Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekimFetih Koç

Çocukluğuma dönüyorum.
Ben sana bu saf kalbimi açacaktım. Ben sana çektiğim sevdanın acılarını anlatacaktım. Uzun bir zaman içinde çocukluğum sensizliğin boşluğunda kaldı. Bir salıncak gibi o yoksul Erenler mahallesinde peşinde sallandı yüreğim bir oyan bir bu yana.
Her yürüdüğün sokaklarda, parklarda kaldı benliğim. Mahallenin bütün çocuklarıyla şen şakrak oynardın, ben sana öylece mahzun mahzun bakardım, ama hiç benimle oynamadın. Ben; senin çocuklarla oynamanı da seviyordum. Çünkü her şeklini, ayakların bastığı o kuru betonu bile seviyordum.

Yüreğimin misafiri olmuştun, tenimde his ettiğim sıcaklık, dokunuş ve gözlerimden hiç kayıp olmayan resimdin, ama sen bunlardan habersizdin, bilmiyordun. Hep rüyalarımda dolaştın, düşlerimde yıkandın. Havlunda bendim, tenimle duruluyordum seni, nar kokuyordun benliğime, beni akşamın karanlığında kendimden geçiriyordun. Buram buram sen oluyordum, sen ben oluyordun, biz oluyorduk ruhların birliğinde. Deli dolu sevişiyorduk. Kendime geldiğimde yine sensizliğin boşluğunda öylece sallanıyordum gecenin zifiri karanlık boşluğuna.

O yüzündeki tebessümün, saçlarındaki bahar gül kokusunun savruluşu rüzgar gibi bedenimi vurup geçiyordu. öylece oracıkta çöküyordum yokluğunun derinliğine. Ben sana derindim. Aşkına derin işlenmiştim, yaşam damarlarım toprağında gömülüydü, öylece susuz hayata tutunmuştum senin için. Sen hiç benim farkında değildin. Bende deli dolu peşinde sürükleniyordum.

Sen gelip yüreğimde  en güzel ve en muhteşem manzaralı yerinde konak kurmuştun. Bir kırmızı elbiseyle rüyalarımda dolaşıyordun. Ben; gönlümdeki rengarenk bütün bahçeleri sana açmıştım.

Ben; sana her gün bildiğim en güzel şarkıları söylüyordum. Şiirlerim yoktu, şiir okumasında bilmiyordum. Söylediğim şarkılarda zaten kendi dilimdendi, bildiğim dille söylüyordum. Sen anlıyor muydun?, hoşuna gidiyor muydu? Şarkılarım… Bunu da ben bilmiyordum. Seni; kendi bildiğim dille seviyordum.

Erenlerin , dar ve karanlık sokaklarındaki ışığımda sendin. Sevdan bana ay ışığı misali, yıldızlar kadar güzeldi. Canım acıyordu, yüreğim sızlıyordu sensiz, ama olsun senden habersiz seni seviyordum. Tüm acılara rağmen seni sevdiğim için mutluydum. Acılarınla mutluydum.

Yoksul Erenler mahallesinin yoksul halkın çocuklarıydık. Her birimiz farklı bölgeden, farklı coğrafyadan, farklı inançlardan, farklı dillerden çıkıp gelmiştik o yoksul mahalleye. Hepimizin tek ortak paydası vardı oda yoksulluktu. Tüm yoksulluğun içinde, ben sana muhteşem zengindim. Saflığıma sığdırdığım bütün güzellikleri sana veriyordum. Sana aşk ve duygu zengini olmuştum. Her gün seni ak ve berrak aşk suyuyla yıkıyordum. Sen; bunları hiç birini bilmiyordun. Sen; benim sana olan zenginliğimi farkında olmadın, bilmedin. Bilme. Bunlar hepsi o çocukluğumda öylece ve safça durmakta…

Eyy saf çocukluğumun dünyasına ışık olan güzel kadın şimdi neredesin ? Ve kiminle nerde, ne alemdesin?

SON