ANKARA – HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarını “işgal” olarak tanımlayarak, tüm dünyanın gözü önünde katliamların yaşandığını ifade etti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, Meclis’te düzenlediği basın toplantısı ile gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Kurtulan, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarına ilişkin konuştu. Kurtulan, “Çok önceden başlayan, provasının yapıldığı, ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ diye denen bu savaş başlamış ne yazık ki. Türkiye neden bu savaşa ihtiyaç duydu? Hangi koşullarda gitti? Bunu biraz konuşmak lazım. Türkiye’de her gün işsizlik, yoksulluk artarken, ekmek küçülüyor, ekonomik kriz büyüyor. Devleti yönetememe durumu, yargıdaki çürüme, demokrasi ve adalet sorunları, Kürt sorunun demokratik çözümünün kendisini ısrarla dayatması, seçimlerde açığa çıkan güç kaybı, irade yitimi, yeni parti oluşumları bütün bunları bir araya getirdiğimiz baskı ve şiddetle ayakta durmaya çalışan bir cumhur ittifakı, bir hükümet gerçeği var ve can simidi gibi bir savaşa sarılmıştır” dedi.
‘BU İŞGALDİR’
Kurtulan, Türkiye’nin saldırıları ile birlikte başlayan “savaş” ve “ işgal” tartışmalarına değinerek, HDP olarak bir ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik müdahaleyi “savaş” ve “ işgal” olarak gördüklerini ifade etti. Kurtulan, “Bu anlamda bizce bunun adı savaştır. Basın yayın organlarına baktığımızda ‘şu kadar köy ele geçirildi şu gasp edildi’ gibi açıklamalara baktığımızda aslında bunun işgal olduğunu görürüz. Numan Kurtulmuş zaten bunu savaş olarak tanımlamıştır” şeklinde konuştu.
‘HEYETLERİMİZ ENGELLENDİ’
Saldırılar ile birlikte sivillerin yaşamını yitirdiğini ve yüzlerce yaralının olduğunu ifade eden Kurtulan, Nusaybin, Ceylanpınar, Akçakale, Suruç gibi yerlere isabet eden bombaların nereden geldiğinin bilinmediğini söyledi. Kurtulan, “Bu konuda HDP olarak Mithat Sancar başkanlığında bir heyetimiz Mardin’e gitmek istedi Nusaybin’de incelemelerde bulunmak istedi ancak bu engellendi. Orada arkadaşlarımızın yaptığı açıklamaya bakıldığında özellikle incelemenin engellemesini de ele aldığımızda daha önce Türkiye’nin bu konuda Hakan Fidan’ın savaşı gerekçelendirmeye dair bir ses kaydını ele aldığımızda ‘bunun gerekçesi kolaydır öbür tarafa geçeriz bir bomba atarız savaş gerekçesini oluştururuz, siz onu bana bırakın bize bırakın, o iş kolaydır’ demesini de hatırladığımızda bu mühimmatın neden geldiğini, kime ait olduğu araştırılması lazım. Ancak Türkiye hala bunu araştırmamakta kararlı. Suriye’de tarafında da sivillere dönük çok yoğun saldırıların olduğunu görüyoruz” diye konuştu.
‘DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE KATLİAMLAR YAŞANDI’
Kurtulan’ın açıklamalarının devamı şöyle: “Tüm dünyanın gözü önünde katliamların yaşandığına ne yazık ki tanıklık ettik. Bir konvoyda iken Suriye’nin Gelecek Partisinin Genel Sekreteri Hevrîn Xelefin canlı iken infaz edildiğinde aracından indirilerek yolda defalarca üzerine kurşunların yağdırılıp infaz edildiğini  gördük. Şimdi sayın Xelef’ e ait görüntüleri izlemek gerçekten bir insanlık dramı idi. Ama  Yeni Şafak’ın verdiği bütün ulusla arası kamuoyunun lanetlediği ve kınadığı durumu Türkiye’nin güdümlü basını bu şekilde veriyor. Yine kadınların savaştaki dramını bu şekilde sizinle paylaşmak isterim. Hani deniliyor ya orada silahlı güçlere dair yapıyoruz operasyonu diye. Yine bir annenin kucağındaki bebeğinin cansız bedenine sarılarak feryat ettiğini dünya ve insanlık ne yazık ki bunu böyle izledi. Nusaybin’de de insanların üzerine düşen bombalardan 12 kişinin hayatını kaybetmesi ile insanların yaşadığı tedirginlik var.
