Beştaş’a göre son dönemdeki saldırılar da 7 Haziran 2015’ten bu yana uzanan sürecin bir parçası ve bir yandan HDP’yi kapatmaktan çok işlemez hale getirmeyi, diğer yandan da AKP’nin 23 Haziran’dan sonra içine girdiği düşüş sürecini perdelemeyi amaçlıyor.

HDP’nin hukukçu milletvekillerinden Meral Danış Beştaş, iktidarın HDP’yi kriminalize etme çabalarının ve yeni soruşturmaların neyi amaçladığına ilişkin Sendika.Org’un sorularını yanıtladı. Beştaş’a göre son dönemdeki saldırılar, kriminalize etme ve itibarsızlaştırma çabaları 7 Haziran 2015’ten bu yana uzanan sürecin bir parçası ve bir yandan HDP’yi kapatmaktan çok işlemez hale getirmeyi, diğer yandan da AKP’nin 23 Haziran’dan sonra içine girdiği düşüş sürecini perdelemeyi amaçlıyor.

Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyeleri’ne kayyum atanması, HDP hakkında yeni soruşturmaların açılması ve büyük bir medya kampanyası eşliğinde HDP Diyarbakır İl Örgütü önünde düzenlenen oturma eylemi ile partinin hedef gösterilmesi… Tüm bunlar demokratik kamuoyunda “HDP’nin kapatılmasına giden bir yolun taşları mı döşeniyor?” kaygısının uyanmasına yol açtı.

“Amaçları HDP’yi çalışamaz hale getirmek”

HDP Siirt Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu ve Anayasa Komisyonu Üyesi Meral Danış Beştaş, konuya ilişkin değerlendirmelerini Sendika.Org’la paylaştı.

“HDP’ye yönelik bir kapatma davasına doğru giden bir süreçle mi karşı karşıyayız?” sorusuna Beştaş’ın yanıtı şöyle:

Ben öyle görmüyorum. HDP’ye yönelik baskılar, saldırılar, itibarsızlaştırma girişimleri, kriminalize etme çabaları yeni değil. 7 Haziran’dan 1 Kasım’a (2015) uzanan ve ardından 4 Kasım’da (2016) Eş Genel Başkanlarımızın ve milletvekillerimizin tutuklandığı, 96 belediyemize kayyum atandığı bir süreç yaşadık. Bugün HDP’ye karşı söylenenler o zamandan bu zamana kesintisiz bir söylem olarak karşımızda. Amaçları HDP’yi çalışamaz hale getirmek, ilgi ve desteği azaltmak, örgütü işlevsiz hal getirmek.”

“Kürtlerin oy hakkı yok”

Türkiye’de faaliyet yürüten bir siyasi parti olarak tarihin en büyük saldırısı ile karşı karşıya olduklarını belirten Beştaş, yaşananların 12 Eylül’de yapılanlarla bile kıyaslanamayacağını söylüyor:

“12 Eylül’de birçok parti kapatıldı. Siyasi parti liderleri tutuklandı ama serbest bırakıldılar ve sonra siyasete dönmeleri için yasa çıkarıldı. Bugün başka bir konsept işliyor.”

“Dokunulmazlıkların işlemediği tek parti biziz. Kapatmaymış, yeni yasal düzenlemelermiş, böyle bir şeye ihtiyaçları yok. Yasal dayanağa da ihtiyaçları yok.”

Kayyum atamaları ile sadece Diyarbakır’da 500 bine yakın insanın oyunun yok sayıldığını belirten Beştaş, “Bu, Kürtlerin oy hakkı yok demek” diyor.

“Attıkları her adım sonlarını yaklaştırıyor”

Kayyumlara ilişkin olarak “Kayyum bir darbe, bunu açıklayamıyorlar. Bir yetkili çıkıp kayyumlar için gerekçe açıklayamıyor. Öyle bir gerekçe yok çünkü” diyen Beştaş, gerekçe olarak ortaya atılan eş başkanlık sistemine ve soruşturmalara ilişkin şunları söylüyor: “Eş başkanlık diyorlar ama bu yasa dışı değil. On yıllardır hep yürürlükteydi. Eş Genel Başkanlık Siyasi Partiler Yasası’nda var. Bundan başka söz ettikleri soruşturmalar eski soruşturmalar, ki onlar da haksız ithamlar, başka da bir şey yok.”

AKP’nin ciddi anlamda bir tıkanmışlık içinde olduğunu belirten Beştaş, “HDP’yi hedef alarak yaşadıkları acizliği, iç çelişkileri, dış politikada yaşadıkları krizleri örtmeye çalışıyorlar. 23 Haziran’dan sonra düşüş başladı, durdurmaları mümkün değil, ancak yavaşlatabilirler. Ama attıkları her adım sonlarını yaklaştırıyor” diyor.

“O annelerin talebi bizim de talebimiz”

Beştaş, HDP Diyarbakır il binası önünde oturma eylemi yapan anneler için de “O annelerin talebi bizim de talebimiz, barış içinde yaşamak istiyoruz” diyor ve AKP’nin bu eylemi HDP karşıtı bir kampanyaya dönüştürmesine ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Bir ironi var ortada. Anneleri savunan bizi annelerle karşı karşıya getirmek istiyorlar. Biz barışı savunuyoruz. Asker annesinin de Cumartesi Annelerinin de dağdakilerinin annelerinin de taleplerinin karşılanmasını biz istiyoruz. AKP ise buradan farklı bir tutum geliştirmek istiyor. Cenaze törenlerinde neler yaptıklarını biliyoruz, cenaze üzerinden siyaset yapanlar bizi annelerle karşı karşıya getirmek istiyor. Biz anneleri ayrıştırmıyoruz. Bir annenin talebini görmezden gelecek kadar da sığ, insanlıktan nasip almamış bir parti değiliz.”    (Sendika.Org)