HDP milletvekili Ali Kenanoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Ali’siz Alevilik’ söylemini, “Erdoğan, Aleviler arasında bölücülük yapmaktadır diye eleştirdi. Kenanoğlu, “Devletin görevi Alevilik tanımı yapmak değildir” dedi.

HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, İzmir’de Alevi bir ailenin evinin duvarına yazılan nefret söylemiyle ilgili Meclis’te açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaşananlarla ilgili açıklamalarını eleştiren Kenanoğlu, “Devletin, devleti yöneten icra organının, mülki ve idari yöneticilerinin görevi Alevilik tanımı yapmak değildir” dedi.

Diyanet İşleri Bakanlığı’nın düzenlediği Din Şurası’nda konuya ilişkin açıklama yapan Erdoğan’ın “Irk, dil, mezhep farklılıkları öne çıkarılarak Müslümanlar arasındaki fay hatları keskinleştiriliyor. Her gün beş vakit aynı kıbleye yönelenler arasına nifak tohumları serpiliyor. Belirli çevreler arasında ayrı bir din gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Batıda pişirilen ve son dönemde ülkemize ihraç edilmeye çalışılan Ali’siz Alevilik gibi yıkıcı projelerin toplum içinde pohpohlanmasının gerisinde bu var. Açık ve net söylüyorum, Alman devleti Ali’siz Aleviliğe ciddi bedeller ödemek suretiyle, İslam dünyasında ve özellikle ülkemizde bölünmenin tohumlarını ekmek istiyor” sözlerini hatırlatan Kenanoğlu, “Sayın Erdoğan bu konuşmasıyla her zaman yaptığı gibi bir teolog, bir Alevi inanç önderi gibi Alevilik tanımı yapmış ve Alevileri bir kalıba sokmuştur” şeklinde konuştu.

‘ASİMİLASYON SÖYLEMİNE İMZA ATTI’

Erdoğan’ın tanımlamasında Alevileri ‘her gün beş vakit aynı kıbleye yönelenler’ içerisinde değerlendirdiğini ifade eden Kenanoğlu açıklamasında, “Biz Aleviler açısından bir asimilasyon söylemine de imza atmıştır. Zira Aleviler arasında ‘beş vakit aynı kıbleye yönlenerek eda edilen bir namaz’ olduğuna yönelik bir tartışma bir görüş ayrılığı dahi yoktur. Alevilerin ibadeti insanı kıble alan Cem, İbadethanesi de bu cemlerin icra edildiği mekânlar ve Cemevleridir” dedi. Kenanoğlu’nun açıklamalarının satır başları şu şekilde oldu:

HAZ. ALİ’NİN ZİKREDİLMEDİĞİ CEM YOK: Cumhurbaşkanı Erdoğan Alevilikle ilgili her sözünde Ali’ siz Alevilik söylemini kullanarak Aleviler arasında bölücülük yapmaktadır. Hiçbir Ocakta, hiçbir dergâhta, Türkiye’de ve dışında hiçbir Cemevinde Haz. Ali’nin zikredilmediği bir Cem yoktur. Hz. Ali’yi reddeden hiçbir Alevi örgütü de yoktur. Gerçek bu iken sürekli Ali’ siz Alevilik söylemini kullanmak Alevileri bölme parçalama çabasıdır.

ALMANYA’DA ALEVİLER ÜZERİNDE ASİMİLASYON POLİTİKASI YOK: Cumhurbaşkanı Erdoğan Ali’siz Aleviliğe Alman Devletinin destek verdiğini söylemektedir. Bu söylemiyle Sayın Erdoğan aslında Aleviliğin Almanya’da özgürce kendini ifade etmesinden ve devlet protokolünde Alevi temsilcisinin de yer almasından rahatsız olmaktadır. Almanca da Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmekte okullarda ise Alevilerin hazırladığı ve Alevi öğretmenlerce verilen Alevilik dersleri vardır. Almanya da Aleviler okullarda Sünni ya da Hristiyanlık dersleri ile asimile edilememekte, Cemevlerinin statüsü tartışması yaşanmamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanını rahatsız eden bunlardır ve bunlar Alevilerin Türkiye’de olmasını istediğimiz ve yıllardır mücadele verdiğimiz taleplerdir. Oysa bizim ülkemizde bunlar kabul edilmemekte hatta bu konuda Danıştay ve AİHM kararları dahi yok sayılmaktadır. Almanya’da Aleviler üzerinde bir asimilasyon politikası yoktur ama Türkiye’de ise Alevilere yönelik asimilasyon hükumetleri de aşan bir yerde devlet politikası olarak uygulanmaktadır.

