Silah alımına, saraylar yaptırmaya para var. Eşe dosta birkaç yerden maaş verme var. Vakıflara var. Var babam var. Vatandaşa ne var? Sürünme var. Buradan şu çıkıyor? ‘Ben padişahım işimi bilirim. Karışanı yakarım.’

Ülkemizdeki iktidar partisi AKP ve destekçisi MHP savaşı savunuyor. Ölümü kutsuyorlar. Cennet vaat ediyorlar. Bu cennete kendi çocuklarını sokmuyorlar. Acaba neden?

Aynı zamanda koltuğu sallanıyor. Neyle? İnsanların belini büken yaşam koşullarının ağırlaştırılmasıdır. Vergilerle, yiyeceğe, içeceğe, elektriğe, suya, akıllarına ne geliyorsa durmadan zam yapılmasıdır.

Bir yandan ekonominin iyi gittiğini, şaha kalktığını, basından açıklama yapsalarda, yalaka basınıda, yazarıda çanak tutsada yaşam pratiğinde insanların ruhsal yapısı bozulmuştur. Bozulmanın bir nedeni de iktidarı eleştirenler hakkında dava açılmasıdır. Seçilmiş HDP Belediyelerine Kayyum atanması ve tutuklamalarıdır. Birgün ve Evrensel Gazetelerine, diğerlerine, muhalif televizyon yayınlarına para cezaları yağdırılmasıdır.

İktidarını korumak için Suriye’deki savaşın içinde olmayı ve şimdilerde Libya içlerine girip kendi vatandaşlarını uyutmayı hesaplıyor. Bu arada kendi mezhebini canlandırmak için bir dizi ordu dediği cihatçı teröristlerden oluşma askerleri var.

Suriye tezkeresinde CHP, İYİ Parti evet oyu vererek, AKP’nin savaş politikasına onay vermişlerdir.

Geçmiş yıllarda iktidara gelenler kendi polisini, askeri yapısını kurmaya çalışmışlardı. AKP bunların fazlaca önüne geçmiştir.

Dili, kültürü ne olursa olsun, birlikte yaşamaya, bölüşmeye, paylaşmaya, faşizme,emperyalizme karşı birlikte mücadele etmenin yolları acilen örülmelidir.

Ben bilirim havaları bana 12 Eylül 1980 Askeri Faşist darbesi öncesindeki devrimci yapıların halini hatırlattı. Bu bağlamda geçmişten ders çıkartılmalıdır.

İstenilse silahlar susar. Ötekileştirme, kafatasçılık ortadan kalkar. Uyuşturucu ticareti, rüşvet, erkek egemen düzeni, aklınıza insanlık dışı ne geliyorsa anında ortadan kalkar.

Bir kere ya da birkaç kez düşünün! Eğitim ve sağlık bedava olsa, herkesin işi, evi olsa, küçük, büyük demeden düşüncesini özgürce ifade eden bir toplum yaratılsa, ezenin olmadığı, birlikte üretip, paylaşılsa, gelecek korkusu olmasa, ülkemin her yerinde insanlar mutlu olsa. Neden olmasın?

Hüseyin Habip Taşkın