İktidarın Gezi’den sonra sivil toplumla büyük bir inatlaşmaya girdiğini belirten KONDA Genel Müdürü Ağırdır, ‘Kanal İstanbul, büyük projeler içerisinde en düşük desteğe sahip’ dedi.

KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır,  T24 yazarı Murat Sabuncu’ya, ekoloji politikalarının seçmen davranışına etkisini ve Kanal İstanbul projesini yorumladı.

Ağırdır, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarını bir süre daha devam ettireceğini ifade etti. İktidarın Gezi protestolarından sonra sivil toplumla büyük bir inatlaşmaya girdiğini ve her şeyi bir komplo üzerinden okumaya çalıştığını söyleyen Ağırdır, “Kanal İstanbul bence burada artık zirve nokta. Toplum meseleye nasıl bakıyor diye bakarsak, Kanal İstanbul, şimdiye kadar İstanbul’a dair bütün büyük projeler içerisinde en düşük desteğe sahip” diye konuştu.

İktidarın Kanal İstanbul’u inatlaşmaya çevirdiğini dile getiren Ağırdır, proje ile ilgili tartışmalarda kullanılan argümanların eksik olduğunu söyleyerek, “Yerel seçime kadar siyasetten umudunu kesmiş ve siyaset marifetiyle yanlış işlere müdahale edebilme imkanının olmadığını düşünen insanlar şimdi yeniden bir pozisyon alıyorlar ve hayata katılıyorlar. Bence Kanal İstanbul’un olumlu yan sonuçlarından birisi de bu” diye konuştu.

KONDA’nın her yıl iklim değişikliği ve çevre üzerine tekrarladığı araştırmalara değinen Ağırdır, “İnsanların yüzde 75’i düzensiz doğa hareketlerinin iklim değişikliği nedeniyle yaşandığını düşünüyor ama aynı zamanda yüzde 85’i de yönetimlerin iklim değişikliği konusunda gerekli önlemleri almadığı görüşünde” dedi.

İnsanların toplumsal hayata dair kaygılarıbulunduğunu ve bu toplumsal kaygılar arasında çevre-kadın ve adaletin ön plana çıktığını belirten Ağırdır, şöyle konuştu:

“Deprem bilimcilerin diliyle konuşursak, çevre Türkiye toplumunda çok ciddi bir enerji birikmesinin olduğu bir alan. Çünkü bu topraklar zaten iklim değişikliğinin yoğun bir biçimde bizzat deneyimlediği bir coğrafya. Benim kasabamda 4 çay vardı şimdi çaylar yok, hepsi kurumuş. Benim 85 yaşındaki babama çevre problemini anlatmaya ihtiyaç yok bu coğrafyanın insanı bizzat deneyimliyor. Rize’de. Artvin’de. Giresun’da yağmur yağdığında yaşananları bizzat o insanlar görüp yaşıyor. Onun için Cerratepe’de Kaz Dağların’da olanları Bergama köylülerinin direnişini böyle ‘isteseler de istemeseler de’ diyerek kale almayarak ne iktidar ne muhalefet devam edebilir. Bu insanlar bir şey anlatmaya çalışıyor. Bu topraklarda toplumsal beka denen şey yalnızca bayraktan veya camilerden ibaret bir şey değil. Toplumsal beka aynı zamanda doğanın korunmasından, sürdürülebilrmesinden, temiz içme suyu ihtiyacının her gün ve düzenli olarak sağlanabilmesinden geçiyor. İnsanlar iş bulmak için tabii ki devletin gelip otoyol baraj ve hastaneye yapmasını istiyor. Ama o kalkınma ve geçinme meselesinde bir adım soluklanma fırsatı bulduğu gün o hayatını sürdürme konusundaki en büyük riskin doğadan kaynaklandığını da görüyor”.

(Kaynak: T24)