MERSİN– Kadın mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunları ve çalışma koşullarını değerlendiren Ebru Özel, kayıt dışı ve mevsimlik işçiliğin, ancak kitlesel ölümlerle gündeme geldiğini belirterek, birleşik ve ortak mücadele çağrısında bulundu.
Mevsimlik ve kayıt dışı işçilik yalnızca toplu iş cinayetlerinde gündeme gelirken, kadınlar ve çocuklar bu sorunun en büyük mağdurları olmaya devam ediyor. Mevsimlik tarım işçiliği ve kayıt dışı işçilik üzerine çalışan Ebru Özel, kadınların ve çocukların bu alanda yaşadıkları sorunları ve hak ihlallerini değerlendirdi.
Emeğin örgütsüzleştirilmesine karşı gösterilen tepkilerin cılız kaldığına dikkat çeken Özel, birleşik ve ortak bir emek mücadelesi verilmesi gerektiğini dile getirdi.
‘BİRÇOK HAKTAN YOKSUN’
Savaşların kitlesel bir şekilde, şiddetin iktidar tarafından uygulandığı alanlar olduğunu dile getiren Özel, savaşlardan canını kurtarmayı başarabilen kadın ve çocukların ise göç ettirildikleri bölgelerde ucuz iş gücü olarak çalıştırıldığını söyledi. Özel, “Savaşın ve göçün bir sonucu olarak mevsimlik tarım işçisi emekçilerin başta yaşam olmak üzere birçok hakkı ihlal ediliyor. Bununla birlikte ücret ödemeleri cinsiyet ve yaş üzerinden belirlendiği için kadınlar daha çok iş yapmalarına rağmen daha düşük ücretler alıyorlar. Ülkelerin gölge ekonomisinin büyük bir bölümünü oluşturan kayıt dışı işçilik içerisinde, üretimin ana dinamiği olan emek maliyetinin düşürülmesi hedefine kadın bedeninin sömürüsü üzerinden ulaşılmış oluyor” dedi.
‘KADINLAR CİNSEL SALDIRI İLE KARŞI KARŞIYA’
On iki saat boyunca güneş altında çalışan işçilerin ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Özel, toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı ev ve bakım hizmetlerini de üstlenen kadınların ciddi bir bedensel yıpranmaya maruz kaldığını ifade etti. Özel, düşük ve ölü doğum oranının da en yüksek olduğu alanın tarım olduğuna dikkat çekerek, “ İşçilerin sosyal güvenceleri olmadığı için aşı ve temel sağlık hizmetlerinin verilmemesi nedeniyle bebek ölümleri de yoğun olarak yaşanıyor. Temiz su, elektrik, banyo, tuvalet ve atık giderme ihtiyaçlarının yeterli bir şekilde karşılanmadığı çadırlarda kalıyorlar. Savaştan kaçıp kayıt dışı sektörlerde emeği sömürülen kadınlar bu olumsuz çalışma ve barınma alanlarında yoğun cinsel saldırı tehditleriyle karşı karşıya kalıyor.” şeklinde konuştu.
‘YÜZLERCE ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ’
Özel, çadır alanlarının etrafında genellikle barajların ve su kanallarının bulunduğunu ve yüzlerce çocuğun bu kanallara düşerek yaşamını yitirdiğini vurguladı. Hükümetin ve yerel yönetimlerin tarım bölgelerini hizmet götürme alanı olarak görmediğini belirten Özel, “Çocuklar hijyenik koşullardan son derece uzak olan bu sağlıksız koşullarda büyüyorlar. Kentin dışında bulunan çadır alanlarının etrafında genellikle barajlar, su kanalları ve nehirler bulunuyor. Yüzlerce çocuk bu kanallara düşerek yaşamlarını yitirdi. Birçoğu basına dahi yansımadı. Yine yoksulluk nedeniyle ulaşım masraflarını karşılayamayan tarım işçilerinin güvenli olmayan kamyon kasalarında başlayan yolculukları ölümle sonuçlanıyor” dedi.
‘ORTAK BİR EMEK MÜCADELESİ ŞART’
Emek mücadelesinde ortaklaşması ve iktidar tarafından belirlenen mücadele sınırlarının aşılması gerektiğini ifade eden Özel, “Mevsimlik tarım işçileri ancak kitlesel ölümlerle gündeme gelebiliyorlar. Ancak adına kaza denilen bu işçi cinayetlerini önlemek için hiçbir önlen alınmıyor. Emek maliyetini düşürmek adına yaşam hakkı ihlallerine neden olan emeğin örgütsüzleştirilme ve sendikasızlaştırılma politikasına karşı yükselen sesler de çok cılız kalıyor. Fiili ve meşru bir mücadeleyi esas alıyorsak sendika yasalarına sıkışmamalıyız. Bu yasaları çıkaranlar bizzat sömürüye hizmet edenler. Artık birleşik ve ortak bir emek mücadelesini gündeme almalıyız” diye konuştu.   (MA)