Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekim

Fetih Koç

Gramophon cafesinde dinlenme-çay molası verdik. Gözde bize iki tane mistik tadında karanfil kokulu demli çay getirdi. Ustamın ve Gözde’nin gülen gözlerine ve içten gelen hoş sohbetine de sesiz kalarak dinledim. Çay kokusuyla yorgunluk atarken, Ustamın anlatımlarından aldığım notlara da göz atmaya başladım. Eksik kalanları tamamlamaya çalıştım. Gramophon cafesi Gözde ve Annesinin candan sohbetinden çayların deminden saatlerce yürüdüğümüz Viyana yorgunluğunu da öylece akıp gitmişti. Viyana’ya giderseniz mutlaka Gramophon cafesine uğrayıp Gözde ve Annesinin o güzelim karanfil kokulu çayını mutlaka için. Gramophon duvarları tam bir eski yeşilçam tarihi kokuyor. Evet, Ustamın anlatımlarından aldığım notlarla Viyana’yı anlatacağım. Konuya geçiyorum. Yani Viyana’ya…
VİYANA
Viyana, dünyanın her yerinden milyonlarca insanın geldiği muhteşem bir sanat ve kültür şehri. Avusturya’nın başkenti ve en büyük şehri olma özelliğine sahip. Avrupa’nın kültür başkentlerinden biri olan Viyana, dünyada tanınmış bir kültür-sanat ve tarih kentidir.Tarihte Habsburg Hanedanı’nın hüküm sürdüğü kent, yüzyıllardan beri biriktirdiği miras sayesinde Avrupa’nın tarihi ve kültürel açıdan en zengin merkezlerinden biri olmuş. Birbirinden görkemli sarayları, devasa kilise ve katedralleri şehrin hemen her noktasın da görmek mümkün. Yeşil alanları, geniş ve çiçek bitkileriyle muhteşem parklar, parklarda kitap okuyan insanlar… Bir kentte nefes almak çok önemli. Kaldırımlar alabildiğince geniş ve rahat. Viyana da en güzeli, yürümektir. Hep yürüdük.Image result for Prinz Eugen Von Savoyen heykeli
Viyana, aşk kültür, hayal, tarih ve hem de müzik Şehri olarak biliniyor. Schubert, Mozart, Haydn, Beethoven, Von Suppé, Mahler ve Brahms gibi ünlü bestecilerin Viyana’yı müzik şehri olarak tüm dünyaya duyurmada büyük bir emekleri var. Viyana Filarmonisi dünyanın en iyi orkestralarından biri olarak biliniyor. Konserlerini Musikverein adındaki bir konser salonunda veriyor. Kısacası Viyana her yönüyle tam tarih ve kültür kokan bir kenttir.
Viyana da, ikinci dünya savaşında yaşamını yitiren kızıl ordu askerleri anıtı büyük bir alanda yapılmış.Önünde Avusturya da ikinci dünya savaşı sürecini ve olumlu-olumsuz gelişmeleri ustadan dinlerken, o tarihin akışıyla Moskova’ya yolculuğa düşmemek mümkün değil.
OPERA DİYİNCE YİNE VİYANA AKLA GELİR
O görkemli Opera binası önünde kahve içmek muhteşem bir şey. Kahve içerken ustadım ufaktan başlıyor anlatmaya. Anlatıkça, biginin ve tarihi kültürün içinde, dehşet verici güzel bir serüvenin içinde buluyorsun kendini. Bilgi paylaşımdır, paylaşılmayan bilgi bilgi değildir der filozof. Ustadan Opera binasının kısaca tarihini dinliyerek aldığım notlarımı aktarıyorum.
Opera Binası, 19. yüzyılın ortalarına dayanan tarihiyle Avrupa’nın önemli kültür-sanat merkezlerinden biri. Viyana Devlet Opera Binası ve Konzerthaus müziğin başkenti Viyana’da müzikseverlerin keyifli vakit geçireceği diğer yerler arasında bulunuyor. 1869’da Mozart’ın Don Giovanni adlı eseriyle açılışı yapılan Opera Binası, dünyaca büyük bir üne sahip. Binanın içi tam bir müze gibi. Oldukça gösterişli ve görkemli bir şekilde dekore edilmiş. Binaya daha adım atar atmaz muhteşem güzellikte görünümü ile adeta büyüleniyorsunuz.
