Bugün Maraş Katliamı’nın startının verildiği gün. Resmi kayıtlara göre 111 kişinin hayatını kaybettiği belirtilse de dönemin tanıkları katledilenlerin resmi kayıtların çok üstünde olduğunu anlattı. Devletin katliama göz yumduğunu belirten dönemin tanıkları Maraş’ın bilinçli bir tercih olduğunu kaydetti

Maraş Katliamı. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978’de Maraş’ta meydana gelen Alevilere yönelik katliamın üzerinden 41 yıl geçti. Evler ve işyerleri işaretlendi, yakıldı, yıkıldı, kundaklandı. Devletin göz yumduğu katliamın sanıkları yargılanmadı, davalar 23 yıl sürse de asıl sorumlulardan hesap da sorulmadı. Maraş Katliamı’ndan sonra açılan davada müdafilik üstlenen gazetemiz Yeni Yaşam’ın da yazarı olan avukat İbrahim Sinemillioğlu, davanın “bir soykırıma teşebbüs davası” olduğunun altını çizdi.

Hesap sorulmuyor

Maraş’ta bir halkın tümüyle öldürülerek yok edilmeye çalışıldığını kaydeden Sinemillioğlu, davanın bu suçlamayla açılması gerektiğini, ancak mahkemenin olayı mahalle kavgasına benzeterek “mukatele” suçlamasıyla açtığına dikkat çekti. O gün Maraş’ın faillerinden hesap sorulmadığını dile getiren Sinemillioğlu, “Bugün de Kemal Kurkut’u, Dilek Doğan’ı öldüren polisten hesap sorulmuyor. O günden bugüne pek bir şey değişmedi” dedi. Devletin asıl sorumluları koruduğunu söyleyen Sinemillioğlu, “O dönem birçok delil es geçildi. Olayların hemen ardından İstanbul Barosu adına gidip sıkıyönetim komutanı ve dönemin valisiyle görüştük. Valilik bazı telefonları tespit etmişti. Ancak onlar valinin emriyle soruşturma dışında kaldı. Sonra o telefonlar MİT raporlarında da ortaya çıktı” diye konuştu. Devletin Maraş’ta da Sivas’ta da aynı şekilde hareket ettiğine vurgu yapan Sinemillioğlu, “Gerçek suçluları ortaya çıkartıp yargılasalar bir daha böyle şeyler için insanları kullanamazlar” dedi.

Polis saldırganları engellemedi

Katliamın tanığı olan Hamit Kapan da yaşadıklarını anlattı. 2 öğretmenin öldürülmesinin ardından cenaze töreni için kurulan komitenin içinde olduğunu söyleyen Kapan, “Şehrin en eski camisi olan Ulu Camii’ne yaklaştığımızda askerler bizi durdurdu. Camiyle karşı karşıyayız. Orada o güne kadar camide görmediğimiz bir kalabalıkla karşılaştık” dedi. Polisin kalabalığı dağıtacağına cenaze törenine katılanların önüne barikat kurduğunu ve kendilerini engellediğini anlatan Kapan, polisin barikatı nedeniyle tartıştıkları esnada camideki kalabalığın ellerindeki silah ve bıçaklarla kendilerine saldırmaya başladığını anlattı. Tek tek katliam yapıldığının altını çizen Kapan, “80 yaşındaki Cennet Nene’nin gözünü oyup kurşuna dizdiler. Hıncını alamayıp at arabasına üzerine devirdiler. 14 yaşındaki Ali Tıraş ismindeki çocuğun kollarını bacaklarını kestiler. Yörükselimi basıp hepimizi kurşuna dizselerdi daha az canımız yanardı. Asker ve polis tam tersine sağcılara yol veren bir pozisyon içerisindelerdi. Askerler ve polisler resmi kurumları koruyorlardı. Solcu Sünniler de hedef alındı. Kadınların üzerindeki altınları almaya çalıştılar. Altınları alamayınca kollarını kestiler. Resmi ölü sayısı olan 111’in üzerine bin daha koymak lazım. Hastane morgunda ölenlerin ayakuçlarına numara veriyorlardı. Biz en son 1306. sayıyı görmüştük” diye konuştu. Asıl amacın Maraş’ı Alevisizleştirmek olduğunun altını çizen Kapan, “Maraş bilinçli olarak seçildi. Elazığ ve Malatya’da denendi. Oralarda başarılı olmayınca Maraş’ta oldu. Kamu görevlilerine ihmalden dava açılması lazımdı. Ancak açılmadı. Birçok kez başvurdum ama açmadılar. Asıl faillerden hesap sorulmadı” dedi.

19 aralık

Maraş’ta 19 Aralık 1978’de saatler 21.00’ı gösterirken Çiçek Sineması’nda ülkücü gençler tarafından yerleştirilen bombanın patlamasıyla başlayan ve tarihe “Maraş Katliamı” olarak geçen olaylarda resmi kayıtlara göre, 111 kişi yaşamını yitirdi. Bombanın, Ülkücü Gençlik Derneği Maraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve derneğin ikinci başkanı Mustafa Kanlıdere’nin talimatıyla Ökkeş Kenger adlı ülkücü bir genç tarafından yerleştirildiğine işaret edildi. Olayın ertesi sabahı kalabalık sağcı bir grup ile Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup ülkücü, Cumhuriyet Halk Partisi il binasına, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖBDER) binalarına saldırdı.

