TMMOB Başkanı Emin Koramaz, 17 Ağustos depreminin 20. yıl dönümünde gerekli derslerin çıkarılmadığını, bunun en önemli örneğinin çıkarılan ‘İmar Barışı’ yasası olduğunu söyledi.

Marmara’da meydana gelen ve binlerce insanının hayatını kaybettiği 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 20 yıl geçti. Sabah karşı saat 03.02’de meydana gelen Gölcük Merkezli 7.5 büyüklüğündeki depremde resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti. 23 bin 78 yurttaşın ise yaralandığı, 505 kişinin de sakat kaldığı açıklandı. Resmi kayıtlar bu verileri paylaşırken, resmi olmayan kayıtlara göre ise, yaklaşık 50 bin kişinin hayatını kaybettiği, 100 bine yakın kişin de yaralandığı ifade edildi.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, uzmanlar depremden ders çıkarılmadığını belirtirken, yeni bir deprem durumunda aynı facianın tekrarlanacağını söylüyor.

‘GEREKLİ DERS ALINMADI’

Depremin ardından büyük maddi hasar ve binlerce yurttaşın hayatına mal olduğu bir yıkım bıraktığını hatırlatan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, “Marmara depreminden bugüne baktığımızda gerekli derslerin alınmadığını görebiliyoruz.  O dönemin iktidarı bu konuda önlemler alacağını ifade etmişti. Ne o dönemin iktidarı ne de şimdiki iktidar herhangi bir önlem almadı. Depreme yönelik stratejik planlar hazırlandı. Birçok konuşma yapıldı bu konu üzerine ama hiçbir şekilde bunların gereği yapılmadı. Aksine depremin gerçekleştiği yerlere ve diğer deprem bölgelerine AVM’ler yapıldı. Turistik amaçlı faaliyet yürüten mekanlar açıldı. Verilen sözlerden gelinen nokta son haliyle bu oldu” dedi.

‘İMAR BARIŞI ÖRNEKTİR’

Depremden gerekli dersler çıkarılmadığının en önemli göstergesinin geçen yıl hükümet tarafından çıkarılan “İmar Barışı” yasasının olduğunu vurgulayan Koramaz, “İmar barışı resmen bir aymazlıktır. Önceki yıllarda yapılan binaların tekniğe uygun yapılıp, yapılmadığını, mühendislik hizmeti alıp, almadığını ve hatta bir projesi olduğunu dahi bilmiyoruz. Denetim mekanizması tamamen ortadan kaldırıldı. Türkiye’de 900 bine yakın, İstanbul’da ise yüz binlerce binaya oturma izni ve ruhsatlar verildi. Yani bu projeyle halkın can ve mal güvenliği doğrudan tehlikeye atılmış durumda. O sebeple bu tür projeleri Marmara bölgesinde bulunan kentler için bir tehdit olarak görüyoruz. Bu siyasi iktidarın her konuya sadece ticari açıdan baktığını, halkın güvenliğini ikinci planda tuttuğunu gösteren bir uygulamadır” diye konuştu.

‘GEÇ OLMADAN YAPILMALI’

Koramaz, meydana gelebilecek olası depremin etkilerini azaltmak konusunda ise şu önerilerde bulundu: “Öncelikli konu yapı denetimlerinin doğru yapılmasıdır. Son yıllarda yapı denetimi özel şirketlere verilmiş durumda. Bunun bir geçerliliği yoktur ve içinde büyük riskler barındırıyor. Bu konuda yetkin olan odaların yetkileri kısıtlanmış durumda. Bu sorunun ilk başta halledilmesi gerekiyor. Ayrıca, herhangi bir deprem durumuna karşın çok geç olmadan binaların denetimlerinin yapılması gerekiyor. Meslek odalarının görüşleri dikkate alınmalı, odalar sürece dahil edilmelidir. ‘Yapı Denetim Kanunu’ kapsamı genişletilmek zorundadır.”

‘BİLİMSEL YAPILMASI GEREKİYOR’

Marmara’daki depremin büyük bir toplumsal faciaya neden olduğunu dile getiren jeolog Prof. Dr. Ahmet Ercan da, o günden bu güne önleyici hiçbir adımın atılmadığını söyledi. Marmara başta olmak üzere Türkiye’de deprem riski bulunan yerleşim yerlerinin incelenmesi ve gerekli bilimsel çalışmaların yapılması gerektiğini ifade eden Ercan, “Konunun muhatabı olan makamlar bu konuda daha önce atım atacaklarını söylemişti. Ama gözle görülür bir değişim dönüşümün olduğuna şahit olmadık. Marmara’da 2’nci bir facianın yaşanmaması için gerekli tedbirlerin bir an önce alınması gerekiyor” diye belirtti. (MA/Barış Ceyhan)