Bina girişinde yukarı doğru baktığınız zaman yedi tane Joseph Gasser tarafından yapılan muhteşem heykelli görebilirsiniz. Bu heykellerin her biri resim, mimar, tiyatro, müzik, heykel, şiir ve dans gibi ayrı ayrı sanat dallarını temsil ediyor. Viyana Opera Binası dünyaca ünlü yorumcuları, orkestra şeflerini ve yönetmenleri ağırlamış ve ağırlamaya devam ediyor. Salonda her yıl birbirinden güzel opera konserleri, bale gösterileri ve yılda onlarca farklı gösteriler sergileniyor.
SANAT TARİHİ MÜZESİ BANA MOSKOVAYI ANIMSATI
Sanat Tarihi Müzesi, I. Franz Joseph’in Habsburg Hanedanlığı’nın sahip olduğu değerli eserlerin korunup halka sunulmasını istemesiyle açılmış. 1891 yılında açılan bu müze dekoratif ve güzel sanatlar alanlarında dünyanın en önemli müzelerinden biri olarak gösteriliyor. Gerek koleksiyonu ve gerekse de mimarisiyle oldukça etkileyici bir görünüme sahip. Müzedeki en göz kamaştırıcı kısım resim galerisidir. Müzenin sağ tarafında Mısır, Antik Yunan ve Roma eserleri koleksiyonu; sol tarafında ise heykel ve dekoratif sanatlar koleksiyonu yer alıyor. Sanat müzesi içinde büyüleniyor insan. Sanat aşka benzer, sevdikçe, dokundukça, dinledikçe ve izledikçe güzelleşiyorsun. Sanata, tarihe önem veren toplumun geleceğide aydınlık olur.

https://media-cdn.tripadvisor.com/media/photo-s/0c/60/93/ce/wien-khm.jpg
MÜZELER VE KÜLTÜR BAHÇESİ: MUSEUMSQUARTIER
Viyana’da bulunan Museumsquartier, dünyanın 8. büyük kültürel alanı olarak biliniyor. Müzeler Bölgesi’nin geçmişi 1700’lere kadar uzanıyor. Bölgede 18. ve 19. yüzyıllardan kalma Barok tarz cepheli tarihi binaların cazibesi dehşet verici güzelikte. Viyana’nın merkezindeki 90.000 m2‘lik bir alana yayılmış ve onlarca kültür kurumunu kapsayan MuseumsQuartier Wien, dünyadaki çağdaş sanat ve kültürün en büyük semtlerinden biridir. Gezdikçe yoruluyorsun, yoruldukca öğreniyorsun. Leopold Müzesi de Museumsquartier’da bulunuyor. Burda bulunan diğer yerler ise: Dschungel Wien adında dans, bale gibi etkinliklerin düzenlendiği bir tiyatro da var. Architekturzentrum Wien isminde mimari yapılarla alakalı bir müze, ünlü Modern Sanat Müzesi (MUMOK) gri bazalt taşından yapılmış sıra dışı bir binaya sahip müze ve ZOOM diye bir çocuk müzesi yer alıyor. Müzede Avusturyalı Ekspresyonist Egon Schiele başta olmak üzere birçok sanatçının eserleri sergileniyor, bu eserleri de Rudolf ve Elisabeth Leopold toplamış, isim de buradan geliyor aslında. Müzenin en önemli özelliklerinden biri de Egon Schiele’in dünyada en fazla eserinin sergilendiği yer olması özeliği taşıyor.
Aşkı seven tarihi ve kültürü inceler. Dans eder, tiyatroya gider. Mozart’i dinleyip aşkın ruhunda sevişir. İnsan sosyal bir varlıksa; bu sosyal varlık kültür ve sanatla mutlaka haşır-neşir olmalıdır.
TARİHİ PARLAMENTO BİNASI VE TARİHÇESİ
Burda, parlamentonun siyasal içeriğini yazmıyorum. Yazımızın teması olmadığı için değinmeyerek , aldığım notlarla binanın tarihçesi ve mimari yapısını anlatmaya çalışacağım.