20 aralık

Devam eden saldırılarda 20 Aralık gecesi Alevilerin yaşadığı Yörükselim Mahallesi’nde bir kıraathane bombalandı. Bombalamada, “Gıjgın Dede” olarak bilinen Alevi dedesi hayatını kaybetti. Olayların dönüm noktası ise 21 Aralık’ta TÖB-DER üyesi 2 öğretmenin öldürülmesi oldu. 22 Aralık günü 2 öğretmenin cenazesini taşıyan kalabalığa, ülkücüler “Komünistlerin, Alevilerin cenaze namazı kılınmaz” diyerek saldırdı. Kalabalık dağılıp cenazeler ortada kalırken; polisin müdahale etmediği saldırgan grup kent merkezine yürüyerek, Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. O günkü saldırılarda 3 kişi yaşamını yitirdi.

22-23 aralık

22 Aralık gecesi ülkücülerin, mahallelerde “Solcu Aleviler silahlı saldırı yapacak” propagandası üzerine Sünniler silahlandı. Maraş’ta 23 Aralık günü olaylar, solculara ve Alevilere dönük bir saldırıya dönüştü. Bir gün sonra ilan edilen sokağa çıkma yasağına, sadece polisler uydu! Olaylar her saat daha da tırmansa da valiliğin askeri güç talebi karşılanmadı. Saldırıların polislere karşı da yapılması üzerine, “polis-halk çatışmasını önleme” gerekçesiyle 23 Aralık sabahı kentteki bütün polisler de görevden el çektirildi. Tamamıyla devletin el çektiği Maraş’ta 24 Aralık günü sağcılar ve ülkücüler, çevre köy ve ilçelerden çağırdıkları silahlı grupların takviyesiyle Alevi katliamına başladı.

Evleri kundaklandı

“Komünistleri bırakmayın, Allah yoluna kesin, Sütçü İmam aşkına vurun” diye slogan atan sağcı grupların peşine taktığı kalabalıklar, Alevilerin yaşadığı Yörükselim, Yenimahalle, Serintepe, Mağaralı ve Karamaraş mahallelerine saldırdılar. Bu mahallelerde evler tarandı, bombalanıp kundaklandı. Olaylar esnasında ölülerin taşınması, yaralıların hastanelere götürülmesi engellenirken, hastaneler kuşatıldı. Sağcı gruplar insanları kadın, çocuk, hamile, yaşlı, hasta, yaralı ayrımı yapmadan öldürdü. Alevi mahallelerinin yanı sıra Sünni mahallelerinde de önceden işaretlenmiş Alevi evleri kundaklandı.

210 ev ve 70 işyeri

Kayseri ve Antep’ten gelen askeri birliklerin olaylara müdahale etmesiyle bir haftanın ardından 25 Aralık akşamı ancak dinen olaylarda resmi rakamlara göre 111 kişi öldü. Yüzlerce kişinin yaralandığı olaylarda aralarında CHP, TİP, TKP, TÖB-DER, POLDER binalarının ve Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu 210 ev ve 70 işyeri yakılıp yıkıldı. Olayların ardından binlerce Alevi aile Maraş’ı terk etti. Kentteki Alevi nüfusunun yüzde 80’inin kenti terk ettiği tahmin ediliyor.

Ecevit-Türkeş sloganları

Saldırılar esnasında sağcı grupların attığı “Hükümetiniz gelsin sizi kurtarsın”, “Bizim liderimiz içimizde, sizinki nerede, Ecevit gelsin sizi kurtarsın”, “Türkeş burada, Ecevit nerede”, “Git Karaoğlan’ınızı çağırın gelsin size yardım etsin, bizim Türkeş’imiz yanımızda”, “Vali, İçişleri Bakanı Maraş’ı terk etsin” sloganları saldırıların organizeli ve planlı olduğunu gösteriyordu.

Hepsi bırakıldı

Olayların ardından çoğunlukla sağ görüşlü toplam 804 kişi hakkında dava açıldı. Sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürdü. Sanıklardan 29’u idam, 7’si müebbet, 321’i de 1-24 yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı. İdam ve müebbet dışında hapse mahkum edilenlere 1/6 oranında indirim uygulandı. Temyiz edilen Sıkıyönetim Mahkemesi’nin idam kararları da Yargıtay tarafından bozuldu. Katliamın müdahil avukatları Ceyhun Can 10 Eylül 1979’da, Halil Sıtkı Güllüoğlu 3 Şubat 1980’de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980’de öldürüldü. Hapse mahkum edilenlerin cezaları ise 1991’de çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ile ertelendi. Hükümlülerin hepsi serbest bırakıldı.

Fail vekil yapıldı

Basına ve kamuoyuna yansıyan iddialara göre, olayların ardından istifa eden dönemin İçişleri Bakanı katliamın açığa çıkartılması için özel bir ekip görevlendirdi, hazırlanan raporun içeriği gizli tutuldu. Zamanla yansıyan raporda, katliamın planlayıcıları için “26 seyyar piyango bayisi görünümünde şehre geldikleri saptanmıştır” denildiği ve Bahçelievler Katliamı sanıklarından Ünal Osmanağaoğlu, Haluk Kırcı, Bünyamin Adanalı, Ahmet Ercüment Gedikli gibi isimlerin katliamın yaşandığı günlerde Maraş’ta oldukları kaydedildi. Bir numaralı sanık Ökkeş Kenger ise beraat ederken soyadını Şendiller olarak değiştirdi. Daha sonra 1991’de ülkücelerin kurduğu Miliyetçi Çalışma Partisi’nden 19. dönem Maraş Milletvekili seçildi.

Muhamed Abdulkadir Esen/Maraş-MA