AYKAN SEVER

Aykan  Sever

Azil soruşturmasından sadık bendesi “Cumhuriyetçiler”in Senato’daki çoğunluk oyuyla sıyıran yüzü badanalı Başkan Trump bu ara pek bir keyifli. Adeta uçan virüs bile ona yazıyor, niye olmasın? Hele hele “Demokratlar”ın geçen hafta Iowa’da ön seçimlerde sergilediği “beceriksizlik” onu keyiflendirmesin de kimi keyiflendirsin? Görünen o ki sıra dışı bir gelişme olmazsa Trump’ın önümüzdeki dönem de başkanlık seçimlerini kazanması kaçınılmaz.

Bu keyfin hızıyla 2021 bütçe tasarısını hazırlayan Başkan, yine militarizme para yağdırmış. 4 trilyon 800 milyar dolarlık tasarıda ordu harcamalarını binde 3’lük artışla 740 buçuk milyara çıkarıyor, ayrıca eski muhariplere yönelik programların fonlarında artış ön görüyor. Buna karşın gıda, tarım destekleri, öğrenci kredileri, sosyal güvenlik ve sağlık gibi alanlarda kısıtlamaya gidiliyor. Çin’le “ekonomik mücadele” için geçen yıl kurulan DFC’ye desteği ise 150 milyon dolardan 700 milyon dolara çıkartıyor. Özeti; Trump kazandığı takdirde ve bu bütçe geçerli olursa dünya daha da yaşanmaz bir yer haline gelecek. Amerikan halkı için sefalet artarken Çin’le görüntüdeki uzlaşmalar daha da şiddetlenen bir çekişmeye dönüşecek.

Çin’e giden Amerikan sermayesinin dönmesi için Corona virüsü duasına çıktığından şüphe duymayacağımız malum Başkan’ı güneydeki komşusu Meksika’nın “solcu”  Devlet Başkanı Obrador da bu ara bir hayli memnun ediyor. Orta Amerika ülkelerinden gelen göçmen kafilelerini Obrador, askeri güç kullanarak engellemekte “başarılı”. Halbuki kendisine umut bağlayan yoksulların kutlamalarının üzerinden uzun zaman geçmedi. O ise Trump’ın jandarmasına dönüşerek ihanet yolunu tercih ediyor.

Daha güneydeki Venezuela kuşatmasının ise Trump açısından (gerçi bundan pek emin değilim ama) pek iyi gittiği söylenemez. Ambargo öncesi Venezuela petrolünün en büyük alıcısı olan ABD sermaye çevrelerinin yerini bugün Rus Rosneft aldı. Ambargo Venezuela petrolünü ucuzlattı. Bunun Rosneft’e ayda ortalama 120 milyon dolar kar getirdiği yazılıyor. İşin burada kalmayacağı ülkede bir iktidar değişikliği olmadığı sürece Venezuela’nın Rusya’ya olan bağımlılığının katlanarak artacağı ise aşikar. Yine de Trump seviniyor olabilir. Ne de olsa ona göre “Venezuela’nın ekonomisi mahvoluyor…”, ki bu doğru.

Trump’ı ve arkasındaki sermaye kesimlerini asıl keyiflendiren şeyleri ise sona sakladım. Hafta sonu Washington’da “Amerika’yı yeniden kazanacağız” diye höyküren, beyazların üstün olduğunu savunan, ırkçı olduklarını gizlemeyen, kendisine “Vatansever Cephe”(PF) diyen bir grup gösteri yaptı. Askeri üniformayı andıran tektip elbise giymiş, yüzlerinde maske, gözlerinde kara gözlükler, ellerinde ırkçılık sembolü bayraklar sallayan bu grup tutuklanmak yerine Amerikan polisinin refakatindeydi. Trump’ın “öfkeli gençler”ini protesto edenlerse aynı polis tarafından pek hoş karşılanmıyordu.

Trump böyle şeyleri takip etmez ve artık kimin kimi yumurtladığı ayrı mesele ama Almanya-Thüringen eyalet seçimleri üzerinden gelişen süreçte daha da görünürleşen neo-nazi yükseliş, CDU’nun AfD’nin koltuk değneğine dönüşmesi ve Merkel’in yerine daha sağda birilerinin gelme olasılığı da Trump’ı keyiflendirmiş olmalı. İngiltere’den sonra Almanya’da da “yandaş” bir iktidar işlerini kuşkusuz bir hayli kolaylaştıracaktır.
Onu asıl keyiflendirense “ben ettim sen etme, biz ayrılamayız…” makamında Ankara semalarında yankılanmaya başlayan yanık çığırtı olsa gerek…         (yeniozgurpolitika)