ANKARA – Şili’de Ekim ayında yaşanan protestolar sırasında gözaltına alındıktan sonra cansız bedeni sokakta bulunan Pandomim Sanatçısı Daniela Carrasco cinayetine dair 25 Kasım öncesi yükselen adalet talebi, eylemcilerin Carrosco anısına kaleme aldığı yazı ile Türkiye ve dünyanın gündeminde.
Şili’de ulaşım ücretlerine yapılan zam nedeniyle 19 Ekim günü başkent Santiago’daki İtalya Meydanı’nda 1,2 milyon kişinin toplanmasıyla başlayıp, kısa sürede ülke geneline yayılan protestolar sırasında Pandomim Sanatçısı Daniela Carrascov öldürülmüştü.
36 yaşındaki Daniela Carrasco, ülkesinde başlayan protestolarda giydiği palyaço kıyafetiyle eylemlerin simgesi haline dönüşmüştü.
“El Mimo” adıyla bilinen Carrasco, 19 Ekim günü Carabineros” denilen Şili polisi tarafından gözaltına alınmıştı. Carrasco’nun cansız bedeni 20 Ekim günü Santiago’nun güneyindeki André Jarlan parkı yanındaki Pedro Aguirre Cerda belediyesi binasının demirlerine asılı halde bulundu. Carrasco’nun işkence ve tecavüze maruz kaldıktan sonra öldürüldüğü belirtildi.
Öldürüldükten sonra birçok sosyal medya platformunda Carrasco için kampanyalar düzenlendi.
Carrasco’ya dönük adalet talebi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki kadınların da gündemine girdi.
FEMİNİST AVUKATLAR DAVA AÇACAK
Carrasco’nun öldürülmesine ilişkin davayı “Abogadas Feministas Chile” adlı feminist bir avukat grubu yürütecek. Avukatların sosyal medya hesabından şu paylaşım yapıldı: “Biz kendini feminist olarak tanımlayan bir avukat grubuyuz ve kadın hakları adına savaşıyoruz. Daniela Carosso’ya elinden almaya çalıştıkları itibarını geri vermek ve onu onurlandırmak istiyoruz. Bu cinayetin üstünün kapatılmasına izin vermeyeceğiz. El Mimo’nun hayatı çalındı ve biz bu cinayetin aydınlatılmasını istiyoruz.”
ARKADAŞLARI: EN SON JANDARMALAR TARAFINDAN GÖTÜRÜLÜYORDU
Carrasco’nun ardından “Şili’li bir kadın” imzasıyla arkadaşları tarafından ise, şu metin paylaşıldı:
“En son canlı görüldüğü zaman jandarmalar tarafından götürülüyordu. Daha sonra Şile’nin güneyindeki bir parkın kapısındaki demirler üzerinde asılı olarak ölüsünü buldular. Ondan önce onu defalarca görmüştük, sokaklarda, insanları güldürürken …
Palyaçolar ağızlarını nasıl kapatacağını bilmiyorlar, sadece kalplerini nasıl açacaklarını biliyorlar ve  bu bazen onları ölüm tehlikesine sokuyor. Kötü adamlarla alay etmek onları güldürmez. Palyaçolar böyledirler kalpleri ve ağızları açık. Onlar sadece şakacı değiller, delilikleri dünyanın deliliğine işaret ediyor.
Sizlere uzaklardan, Şili denilen bir ülkeden ve kaçırılan, işkence gören ve tecavüze uğrayan bir kadın adına yazıyorum. Size vücudumu sunuyorum, ama atan Şili’li kalbi bir yana ayırıyorum. Tüm kanun uygulayıcılar! Beni öldürmeyeceksiniz, tekrar yaşayacağım! İçimdeki kadın Santiago’nun zorbalarına, diktatörlerine teslim olmayacak. Pinochet’nin gölgesi ve sokaklarımızda dolaşan ölüm beni hayal kırıklığına uğratmayacak! Ölüler veya kelimeler… Herkesin kendi dili vardır. Ben bir sokak sanatçısıyım ve benim anadilim Devrim. Mücadele eden tüm kadınlara, gülümseyin…”   (MA)