Viyana Ring Caddesi’ndeki Parlamento Binası, yüz yılı aşkın tarihinde değişik parlamenter kurumları barındırmıştır. Bina, 1874 ve 1884 yılları arasında Danimarkalı mimar Theophil Hansen’in tasarımına göre inşa edilmiş. Binanın estetik mimarı ve renklerin uyumu göz kamaştırıyor. Kulenin üzerine Viyana’nın sembollerinden olan Rathausmann Heykeli konulmuş. Parlamento’nun içi sütunlar, heykeller, duvar resimleriyle etkileyici bir görünüme sahip. Neo-attic tarzda inşa edilen bina, mimari açıdan Avrupa’nın en güzel parlamento binaları arasında yer alıyor. Ustam tarafından bana aktarıldı. Çünkü Avrupanın diğer parlamento binalarını gezmedim. Yunan Parlamentosunu çok iyi bilirim. Almanya parlamentosunu Berlin’e bir-kaç kez gittiğimde sadece dıştan görebilmiştim. Ustamın anlatımları, binanın tarihsel estetik mimarıyla tamemen bütünleşiyor. Sanatın mimari dokusu insanın ruhunu okşayarak eski zamanlara alıp götürüyor.

Related image
ANTON DOMİNİKON FERNKORN VE İKİ HEYKELİN ÖYKÜSÜ
Viyana da en ilgi çeken heykel ve anatomisi çok ilginç. İki devasa at heykeli karşı karşıya yapılmış arada ise insanların rahat gezdiği geniş bir yol var. Aynı boyutta yapılan ve aynı fügranlı mimari tasarımı olan bu devasa at
heykeli sadece kuyruklarında farklılık var. Tabiki çok farklı heykeller var ama benim ilgi odağıma giren bu at heykelleri ile Veba hasalığında ölenlerin anıt heykeliydi. Bu yazımda Veba anıt heykeline değinmeyeceğim. . At heykeli şöyle:
Atların ayakların altındaki fundament ya da kaide betondan mezarı andırıyor. Atın birinin sırtında Prinz Eugen Von Savoyen var. 1683 de Viyana’yı Osmanlı karşısında 2. Viyana kuşatması esnasında savunan ordunun başında. Daha sonra yani 1683 sonrası, devam eden ve “büyük Türk savaşları” adı verilen tüm muharebelerin hem komutanı, – ki bu muhabereler, savaşlar 1690 ‘li yıllarda da devam etmiştir. hem de bu muharebeler boyunca imparatorların danışmanı, akıl hocası. Üç ayrı imparatora danışmanlık, akıl hocalığı yapmıştır. Diğer atın sırtında Erzherzog Karl var. Avusturya-Macaristan imparatorluğunun yani HABSBURG handanlığının savaş meydanlarındaki kahraman prensi, beyi.
Atlar ve serivenleri aynı pozisiyonda ve eylemde heykele aktarmış. Fakat atın birinin kuyruğu havada öbürün ise yerde ve ve abartılı yapılmış. Kuyruğu değil, adeta adeta atın üzerinde durduğu orta bir bacağa, yani üçüncü bir bacağa benziyior. Bu eleştiri konusu yapılmış, heykel traş da önce çıldırmış, intihara teşebbüs etmiş,isteyerek akıl hastahanesine yatmış. Uzun yıllar sonra travmayı atlatamayıp intahar etmiş. Heykel Traşın adı Anton Dominik Fernkorn.
