ŞEYHMUS DİKEN 

Oysa! O nehirdir ki kutsal kitaplarda adı geçen ve kadim kaynaklarda “tanrıya ulaşmada yol” olarak kabul gören.

Bir nehir bir şehri boğarak yutar mı?

Ya da soruyu şöyle sorayım. Bir nehre, bir şehir boğdurulur mu?

Tuhaf gelmiş olmalı soru size! Evet. Boğdurulur.

Üstelik nehrin, şehirle yarenliğine rağmen!

Nehrin, şehirle olan binler yıllık yoldaşlığına rağmen!

Şehir; nehrin yanıbaşında;

bir gerdanlık gibi,

bir göğüs broşu gibi,

bir çocukluk beşiği gibi,

bir camekanlı vitrin gibi,

çağlar boyu duruyor iken hem de!

Üstelik bunca inanç temelli referanslar orta yerde duruyor iken!

Hani, hep anlatılır ya…

Efsaneye göre tanrı, Danyal Peygambere bir emir yollayıp der ki, “Elindeki asa ile suyun çıktığı yerden başla ve bir çizgi çiz. Su, ardından akıp gelecektir. Su akarken, sen sen ol; yetimlerin, dul kadınların, yoksulların malına ve mülküne su yetiştiği zaman, güzergâhını değiştir ki, su taştığında bunların evine barkına zarar vermesin…”

Danyal Peygamber, Tanrı’nın emrine uyarak, Dicle Nehri’nin güzergâhını doğduğu yerden denizle buluştuğu yere kadar asası ile çizer.

Çizdikçe, yürüdüğü güzergahta su ardından gelir. Dicle Nehri, Danyal Peygamberin çizdiği güzergâhı üzerinde akışını sürdürerek yoksulun malına mülküne bahçesine bostanına zarar vermeden akıp gideceği bir ark oluşturarak Tanrı buyruğuna uygun akar…

Akar ki ne akar. Çağlar boyunca…

Bir gün birileri çıkar ve tanrı kelamına karşı gelir. Danyal Peygamber’in çizdiği sınırı da tahrip eder. Evler, yollar, işlikler, kadim köprü ve bilcümle mekânlar suya gark olur.

Tanrı kelamı da, peygamber tatbiki de iğfal ve ilga edilmiştir artık.

Nehir, şehri boğdurmada tetikçiliğe soyundurulmuştur adeta.

Oysa! O nehirdir ki kutsal kitaplarda adı geçen ve kadim kaynaklarda “tanrıya ulaşmada yol” olarak kabul gören.

Ama ne gam!

Osmanlı; şehzade kardeşin yine öz be öz kardeşini tac uğruna-taht uğruna boğduran değil miydi?

Hem çok mu önemliydi ki! Altı üstü suya gark edilecek olan bir kısım tebanın yaşadığı yıllardır “su altında kalacak” diye yoğun ikna salvosuna tutulmuş bir yerleşkeydi işte!

Hikâyeyi yaşayanlar kelamla bu günlere bırakmışlardır ki;

“Şalvarı şaltağ Osmanlı

Eğeri kaltağ Osmanlı

Ekmede yoğ, biçmede yoğ

Yemede ortağ Osmanlı” böyle bilinir.

Katletmede araç olarak kullanılan kutsal kitaplarda yeri olan Dicle Nehri’dir. Katledilen ise kavimler kapısı ve bir kadim başkent olan Hasankeyf’tir…

Tarih yazsın, Kader ise utanç duysun…

Ama mutlaka tarih yazsın bu utancı ve bu ayıbı…

(bianet)

Mart 2020 / Diyarbekir