Ülkemizin edebiyatçılarına, sanatçılarına büyük görevler düşüyor. Uğraşı verdikleri alanlarda emek verdikleri, emeğin karşılığını okuyucusuyla, dinleyicisiyle, izleyicisiyle buluşmasını ister. Emeğinin karşılığını görmek ister.

Ülkemizin sorunlarından biri olan özgürce sanat ve edebiyat bu ülkede yapılamadı. Karşılarına askeri faşist cuntalar çıktı. İktidarın ve koalisyon hükümetlerinin baskı gücü çıktı. Şimdi de AKP ve Erdoğan’ıyla sanata ve edebiyata karşı olan tek adam düzeni var. Her ne kadar kendileri “ben diktatör değilim” dese de, sanat ve edebiyatın bitirilmesi için ellerinden geleni tüm devlet aygıtlarıyla, kendi yasa anlayışıyla engelliyor.

Sanat ve edebiyatçılara burada görev düşüyor. Halka ve halklara bulunduğunuz alanda bilinç taşıyın ve aydınlatın. Düzenin nasıl işlediğini, kokuştuğunu resimle, müzikle, öyküyle, romanla, tiyatroyla, heykel figürüyle, karikatürle, operayla, neyle anlatıyorsanız anlatın.

Ülkemizde gazetecilerin, yazarların tutuklanması, gazetelerinin emniyetçe basılması, gazete binalarının bombalanması, yağmalanması, öldürülen gazetecilerin, yazarların, cezaevlerine atılan yazar ve gazetecilerin, emniyette işkenceye uğramaları yeni değildir. Osmanlıdan TC’ye miras kalmıştır. Sanatçıların ve yazarların sorgulaması gereken yer burasıdır.Bildergebnis für özgür basin

Günümüzde de gazeteciler ve yazarlar tutuklanıyor. Yayın organları kapatılıyor. Keyfi cezalar yağdırılıyor.

Gelelim Grup Yorum’a; emekleriyle, özverileriyle, halka ve halklarla yaptıkları müziklerle bütünleşmişlerdir. Sermayenin yanında durmamışlardır. Ezilenin, sömürülenin, yoksulun, ötekileştirilenlerin sesi olmuşlardır.Bildergebnis für gurup  yoruma  baski

Her iktidar ve koalisyon hükümetlerinde engellenmişlerdir. Grup Yorum elemanları cezaevlerine gönderilmişlerdir. AKP ve Erdoğan’ı bu baskıyı daha çok artırarak konserlerini yasaklamıştır. Bu nedenle seslerini duyurmak için açlık grevine başlamışlardır.

Yakın zamanda imza toplandı. “Gurup yorum ve ÇHD li avukatlar’ın açlık grevleri ve ölüm oruçları ile ilgili aşağıda imzaları bulunan aydınların, sanatçıların, bilim insanlarının, insan hakları savunucularının, hukukçuların…

Basın Açıklaması” diye yazı devam ediyor.

Sorun burada yatıyor. Baskıların bu kadar çok olmadığı zamanlarda yığınlarca edebiyatçı, sanatçı, akademisyenlerin imzaları daha çoktu. Daha cesurdular.

Neden bu hale geldik?

Hitler faşizminin bir benzerini dolaylı olarak yaşıyoruz. Susmak edebiyatçılara, sanatçılara, akademisyenlere yakışmaz. Bedel ödenecekse ödenir.

Ya Barbarlık Ya Sosyalizm.