyi planlıyor. Köy meydanında bir araya gelen eylemciler burada doğa katliamlarına karşı neler yapabileceklerini tartışıyor.

Dayanışma büyütüyor

Daha önce birbirini tanımayan yüzlerce insan bir arada dayanışma içinde doğa mücadelesini sürdürüyor. Her yeni gelenler için çadır yeri ayarlanıyor, eylemciler fazla olan battaniye ve tulumlarını da yeni gelenlerle paylaşarak dayanışmayı büyütüyor.

Her gün sabah ve akşam düzenlenen yürüyüşlerle maden sahasına ulaşan kitle yol boyunca da “Kaz Dağları bizimdir“, “Kaz Dağları’na dokunma” sloganlarını atıyor. Burada yeni gelişmelerle ilgili koordinasyondan bilgi alan kitle, tekrar çadır alanına geri dönüyor. Yürüyüşe eşlik edenler arasında bulunan köpek dikkat çekiyor. Yürüyüşçüler tarafından köpeğe “Eylem” adını verilmiş.

‘Haberleri izlerken hep ağlıyorum’

50 yıldır Çanakkale’de yaşayan 86 yaşındaki Cahide Özuysal, çocuklarını büyüttüğü doğanın talanını haberlerden görerek bölgeye gelen isimlerden. “Haberleri izlerken hep ağlıyorum” diyen Özuysal, talana karşı verilen mücadeleyi görmek için bölgeye gelmiş. Duygularını ifade etmeye çalışırken gözleri dolan Özuysal, maden sahasını göstererek, “Ben buralarda büyüdüm, şimdi şu hale bakın” diyor.

‘Geri adım atılıncaya kadar buradayım’

Maden şirketi geri adım atıncaya kadar eylemi sürdürmekte kararlı olduğunu ifade eden Cahit Kaya, İzmir’den Kaz Dağları’na geldiğini belirtiyor ve siyanürün doğaya verdiği zararları anlatmaya başlıyor.  Kızılderililerin “Doğa bize miras değil, bizim çocuklara bırakacağımız mirastır” sözünü hatırlatan Kaya, bunun için mücadele edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Buradaki mücadele Hasankeyf’i etkiler

Van’dan çıktığı yolculuğunu Kaz Dağları’na ulaştıran Doğan Yıldırım da 4 gündür nöbet alanında. Daha önce Munzur ve Hasankeyf’teki doğa tahribatları için de nöbet eylemlerine katıldığını söyleyen Yıldırım, Kaz Dağları’ndaki talanı duyduktan sonra çadırını alıp Çanakkale’ye doğru yola koyulduğunu söyledi. Burada verilecek mücadelenin Hasankeyf ve Munzur’u da etkileyeceğini belirten Yıldırım “Eğer yerinde ve zamanında oralara ciddi bir tepki gösterilseydi şuan buradaki tahribat olmayacaktı” diyen Yıldırım, dayanışmanın önemine vurgu yapıyor.

Yıllarca Hasankeyf için mücadele ettiğini ifade eden Melis Tantan, şimdilerde Kaz Dağları için verdiği mücadeleye Hasankeyf’teki talanı da taşımak istiyor. Kaz Dağları’nda Hasankeyf için tiyatrolar düzenleniyor, sloganlar atılıyor.

‘Sorumlusu devlettir’

Nöbete İstanbul’dan gelen iki arkadaş da çok kararlı bir şekilde yola çıkmalarına rağmen yol boyunca acaba “Romantizm mi yapıyoruz?” üzerinden yürüttükleri tartışmalar sonucunda Kaz Dağları’na vardıklarını anlatıyorlar. İkili verecekleri mücadelenin romantizm olup olmadığı konusunda bir karara varmasalar da, bir ülkede yaşanın doğa katliamının sorumlusunun devlet olduğu konusunda hemfikirler.

‘Dünyayı kadınlar kurtaracak’

Atılan imzalar ardından hukukun şirketten yana olacağını söyleyen Beyza Utkun, “Kurtaracaksa bu dünyayı kadınlar kurtarır” düşüncesinin verdiği sorumlulukla “Bir kişi de bir kişidir” diyerek nöbet eylemine dahil olduğunu anlatıyor.

Utkun’un sözlerinin üzerine tartışmaya katılan Serpil Demir, kendinden emin bir şekilde, “Hiçbir hukuk kitabında direniş yer almıyor değil mi?” diye soruyor ve cevap veriyor: “Hiçbir hukuk kitabında halkın yasalara karşı direnişi yer almaz ama başaracağız.” İlk güne kıyasla şimdi daha kararlı ve fazla kişiyle mücadelenin devam ettiğini vurgulayan Demir, “Buradaki direniş birçok yer için umut olacak” diyor.   (yeniyasamgazetesi)