İSTANBUL – RTÜK’ün, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik savaşa karşı haber yapan medya kuruluşlarını tehdit etmesini eleştiren gazeteciler ve meslek örgütleri, basın üzerinde baskı kurmanın kimsenin haddi olmadığını dile getirdi.
Gazeteciler ve basın örgütleri, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı operasyon karşıtı yayın yapan medya kuruluşlarına yönelik tehdit açıklamasına tepki gösterdi. Gazeteciler, RTÜK’ün açıklamasıyla birlikte ana akım medyanın değişen dilini de eleştirdi.
‘AKP’NİN KURTARMA OPERASYONU’
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, düzenlenen operasyonun yurt içinde sıkışan AKP iktidarın kendini kurtarma operasyonu olarak değerlendirerek, hükümetin operasyonla ülkede yaşayan 80 milyon insanı AKP üyesi olmaya çağırdığını söyledi.
‘GERÇEKLERİ YAZAN GAZETECİLER DE VAR’
Ana akım medyanın operasyonla ilgili milliyetçi ve militarist bir dil kullandığını, gazeteciliğin kamusal görevini büyük oranda ihmal ettiğini dile getiren Eren,  “Gelinen nokta daha da vahim. Medya, tamamen bir partinin sözcüsü haline gelmiş durumda. Operasyona kamuflajlı elbiselerle giden gazeteciler gördük. Gazetecilerin büyük bir bölümü propaganda aracına dönmüş durumda. Biri köşesinde savaşa karşı çıkanlara ‘kolpacı’ demeye kadar vardırdı işi. Artık farklı bir çağdayız. Elektronik haberleşme ve sosyal medya çok yaygın, her şeye rağmen gerçekleri yazan gazetecilerde var. Tüm çabalarına rağmen Türkiye kamuoyu gerçekleri öğrenecek. Bunu gizleyemeyecekler” diye konuştu.
‘MUHALİF SESLER BASTIRILIYOR’
İktidarın ülkedeki muhalif sesleri bastırmaya çalıştığını dile getiren Eren, “Bakan, ‘Savaşa giriyoruz. Kazanan biz oluruz’ diyor. Birisi çıkıp ‘bu operasyondur’ diyor. ‘İşgal’ diyen bile var. Ama Cumartesi Anneleri savaş dediğinde saldırıyorlar. İlk günden iki gazeteci gözaltına alındı. Sosyal medya üzerinden barış talep edenler tehdit ediliyor. Bütün bunlar nafile çabalar. Bütün engellemelere, saldırılara, gözaltına almalara rağmen insanlar düşündüklerini söyleyecekler” ifadelerini kullandı.
‘OPERASYON DEĞİL SAVAŞ’
Sendika.org editörü Ali Ergin Demirhan da, “operasyon” kavramı yerine “savaş” kavramının kullanılması gerektiğinin altını çizerek, sınır hattında yaşanan ölümlere ilişkin şunları söyledi: “Bu savaşta masum siviller ölüyor ve bunu çok açık bir şekilde görüyoruz. Bu Türkiye’nin güvenlik kaygılarından başlatılmış bir savaştan öte, AKP iktidarının hem içerideki sıkışmışlığı hem de Suriye politikasındaki sıkışmışlığından kaynaklıyor. Bu savaş Türkler, Kürtler ve Arapların güvenlik haklarını hiçe sayan bir savaştır. O nedenle sadece Rojava’yı değil, Türkiye’yi savunmakta, bu savaşa karşı çıkmanın amacıdır” dedi.
‘İLK AMACI İÇERİYİ SUSTURMAK’
AKP’nin muhalefeti birleşmesini engelleyememesi üzerine savaş politikalarına başvurduğunu söyleyen Demirhan, “İktidara yönelik içerideki hoşnutsuzluk giderek büyüyor. AKP eliyle yapılan tüm bu darbe girişimleri ve OHAL koşullarına rağmen muhalefetin içindeki birleşmeyi engelleyemiyor. Bu nedenle de içeriyi susturmanın gerekçelerini üretiyor. Yapılan operasyonun nedenlerinden biriside budur. AKP muhalefeti bastırmayı ve bölmeyi, toplumsal muhalefeti sindirmeyi anlık bir şekilde başarsa bile, bu kalıcı sonuç elde edemiyor. Kendine güvenen bir iktidar, halkın konuşmasını engellemez. Haksız bir iktidar halkın konuşmasını engeller. Bu baskılar nafile baskılardır” diye konuştu.
‘AKP’NİN PROPAGANDA ARAÇLARI’
Ana akım medyanın AKP’nin propaganda aygıtlarına dönüştüğüne dikkati çeken Demirhan, şunları söyledi: “Ana akım medyayı eleştirebiliriz ama bunlar ana akım bile değil. Savaşı arkanıza fon yapıp İnstagram için savaş pozu vermek yakışıksızdır. Bir savaş başladığında o savaşı haklı çıkarmak, iktidara hoş görünmek için gerekçe üretmek anlamsızdır. Birde, soruşturma ve tutuklama tehditleri, baskı ve zorluklara rağmen gerçekleri aktarmaya çalışan sınırlı sayıda basın yayın organı var. Biz gerçek gazeteciler, savaşın propaganda bültenlerini çıkarmıyoruz. Orada gerçekleşen her neyse onu vermemiz gerekiyor. Bunların yaptıkları tiksindirici. Bizler daha savaşın ilk birkaç günündeyiz. İlerde tarih bunları çok kötü yargılayacağı gibi, birkaç hafta sonra da yalan söyledikleri açığa çıkacaktır.”
‘MESLEK İLKELERİNE AYKIRIDIR’
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, RTÜK’ün Türkiye’nin düzenlediği operasyona ilişkin yaptığı açıklama ile adeta savaşa katıldığını söyledi. RTÜK’ün halka ilkeli, tarafsız ve objektif yayıncılığın ulaşmasını sağlamakla sorumlu olduğunu hatırlatan Durmuş, “Kimsenin kendini hükümetin, askerin yerine koymasına gerek yok. Onlar zaten var. Gazeteciler ve medya kuruluşlarını tehdit etmek, RTÜK’ün haddine değildir. Hiçbir medya kuruluşu yayın politikasını RTÜK’e göre belirlemez. Gazeteci tarafsız olarak gördüklerini kamuoyuna anlatır. Şov yapmak, kendini bir tarafa koymak, gazetecilik meslek ilkelerine aykırıdır” diyerek tepki gösterdi.    (MA)