AĞIR CEZAİ YAPTIRIMLARA TABİ TUTULMALI: Alevilerin evlerinin işaretlenmesi Alevilerin ve Türkiye’nin hafızasında katliam ve vahşeti ifade etmektedir. Maraş katliamı bunun en belirgin ifadesidir. Nasıl ki Almanya da Nazi işareti yapmak bunu bir yere yazmak, hele de bir insanın evinin duvarına koymak nasıl bir tehdit olarak görülüp ağır cezai yaptırımlara konu oluyorsa Türkiye’de de Alevilere ait evlere çarpı işareti koymak aynı şekilde ağır cezai yaptırımlara tabi tutulması gerekmektedir. Çünkü evine çarpı işareti konan aile Maraş katliamında yaşanan vahşeti hatırlayıp korkmakta zaman zaman yaşadığı bölgeyi dahi terk etmek zorunda kalmaktadır.

TEK YAPILAN AÇIKLAMA ÇOCUK İŞİ: Şubat 2012 yılından bu tarafa Türkiye’nin farklı coğrafyalarında 33 ayrı zamanda farklı yerleşim yerlerinde kimi zaman topluca kimi zaman da tek olarak Alevilere ait evlere çarpı işareti konup tehdit ve hakaret içeren cümleler yazılmıştır. Bu yazılmaların bugüne kadar bir tekine dair kamuoyuna bir açıklama yapılmamış, failleri hakkında bir bilgi sunulmamıştır. Tek yapılan açıklama vardır o da “çocuk işi” açıklamasıdır.

DEVLETİN GÖREVİ ALEVİLİK TANIMI YAPMAK DEĞİL: Devletin, devleti yöneten icra organının, mülki ve idari yöneticilerinin görevi Alevilik tanımı yapmak değildir. Devlet yöneticisinin görevi insan hak ve özgürlükleri kapsamında, inanç özgürlüğü kapsamında gerekli düzenlemeleri yapıp halkının özgürce ibadet ve inancını yerine getirmesini sağlamaktır.

SORUNLAR LAİK VE DEMOKRATİK ANAYASA İLE ÇÖZÜLÜR: Biz Alevilerin Türkiye’de sorunları vardır ve bu sorunlar Anayasadan, yasalardan ve devleti temsil eden yetkililerden kaynaklıdır. Cemevlerinin ibadethane statüsünde kabul edilmemesi, eğitim sisteminin başta zorunlu din dersleri olmak üzere neredeyse tüm müfredatının Sünni inanç ekseninde olması, başta Diyanet ve yurt dışında da TİKA olmak üzere devletin tüm kurumlarının Alevileri asimile edecek şekilde konumlanması ve bu yönde icraatlar sergilemeleri, kamuya ve son yıllarda özel sektöre dahi personel alırken Alevi inancına mensup insanların tercih edilmemesi yaşanılan en büyük sorunlardır. Bütün bu sorunlar gerçek anlamda laik ve demokratik bir Anayasa ile çözülebilecek sorunlardır. Devleti yönetenlerin, icra makamında bulunan insanların görevi Alevilik güzellemesi yapmak, kuru ve boş kardeşlik edebiyatı yapmak değil bu sorunları çözmektir. Ancak şunu da söyleyeyim ki bu iktidarın bu sorunları çözebilecek ne iradesi ne de niyeti vardır. Bu sorunla yeni bir iktidarla yeni bir Anayasayla çözülecektir. (DUVAR)