Meclis’te gündemdeki başlıkları değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, gazetecilere yönelik baskılara ilişkin ‘İktidar gazeteciye düşman’ yorumunu yaparken, ‘erken seçim’ çağrısını da yeniledi

Gazetecilere dönük baskılara dikkat çeken HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, iktidarın gazetecilere düşman olduğunu belirterek, “Ülkesindeki gazeteciye düşman, haber yapma ve haber alma hakkını ihlal eden gazeteciliği suç gibi empoze eden bir iktidar var karşımızda” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, Meclis’te gündemdeki başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2020 bütçe teklifi ve asgari ücrete ilişkin konuşan Kurtulan, asgari ücretin emekçilerin istediği oranda belirlenmesi gerektiğini söyledi. Kurtulan, gazetecilere ve partilerine yönelik artan baskıların yanı sıra cezaevlerinde artan hak ihlalleri, asgari ücret tartışmaları ve iktiran Kürt politikasına yönelik de konuştu. Kurtulan’ın konuşmasından bazı başlıklar şöyle:

2020 yılı bütçe görüşmeleri

“Bütçenin halkın, kadınların, gençlerin, emekçilerin, yoksulun bütçesi olması yönünde yoğun bir çaba gösterdik. Ancak tüm çabalara rağmen tek bir virgül bile değişmedi. Sonuç itibariyle 9 Aralık’ta bu bütçe Genel Kurul’a gelecek. Halkın refahını düşünen, kadınları, gençleri, yoksulları düşünen şerhimizi Genel Kurul’da tekrar ortaya koyacağız.”

Asgari ücret

“Son gelen hemen hemen bütün tekliflerin içerisinde daralan ekonominin yükünü daha çok vatandaşa yükleyen vergi artışlarını gördük. Vatandaş pazara çıktığında, tenceresini ocağa koyduğunda geçinememe durumuyla karşılaşıyor. Burada yapılması gereken şey bunun da asgari ücretin halkı yansıyan fiyat artışına göre yapılması gerekiyor. Emekçilerin istedikleri oranın dikkate alınması gerektiğini bir kez daha söylemek isteriz.”

Gazetecilere yönelik baskı

“Birçok alanda partimize dönük baskıları hep paylaştık sizlerle. Hükümet baskılarla, şiddetle iktidarını sürdürme çabalarını görüyoruz. Toplumu baskılama aracı olarak en yoğun kullandıkları araç da basın. Son olarak da Meclis Plan Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde de Fuat Oktay’a yöneltilen bir sorudaki yanıtta 15 Temmuz’dan bu yana 685 basın mensubunun basın kartının iptal edildiğini gördük. Kasım ayı içinde basına yönelik bilanço şöyle; 4 gazeteci tutuklandı, 8 gazeteciye dava açıldı. 15 gazeteci 80 yıl 4 ay ceza aldı. İki gazeteci saldırıya uğradı. Ayrıca 29 Kasım akşamı gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu hala gözaltında. 26 Kasım’da Ankara’da gözaltına alınan ve Mersine götürülen Berivan Altan hala gözaltında. Gazeteciler en büyük baskılama alanında en çok nasibini alan kesim. Ülkesindeki gazeteciye düşman, haber yapma ve haber alma hakkını ihlal eden gazeteciliği suç gibi empoze eden bir iktidar var karşımızda. Gazetecilere de düşmanlar.”

Cezaevlerindeki hak ihlalleri

“Cezaevi sorunları da Türkiye’nin kanayan yarası. Her zaman sorunlarla hak ihlalleriyle gündemimize gelen bir alan. Çok yakın zamanda Bakırköy Cezaevinde bir kadın tutsağa zorla DNA testi yapmak istediler. Koğuşu erkek gardiyanların bastığı ve kadınlara şiddet uyguladığı bilgisi var. Bu anlamda uzun zamandan beri cezaevi koşullarının insan hakları normlarına uygun düzenlenmesinden uzaklaşıldığı, geriye düşüş olduğu, her cezaevinde yeni gelen müdürün tutumuna göre uygulamaların değiştiğini biliyoruz. Şu an Osmaniye Cezaevi’nde 30 tutuklu, Maraş Türkoğlu Cezaevi’nde 4 tutuklu açlık grevindeler.”

HDP’ye yönelik baskılar

“HDP’ye yönelik baskıların dozajı her gün biraz artarak devam ediyor. Genel kurula maalesef partimizin üzerindeki baskılara dönük bilançoları açıklamak ile başlıyoruz. Son 2 haftada da partimizi fiilen işletmeme, kapatmaya dönük baskılar söz konusudur. DTK, sendika yöneticileri, İHD yöneticileri gözaltına alındı. Partimizin il, ilçe teşkilatları yönetici ve üyelerimiz, eski milletvekilimiz Behçet Yıldırım, çok sayıda arkadaşımız gözaltına alındı ve kimisi tutuklandı. Kocaeli’de de maalesef parti binamızı darmadağın ettikten sonra fetih yapmış mantığı ile bayrak asıp gidiyorlar.”

Kayyumlar

“24 belediyemiz kayyımla yönetiliyor. Savur ve Derik belediye eşbaşkanlarımız uzun gözaltı sürelerinin ardından tutuklandılar. ‘Seçemezsin, seçilemezsin, yönetemezsin’ mantığını Kürtler kabul etmeyecek. Bu hükümet de geçmiş hükümetleri incelese açığa çıkaracaktır. Direniş geleneğini biliyor olması gerekiyor. Bu baskı yöntemleriyle sonuç alınamaz.”

Kürt sorunu

“Adliye saraylarına bırakılan Kürt sorunu, tümüyle AKP yargısı haline gelen bu mekanizmaya Kürt sorununun havale edilmesi sonuç vermez. Görülüyor ki bunu biraz daha artıracaklar. HDP tüm bileşenleri ile birlikte başta en büyük dinamiğini oluşturan Kürtler olmak üzere bu halkların diz çökmeyeceğini itaat etmeyeceğini bu hükümetin bilmesi lazım, Cumhur İttifakının bilmesi anlaması lazım. İnkar, baskı, şiddet, asimilasyona bu kadar odaklanmış hükümetin artık tükendiğini düşünüyoruz. Bu anlamda 20 Kasım’da Ankara’da bir deklarasyon yayımladık. Hodri meydan dedik. Erken seçimin kaçınılmaz olduğunu, bu kamburdan, bu kötülük üreten iktidardan kurtulmanın bir aracı olarak gördüğümüzü söyledik. Tüm topluma dayatılanı kabul etmiyoruz. HDP hodri meydan diyor. Bahçeli’nin, Soylu’nun verdikleri yanıta rağmen tekrar hodri meydan diyoruz.”    (MA)