Koronavirüs vakalarının kendilerinden saklandığını ve salgını “komplo” olarak değerlendiren Diyarbakırlılar, virüsün Türkiye’ye gelmesi halinde mevcut sağlık politikalarının bunu kaldıramayacağı görüşünde. 

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) dünya genelinde hızla yayılmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dün yaptığı açıklamayla 48 ülkede görülen virüsten kaynaklı şimdiye kadar 3 bin 110 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. En son dün de Irak’ta virüsten kaynaklı bir kişi yaşamını yitirdi. Virüsün Irak ve İran’da görülmeye başlamasıyla birlikte Türkiye de kimi tedbirler almaya başladı. Sağlık Bakanlığı, virüse karşı alınan tedbirler kapsamında İran ve Irak Federe Kürdistan Bölgesi’ne açılan sınır kapılarını kapattı. Yine, söz konusu ülkelere uçak seferleri de bir süredir yapılmıyor.
Her geçen gün başka bir yere sıçrayan ve komşu ülkelerdeki bilançosu artan virüs bölge kentlerinde de endişeye neden oldu. Endişenin hakim olduğu kentlerden biri de Diyarbakır. Tespit edilmiş vaka sayısının kendilerinden gizlendiği görüşünde olan Diyarbakırlılar, virüse karşı yeterli önlem alınmadığından yakındı.
‘BİLİNÇLİ OLARAK YAPILMIŞ OLABİLİR’
Ana akım medya tarafından yapılan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirten 60 yaşındaki Bünyamin Tugay, “İnternet üzerinde gördüğümüz bazı bilgiler var. Sosyal medyada izlediğim bir görüntü, virüsün dünya nüfusunu dengelemek için bir komplo olabileceği fikrini doğurdu bende. Bilinçli olarak yapılmış olabilir. Türkiye’de vakalar var fakat açıklanmıyor. Medya bilgi vermiyor. Virüse ilişkin halkın hiçbir bilgisi yok. Bu neye işaret ediyor? Demek ki planlı programlı yürütülüyor” diye konuştu.
‘HEPİMİZ RİSK ALTINDAYIZ’
Edebiyat öğretmeni Menekşe Özgür (30), virüse ilişkin bilgisinin internetle sınırlı olduğunu ifade etti. “Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayıldığını, soğukta çok fazla yaşadığını, sıcaklara dayanamadığını ve henüz aşısının bulunmadığını biliyorum” diyen Özgür, virüsün önlenmesi için kamu spotlarının yaygınlaştırılmasını istedi. Özgür, “Medya ayağının güçlü olması gerekiyor. Toplu ulaşım araçları, hastaneler ve okullar başta olmak üzere tüm kalabalık alanlarda risk altındayız. Bunlara dönük okullarda seminerler düzenlenmeli. Aşısı ve ilacı olmadığı için başka yapacak fazla bir şey yok” dedi.
‘MASKELER BİLE YETERLİ OLMUYOR’
“Irak’tan getirilen Türkmenlerden kaynaklı toplumun yoğun olduğu alanlara girmemeye çalışıyoruz” diyen sağlık çalışanı Hatap Artıran (22) ise, sürekli ellerini temizlediğini ve kapalı ortamlarda kalmamaya çalıştıklarını belirtti. Sınırların kapatılmasının yeterli bir önlem olmadığını dile getiren Artıran, “Sonuçta tedavisi yok. Hapşırma, öksürme sırasında ağız kapatılmalı. Bizim kullandığımız maskeler gripten bile koruyamıyor. Kaliteli maskeler olması gerekiyor. Toplumun daha fazla bilinçlendirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘ÜLKEDE VİRÜS SAKLANIYOR’
Virüsün, gelişmiş ülkelerin kendi ürettikleri ilaçları satmak için çıkardıkları bir hastalık olduğu görüşünde olan üniversite öğrencisi Sabri Pak da, “Bizim ülkede virüsün var olduğunu düşünüyorum fakat saklanıyor. Kamuoyuna duyurulmadığını düşünüyorum. Çünkü duyurulduktan sonra kamuoyuna bir ayaklanma söz konusu olacak. Kimse bu riski almaz. İktidarda olanlar bundan dolayı dile getirmiyorlar. Ölümcül bir hastalık. Temizlik önlemi alınmalı. Psikolojiyle de alakalı olduğunu düşünüyorum. İnsanlar kendilerini hastalığa inandırırlarsa çok çabuk kapabilirler” şeklinde konuştu.
‘SAĞLIK POLİTİKASI VİRÜSÜ KALDIRAMAZ’
Virüsün Türkiye’ye gelmesi halinde ölümlerin çok fazla olacağını dile getiren Hacı Tanrıverdi (35) adlı yurttaş, “Bu virüsün çıkması insanlar için iyi oldu. Neden? Bu virüs devletlerin sağlığa daha fazla önem vermelerini gerektiğini gösterdi. Tabi sağlık hep paraya dökülmüş. Diğer devletler bu konuda biraz daha önem verirken Türkiye’de önemsiz bir mesele olarak algılanıyor” ifadelerini kullandı.
Virüsü “komplo” olarak nitelendiren Tanrıverdi, şunları söyledi: “Devletler tıpkı bir atom bombası gibi virüsü de bir tehdit olarak kullanıyor olabilirler. Önlem noktasında ilk önce insan sağlığı için parayı düşünmemek gerekiyor. Bana göre Türkiye’nin sağlık politikası koranavirüsü kaldıramaz. Koranavirüs Türkiye’ye gelirse büyük bir darbe görebilir. Çünkü insanlar yaşam derdine düşmüş. Kimse sağlığı düşünmüyor. Sadece günlük yaşantısını yürütmek için savaşıyorlar. Önlem noktasında öncellikle devletin insanına değer vermesi gerekiyor. Zaten insan haklarında değer vermiyorsun. Gerçi insan haklarına değer vermeyen bir devlet sağlığa nasıl değer verir onu da bilmiyorum.”(ma)