Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün sağlık kurum ve kuruluşlarına yazı göndererek son iki yılda polikistik over sendromu olan ve küretaj yaptıran kadınların listesini istemesine tepki gösterdi. Sağlık Bakanlığı’na ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na konuyla ilgili ivedi bir yazı gönderen TTB Merkez Konseyi, konuyla ilgili açıklamasında da Sağlık Bakanlığı’nın bu talebi ivedilikle ve kesinlikle geri çekmesini istedi.

Kişisel verilerin korunmasının önemine ve bu konudaki hekimlik meslek ilkelerine dikkat çeken TTB Merkez Konseyi, “Meslektaşlarımıza ve bütün sağlık otoritelerine uluslararası hekimlik uygulamalarını hatırlatır, sır saklama yükümlülüğüne uygun tutum almalarını bekleriz. Zira aksi kişi hak ve özgürlüklerine müdahaledir ve suçtur” açıklamasını yaptı.

Açıklamanın tam metni şöyle:

SINIRSIZ SAĞLIK VERİSİ TALEP EDİLEMEZ
BİNLERCE KADININ ÖZEL BİLGİSİ MASAYA SERİLEMEZ!

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nden sağlık kurum ve kuruluşlarına gönderilen bir yazıyla, son iki yılda polikistik over sendromu olan ve küretaj yaptıran kadınların listesinin gönderilmesi istenmiştir. Bu talebin kaynağı olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Rüşvet ve Cumhurbaşkanı ile Devlet büyüklerine hakaret konulu bir soruşturma gösterilmektedir.

İnsanlara ilişkin her türlü bilgi kişisel veri olarak tanımlanmış ve uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve özel olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile korunmaya çalışılmaktadır.

Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, inançları, örgütsel bağları, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir. Bu veriler kural olarak, ilgililerin açık rızası olmadan işlenemez. Ancak kanunda açık hüküm olması halinde sağlık ve cinsel hayata ilişkin veriler dışındaki özel nitelikli kişisel veriler ilgilinin açık rızası aranmadan işlenebilir.

Sağlık ve cinsel hayata ilişkin veriler ise bunların tamamından daha özeldir ve kişinin açık rızası olmadan, ancak sağlığa ilişkin belli amaçlarla ve sadece sır saklama yükümlülüğü altındaki kişi ve kurumlar tarafından işlenebilir. Bu şartlar altındaki işlemeler de sınırsız değildir; işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmalıdır.

Hasta ile hekim arasındaki güven ilişkisi temel olarak sır saklama yükümlülüğü ile korunur. Bu durum hekimliğin önemli etik değerleri arasındadır. Sağlık kuruluşuna başvuran hasta kişisel sağlık bilgilerinin gizliliğine saygı gösterileceği, yasal zorunluluk olmadıkça kimseyle paylaşılmayacağına güvenir. Bu güvenin ihlal edilmesi hastanın bilgi gizlemesi veya sağlık hizmeti almaktan bütünüyle kaçınmasına neden olabilir.

Bütün bu nedenlerle, bir sağlık kuruluşundan kişisel sağlık verisi talep edilmesi ancak kesin bir zorunluluk halinde ve somut başka verilerin bunu gerektirmesi koşuluyla istenebilir. Son yaşanan olayda ise talep edilen kişisel sağlık verileri ile soruşturma konusu arasında bir ilgi kurulamadığı gibi, herhangi bir suç soruşturması gerekçe yapılarak bu derece geniş ve ölçüsüz biçimde kişisel sağlık verisi istenmesi de anlaşılamamaktadır.

Her ne kadar kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun istisnaları arasında sayılmış ise de bu durum yargı organlarının insanların sağlık verilerine sınırsız ve ölçüsüz biçimde erişebileceği anlamına gelmemektedir. Ceza Yargılaması Yasası’nda suç soruşturması kanıtlarının tespiti için şüpheli, sanık, mağdur veya diğer bir kişinin beden muayenesi bile hâkim kararına bağlanmış iken bir soruşturmayla ilişki kurularak polikistik over sendromu olup da küretaj yaptırmış bütün kadınların listesinin istenmesi kabul edilebilir bir talep değildir.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu da 2015 yılında benzer bir konuda genelge yayınlamıştır. Bu genelgede, yukarıda belirtilen görüşlerle benzer biçimde “verilerin üçüncü kişiler ile paylaşılmasının hem mevzuata aykırılık teşkil edeceği hem de hasta-sağlık personeli arasındaki güven ilişkisini sarsarak hastanın sağlık hizmeti aldığı kişi ve kurumlara güvensizliğine neden olacağı” gerekçesiyle icra müdürlükleri tarafından istenen hastaların adres bilgilerinin paylaşılmaması gerektiği belirtilmiştir.
Meslektaşlarımıza ve bütün sağlık otoritelerine uluslararası hekimlik uygulamalarını hatırlatır, sır saklama yükümlülüğüne uygun tutum almalarını bekleriz. Zira aksi kişi hak ve özgürlüklerine müdahaledir ve suçtur.

Sağlık Bakanlığı, kadınların küretaj verilerinin istenmesine yönelik bu talebi ivedilikle ve kesinlikle geri çekmelidir.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