HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş bekçilere silah kullanma, araç ve kişi durdurma, kimlik sorma ve zor kullanma yetkisi hazırlıklarını değerlendirdi.

HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş, AKP’nin muhalefeti bastırmak için oluşturduğu SADAT, HÖH ve Osmanlı Ocakları’nı hatırlatarak, yetkileri genişletilmek istenen bekçiler için “Potansiyel bir suç örgütü olma eğilimini taşıyacak” dedi.

Bekçilere silah kullanma, araç ve kişi durdurma, kimlik sorma ve zor kullanma yetkisi gibi geniş yetkiler veren düzenlemenin önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’na getirilmesi bekleniyor. Muhalefet partilerinin şerh düştüğü düzenlemeyi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş değerlendirdi.

EN ÇOK ŞİKAYET ANKARA’DAN

Mevcut bir bekçilik sisteminin olduğunu, kimlik sorma ve araç durdurma gibi yetkileri fiilen kullandıklarını belirten Beştaş, düzenlemeyle bu yetkilerin kanunlaştırılmak istendiğini ifade etti. Beştaş, bekçilerin sokaklarda, mahallelerde bu yetkilerini kullandıklarını ve bekçiler konusunda en çok şikayetin Ankara’dan olduğunu ifade etti. Beştaş, “Ankara’da pek çok yerde çalışmalar sırasında bekçiler çok fazla zorluk doğuruyor, yaşam hakkı tanımıyor, özgürce dolaşmaya bile müdahale ediyor tartışmaları var” diyerek, konuyla ilgili şikayetler aldıklarını söyledi.

ARKA PLANI

Beştaş, 30 Ekim 2014’te gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında kararlaştırılan ve Temmuz 2015’te devreye konulan “Çöktürme Planı”, 15 Temmuz askeri kalkışması ve ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) süreçlerini anımsatarak, AKP’nin gündeme getirdiği bekçilik sisteminin tarihsel arka planına bakılması gerektiğine işaret etti. Beştaş, “Genel hatları ile AKP çözüm sürecini bitirdiğinde ‘Çöktürme Planı’ ile Kürt muhalefetini, HDP’yi ve bununla birlikte bütün toplumsal muhalefet odaklarını etkisiz kılma, kendi iktidarını muhalefetsiz bir şekilde devam ettirme çabasını ortaya koydu. 2015’te ‘Çöktürme Planı’ ile birlikte ‘İç Güvenlik Paketi’ gibi polise inanılmaz yetkiler veren bir düzenleme geçirdi. Bir geri, iki ileri adımlarla, toplumsal muhalefeti susturma ve kendi tabanını konsolide etme çabasını gösteriyordu” diye belirtti.

ASKERE VERİLEN YETKİLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 14 Temmuz 2016’da “Askere yargı zırhı” getiren yasayı onayladığını ve bir gün sonra 15 Temmuz askeri kalkışmanın gerçekleştirildiğini söyleyen Beştaş, “Cizre bodrumları ve o bodrumlarda yaşanan ölümler hafızalarımızda çok taze. O dönemde görev yapan askerler ve yetkililerin, FETÖ’cü oldukları gerekçesiyle tutuklandıklarına tanıklık ediyoruz. Ama o tutuklama karar ve davalarında sokağa çıkma yasakları döneminde işledikleri suçlar dava konusu yapılmadı. Sonrasında 2016’da jandarmaya geniş yetkiler veren yeni bir düzenleme Meclis’ten geçti. Aslında orada da 15 Temmuz’a giderken bir anlamda AKP’nin kendisine yönelik iç muhalefeti gördüğünü ve buna yönelik kendince önlemler alma çabası olduğunu söyleyebiliriz. Akabinde zaten 15 Temmuz, ilan edilen bir OHAL ve tamamen demokrasinin, anayasanın, hak ve özgürlüklerin askıya alındığı bir dönem yaşadık. Ve bu dönem hala devam ediyor” şeklinde konuştu.

‘BÜYÜK KORKULARININ GÖSTERGESİ’

İktidarın sivil örgütlenmeler adı altında HÖH ve SADAT gibi paramiliter güçler oluşturduğunu ifade eden Beştaş, bu güçlerin başında Osmanlı Ocakları’nın geldiğini söyledi. Bu yapılanmaların aynı zamanda bireysel silahlanmanın da önünü açtığını dile getiren Beştaş, “Şimdi önümüze polislerin tüm yetkilerini bekçilere veren bir yasa geldi. Türkiye adım adım bir güvenlik devletine dönüşüyor. Hiçbir güvenlik tedbiri, AKP’nin kendisini güvende hissetmesine yetmiyor. Çünkü AKP şunun gayet farkında: Bu baskı uygulamaları olmasa, toplumdaki memnuniyetsizlik, itirazın dozunun ne kadar yüksek olduğunu en az bizim kadar iyi biliyor. Çok sık anket yapan ve toplumun nabzını tutmaya çalışan bir iktidar partisinden bahsediyoruz. Bekçilik sistemi de AKP’nin kendini katiyen güvende hissetmediğini, korkularının çok büyük olduğunu ve bu korkuları bertaraf etmek için yeni yeni sistemlere ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bekçilik de tam anlamıyla vatandaşı zaptu rat altına alma, sesini daha çok kısma, daha çok korkutma çabası içindeler” dedi.

‘VATANDAŞIN GÜVENLİĞİ ÇÖPTE’

Bekçilerin bu düzenlemeyle tam bir polis olacağını söyleyen Beştaş, “Bekçinin farkı, ilkokul mezunu da bekçi olabiliyor, bir akademiye, bir özel polislik eğitimi almasına gerek yok. Silah alabiliyor ve sokağa çıkabiliyor. Polisler daha iyi, bekçiler daha kötü deme noktasında değiliz. Her ikisi aynı yetkileri kullanacak. Keyfiyet şuanda zaten çok yüksek bir oranda seyrediyor ama bekçilerin bu yetkileri ile beraber artık keyfiyet başka bir aşamaya evirilecek, yani kaosa evirilecek. Polis ve bekçi önce devletin güvenliği diyor, bu esasla hareket edildiği için vatandaşın güvenliği çöpte. Her an bir kurşunla, bir zırhlı araçla ölebiliriz. Vatandaş her an şüphe üzerine yakalanabilir” diye konuştu.

Bekçilik sistemi ile koruculuk sistemi arasında benzerlik olduğuna işaret eden Beştaş, şunları söyledi: “Korucular, kadına yönelik cinayet, tecavüz, kaçırma olaylarında elindeki silahı yetki olarak kabul edip, ‘her türlü şeyi yapabilirim’  diyebiliyor. Bekçilerde bunu yapacak. Bekçiler, AKP’nin kadrolarından oluşuyor. Tek bir amaçla hareket edecekler, ‘bana bu yetki verildi, ben devletimi koruyacağım’ şeklinde. Ama bu bir süre sonra o kişisel iktidarını ve komplekslerini vatandaşa yansıtma haline dönüşecek. Bir kişiye taşıyamayacağı bir yetki verirseniz, bu çok korkunç sonuçlara yol açabilir ve başka bir suç aygıtına dönüşebilir. Bekçiler, potansiyel bir suç örgütü olma eğilimini taşıyacak.” (Mezopotamya Ajansı / Diren Yurtsever)