Erzherzog Karl, Napolyon Binapart’ı Aspern de yenen ilk komutandir.Avusturya-Macaristan Imparatorluğunun savaş meydanlarındaki “kahraman” beyi, prensidir. Heykeltraş, Prinz Eugen Von Savoyen heykelinde atın kuyruğunu atı koruyan, heykeli ayakta tutan dayanak olarak kulanmıştır. Burdan da başına belayı alıyor, çok eleştiriliyor, kendisi de yaptığını beğenmiyor. Akıl hastası oluyor, eleştirileri kaldıramıyor. Heykel tam bitmeden akıl hastanesine yatıyor. Kaç defa intihara kalkıştığı tam bilinmiyor. En son intihar ederek öldüğü de zaten bir söylenti. Resmi açıklamada” akıl hastanesinde öldü” deniliyor. Bitmeyen heykeli, öğrencileri tamamlıyor. O atın kuyruğu öyle kalıyor tabi. Heykeltraş Alman-Avusturya karışımı bir aileden geliyor. 1813 ile 1878 arasında yaşıyor. Heykelin bir tanesi 1853-1858 de yapılıyor, Erzherzog Karl heykeli. Öbürü 1860 ile 1865 de yapılıyor, Prinz Eugen Von Savoyen heykeli. Bu Prinz yani Prens Eugen aslında Fransız asılı, fakat ikinci Viyana kuşatmasında hem direnişe komuta ediyor, hemde imparatora danışmanlık yapıyor. Eşcinseldir ve “cüce” sayılabilecek kadar kısadır. Boyu 1,5 metreden fazla değil. Heykelde Osmanlı sancağını ve Yeniceriyi atının ayakları altına almış, çeğniyor. Bir dev gibi heybetli duruyor bu kısa adam.

Image result for Prinz Eugen Von Savoyen heykeli
BELEDİYE BİNASINDAN TUNA NEHİRİNE
Friedrich von Schmidt’in mimarlığını üstlendiği bina orijinal adıyla Wiener Rathaus olarak da biliniyor. Hala Belediye tarafından aktif olarak kullanılıyor. 19. yüzyıl mimarisi örneği olan yapı, Neo-gotik tarzda inşa edilmiş. Bina tarihi dokusuyla ve muhteşem mimarisiyle, Viyana’da insanın dikkatini en çok çeken tarihsel yapılardan biri. Yapı, ışıklandırmalar ile akşam saatlerinde bir başka güzelliğe bürünüyor. Yani, Viyana tam bir romantik şehridir. Belediye binasının önünden yürüyerek, o çokça şiir yazılan aşkın Nehiri Tuna’ya varıyorsun. Tuna da kırmızı şarabın eşliğinde aşk yaşıyarak akıp gidiyor öylece bir başka tarihe…
STEPHANS DOM KİLİSESİ EN ÇOK GİTTİĞİM MEKAN OLDU
Her sabah ustam beni bu kilsenin önünden alırdı. Benim de en rahat ve kolayca gittiğim semtti. Yani 1. Viyana
buluşma mekanımız olmuştu. Büyük Dom kilisesinin arkasında küçük bir kilise var, bu kilisede Mozart, daha çocukken Org ve Piyano calarmis. Her gün bu kiliseye gidip Mozartın oturup piyano çaldığı balkona odaklanırdım. Mozart küçük yaşta bu kilisenin içinde üste bulunan bir balkondan piyano çalarmış. O balkon hala öyle piyanosuyla kendini koruyor. 1. Viyana tarih dokusuyla en çok kendini koruyan ve kendinden söz ettiren yerdir. Bir de üniversitenin yakınında Votiv kilisesi var. Oturup dinlendigim yer en çok Votiv kilisenin içi oldu. Anlatmak istesem de anlatamam. O zaman gidip o muhteşem sanatsal mimarisini görmek gerekiyor. Ama tariihçesi ustamın anlatımlarından aldığım notlarla aktarayım.

Related image
Votiv Kilisesi: Alsergrund İlçesi’n de bulunan Votiv Kilisesi meşhur Ring Caddesi’nde bulunuyor. Neo-gotik mimarisi ile son derece göz kamaştırıcı güzel bir yapı olan Votiv Kilisesi, Viyana’da yer alan önemli kiliselerden biri. Avusturya İmparatoru Franz Joseph’in trajik bir olay yaşaması sonucu bu kiliseyi inşa ettirmiş. İmparatorun küçük kardeşi Macar milliyetçisi János Libényi, tarafından öldürülme teşebbüsü ile karşılaşmış. Şans eseri hiçbir şey olmamış. Tanrı’ya olan şükranını göstermek için de bu kiliseyi inşa ettirmiş. Votiv Latince kökenli bir kelime ve şükran demektir.Kilisenin en çok dikkat çeken kısmı ise 99 metre uzunluğuna sahip olan kuleleri.
Viyana, kısacası tarihi bir kültür kentidir.