‘Paris’e gelip, her iki kabri ziyaret etmek gönlümüzde olan, maneviyatımızda olan bir ziyaretti. Bunu tamamladık. Hem Ahmet Kaya’nın hem Yılmaz Güney’in mekanları cennet olsun.’

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, uluslararası bir zirve için gittiği Fransa’nın başkantı Paris’te dün, sanatçılar Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’nın mezarlarını ziyaret etti.

Père Lachaise Mezarlığı’ndaki Ahmet Kaya’nın kabri başında konuşan İmamoğlu, Kaya’nın çok değer verdiği ve sevdiği bir sanatçı olduğunu belirterek, “Dinlerken insanı hasretiyle, sevdasıyla buluşturan değerli bir sesimizdi. Topraklarımızın kıymetli bir ses tonuydu. Hazin bir ölüm… Çünkü, ülke hasretiyle göç etmiş bir sanatçımız. Çok üzüntülüyüz. Keşke, değerlerimize, sonradan pişman olacağımız birtakım davranışlarda ya da tepkilerde bulunmasak. Ama bu tarihimizde oluyor. Temenniyi eyleme geçirmek adına daha bilinçli olmak, birbirimizin yaşarken farkında olmak, onlarla paylaşımda bulunabilmeyi sağlamak, toleranslı bir toplum olabilmek çok önemli. Ama dönem dönem kızıştırmayı, insanları birbirine düşman etmeyi tercih eden bir takım algı süreçleri ülkemizde var oldu. Var olmaya da devam ediyor. Bunun sonlanmasını istiyoruz. Ahmet Kaya, ‘Arka cebimde 2 metrelik kefenim var, her zaman hazır ve nazır’ demiş hatta, ‘Bir tek şeyle anılmak istemem, memleketini sevmiyor, ülkesini sevmiyor lafıyla anılmak istemem. Halbuki; Ardahan’dan Edirne’ye kadar, bu toprakları çok seviyorum’ diye de eklemiş. Bir bütüne ait olduğumuzun hissiyatını kaybetmeden, bu ülkenin değerlerine sahip çıkan bir kültürle var olmayı diliyorum Ahmet Kaya’nın kabri başında. Dualarımızla, mekanı cennet olsun diyorum.” dedi.

‘ZİYARET ETMEK GÖNLÜMÜZDE VARDI’

Daha sonra 9 Eylül 1984’te Paris’te hayatını kaybeden büyük sinema yönetmeni ve oyuncu Yılmaz Güney’in kabrine geçen İmamoğlu, burada da karanfil bırakıp, dua etti. İmamoğlu, Güney’le ilgili duygularını da şu sözlerle dile getirdi:

“Yılmaz Güney, bir dönemin jönü, simgesi. İyi de bir yönetmen. Filmleri ödül almış olan değerli bir sanatçı. Adana’nın simge isimlerinden birisi. 60’lı yılların gençlerinin fenomeni gibi. Biraz onun gibi olmak, onun gibi davranmak, onun gibi giyinmek… Babam da lise çağlarında Yılmaz Güney’e imrenirmiş. Ona benzemek için çaba gösterirlermiş. O da hayatını gurbette, Fransa’da kaybetti. Burada yatıyor. Onun için burada olduk ve duamızı okuduk. Mekanı cennet olsun. Allah rahmet eylesin. Dilerdik ki bu değerlerimiz, bu insanlarımızın yine vatanlarında kabirleri olsun, orada ziyaret edelim; ama hayat bazen böyle kaderlere sürükleyebiliyor insanları. Paris’e gelip, her iki kabri ziyaret etmek gönlümüzde olan, maneviyatımızda olan bir ziyaretti. Bunu tamamladık. Hem Ahmet Kaya’nın hem Yılmaz Güney’in mekanları cennet olsun. Allah rahmet eylesin.”   (rudaw)