Geçmiş yıllarda her sene olduğu gibi asgari ücret komisyonu toplanır. Yazdıkları oyunu sendikacılarla oynamaya başlarlardı. Sendikacı dediğimiz düzenin emrindedir. Basında kafa bulma algısı yaratırlardı. Birçok emekli, memur, asgari ücretli kölelerimiz bu tartışmayı ister istemez takip ederdi. ‘Maaşlara güzel bir artış olacak’ diye umutlanırlardı. Sonrasında bir fiyasko, umutların çöküşü oyunu sonlanırdı.
Perdeyi kapatmaya bir devlet yetkilisi ele alır. “Çok iyi zam yaptık.”, “Fazla zam yaparsak şımarırlar” diyenleri de gördü bu ülkenin insanları. Yoksa vatandaş aptal mı? Böyle cümleleri nasıl oluyorda rahatlıkla kurabiliyorlar?
2019 yılının asgari ücreti açıklandı. Asgari ücret brüt 2943 lira, net 2 bin 324,70 lira olarak belirlenmiştir. Asgari ücret şu, bu olsun denilirken, ülkeyi yöneten şahıs “fedakârlık” üzerine bir cümle kurdu.
Şimdi gelelim fedakârlık cümlesine? Neyin fedakârlığıdır bu? Zamlar otomatiğe bağlanmış, gıkı çıkmayan yurdumun insanları suskun rolünde, uyku üzerine hazırlanmış bir masalı anlatıcıdan dinliyor. Yine suskunluk hâkim.
Ortada fedakârlık yoktur. Emekliye, memura, asgari ücretlinin cebine azıcık para verip, bol kepçeyle geriye zamlarla almasını hesaplayan bir kafa yapısı vardır. Kapitalizm ‘sömürü’ düzeninde her yol bunlar için serbesttir.
Din ile girip, biraz Türkçülük, Sünnilikle harmanlayıp sömürü politikalarını devam ettiriyorlar. Seksen bir bin tl aylık alan tek adam ve otuz bin, yüz elli bin lira alan makam sahipleri, lüks arabalara binen, harcamaları bol keseden olan düzenin yöneticileri sıra vatandaşına gelince emekliye, asgari ücretliye, memura para yok diyor.
Ne yapmalıyız sizce? Mücadele vermeliyiz. Ne dersiniz?

Hüseyin Habip Taşkın