‘SAVAŞ SUÇU DEĞİL MİDİR?’
BM orada insanların göç etmek zorunda kaldığını söylüyor. Yine BM İnsan İşleri Eşgüdüm Ofisi Sözcüsü Türkiye’nin saldırıları nedeniyle 130 binden fazla kişinin evlerini terk ettiğini bu sayının 400 bini bulacağını söylüyor. Yine sınır tanımayan doktorların bir açıklaması var. Girê Spî ‘de sadece bir hastane olduğu ve saldırılar nedeniyle onun da kapatıldığını söylüyor. Şimdi hepsini topladığımızda bu bir insanlık suçu, bir savaş suçu değil midir? Bu bir işgal midir  değil midir, talan mıdır değil midir?
‘GÜVENSİZLİK TABLOSU ORTAYA ÇIKMIŞTIR’
Aslında bir çok yeri tehdit eden bir güvensizlik tablosu ortaya çıkacaktır. Burada yaşayan Kürtler, Türkler, Ermeniler, Süryaniler burada yaşama iradesini ortaya çıkarmıştı. Türkiye’nin yapacağı şey  buna saygı duymasıdır. Orada tüm hakların birlikte ortak demokratik bir yönetimle idare edilmesini risk olarak görmek kabul edilecek bir durum değil. Türkiye’nin yapması gereken orada Ortadoğu karanlığında aslında bir aydınlık ışık gibi Rojava Kuzey Doğu modeli örnek alınmalı. İnsanlığa bir hizmettir. Ortak bir sistemi demokratik katılımcı, kardeşçe, bir arada yaşandığı bir sistem kurmuşlar.  Suriye’nin ne olacağını Suriyelilere teslim etmek bizim de doğru ilişkilerle kardeş gibi yaşamak gibi bir yükümlülüğümüz var.
SAVAŞIN GÖLGESİNDE YARGI PAKETİ
Geçen haftadan devam eden bir yargı paketi Meclis’te. HDP komisyon aşamasında da genel kurul aşamasında bunun bir kamuflaj ve makyaj olduğunu bunun çürümüş yargı sistemine derman olmayacağın söyledi. Savaşın gölgesinde yargı paketini tartışmak. Savaşın başlamasıyla Soylu (İçişleri Bakanı) açıkladı. ‘Savaşa hayır’ düşüncesini ifade ettikleri  için eşbaşkanlarımızın arasında olduğu çok sayıda insana soruşturma açıldığını söyledi.  Savaşı reddeden twitter attığı için hakkında soruşturma açılan çok sayıda insan var. Buna baktığımız zaman yargının düzenleme içine girmediğini görüyoruz.”
‘SURİYE ORDUSU İLE TSK KARŞI KARŞIYA GELMEMELİ’
Kurtulan, ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Suriye Ordusu’nun Minbiç’e girdiği yönündeki iddialar, Suriye Ordusu ile TSK’nın karşı karşıya gelip gelmeyeceği yönündeki sorulara Kurtulan şu yanıtı verdi: “Türkiye ve Suriye ordularının o topraklarda karşı karşıya gelmemesi lazım. Aslında Türkiye’nin hiç kimse ile karşı karşıya gelmemesi lazım. Biz HDP olarak şunu savunuyoruz: Orada yaşayan inanç ve hakları topluluklarının birbirlerinin varlıklarına saygı duyarak oluşturdukları birlikte yaşam iradesine ve kurdukları sisteme Türkiye’nin de hepimizin de saygı duyması gerekiyor. Suriye, Suriye haklarınındır, oraya onlara teslim etmek gerekir. Bize düşen Türkiye olarak Suriye Suriyelilerindir deyip ona saygı duymaktır.”     (MA)