HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, koronavirüse karşı hükümetin planlı ve sistemli olmadığını belirtti, yapılması gerekenleri açıkladı.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, koronavirüs salgınının basın emekçilerini riske atmaması için dün (16 Mart) yapacağı basın toplantısını iptal etti. Sancar, gündeme ilişkin değerlendirmelerini partisinin Basın Komisyonu tarafından hazırlanan video aracılığı ile iletti. Basın emekçilerinin yazılı olarak ilettiği soruları da yanıtlayan Sancar’ın değerlendirmelerinin satır başları şöyle:
“Tehlikenin ne kadar büyük olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Tam da böyle zamanlarda siyasetteki kavgacı dilin ne kadar yalan olduğunu daha iyi görüyoruz. Siyasetin amacı halka hizmet olmalı, insanlığa hizmet olmalıdır. Şimdi kavga zamanı değil, ortak yanlarımızı öne çıkarma zamanı.

‘MERKEZİ KRİZ KOORDİNASYONU OLUŞTURDUK’

Bir Merkezi Kriz Koordinasyonu oluşturduk. Koordinasyonumuz bu alanda çalışan diğer kuruluşlarla sürekli istişare halindedir. Mesela TTB ve SES ile sürekli iletişim halindedir. Amacımız doğru bilgilere ulaşmak ve halkımızı doğru bir şekilde aydınlatmaktır.
Bu salgına karşı en çok önerilen tedbir toplu yerlerde bulunmamaktır. Hatta evlerden çıkmamamız da öneriliyor. Tabii ki bunlar ciddi öneriler ve bu tedbirlere de mutlaka uymamız lazım. Fakat evlere kapanmamız, yalnızlaşmamız ve birbirimizden kopmamız anlamına gelmemelidir. Tam tersine birbirimizle bağımızı ve iletişimimizi sürdürebilirsek ancak bu tehlikeyi atlatabiliriz.
Hepimiz insanlık ailesinin mensuplarıyız, birbirimize daha çok bağlanmalıyız.

‘GENÇLER ÖZEL ÇALIŞMA YÜRÜTMELİ’

Mahallelerdeki ihtiyaç sahiplerine, bilhassa yaşlılara ve hastalara ulaşmak için gençlerimizin özel bir çalışma yürütmesi gerekiyor. Gençlik birimlerimiz bu konuda hızla hazırlıklar yapıyor ve çalışmalar yürütüyor. Fakat çalışmaları sadece bizim partinin gençleriyle sınırlı tutmanın doğru olmadığını biliyoruz. Yeterli olmadığını da biliyoruz. O nedenle bütün gençlere çağrı yapıyoruz: Kendi aranızda dayanışma ağları, haberleşme kanalları oluşturun. Bu kanallar üzerinden ihtiyaç sahiplerine zayıflara nasıl ulaşabileceğinizi tartışınız. Bu konuda bize ne düşerse yapmaya hazır olduğumuzu bilmenizi isteriz.
Yaşlılar, hastalar, yalnız yaşayanlar, evsizler, göçmenler, sığınmacılar özel risk gruplarını oluşturuyorlar. Yoksulluk başı başına bir risktir zaten. Çünkü bu hastalık bağışıklık sistemi zayıf insanlara büyük bir zarar verebiliyor. O nedenle risk gruplarına nasıl yardım edebileceğimizi hep birlikte tartışmalıyız, hep birlikte yöntemler geliştirmeliyiz.

HÜKÜMET NELER YAPMALI?

Dünyanın her yerinde hükümetlere özel çağrılar yapılıyor. Biz de çağrılar yaptık, çeşitli öneriler sunduk. Bu önerilerin bir kısmını burada da hatırlatmak isterim:
“İhtiyaç sahiplerine ücretsiz gıda ve hijyen malzemeleri yardımı yapılmalıdır.
Her türlü tedavi sürecinin ücretsiz yapılması sağlanmalıdır.
Özel hastanelerin de kamu hastanesi statüsünde hizmet sunması sağlanmalıdır.
Kamuda ve özelde çalışanlara ücretli izin hakkının tanınması lazım.
Su, elektrik internet gibi hizmetlerin bu kriz süresince ücretsiz temin edilmesi gerekiyor.
Hasta, yaşlı tutuklu ve hükümlüler, bebekli anneler ve hamile kadınlar tahliye edilmelidir.

‘HÜKÜMET PLANLI VE SİSTEMLİ ÇALIŞMIYOR’

Hükümetin bugüne kadar yaptıkları ve söylediklerini göz önünde bulundurduğumuzda yeterince hazırlıklı planlı ve sistemli çalışmadığını görüyoruz. Şüphesiz ilan edilen tedbirlerin önemli bir kısmı Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerileri arasında yer alan tedbirler. Bunlara elbette itirazımız yok ancak alınacak tedbirlerin sürdürülebilir olması son derece önemlidir. Ayrıca tedbirler sonucu ortaya çıkacak sosyal ve ekonomik durumları da telafi etmeyi planlamak lazım. Kamuoyunu bilgilendirme ve süreci şeffaf yürütme konusunda da hükümeti yetersiz buluyoruz. Hükümetin başta TTB ve SES olmak üzere ilgili kurumlarla istişare içinde olması gerekiyor. Hatta TTB ve ilgili bütün meslek örgütlerinden temsilcilerin yer alacağı ortak bir kriz merkezi oluşturmak da mümkündür. Böylece toplumun alınacak tedbirlere ve yapılacak çalışmalara katılımı da sağlanmış olur.
Meclis’te tüm partilerin eşit katılımıyla bir komisyon kurulmalı.

‘İNSANLIĞI DAYANIŞMA KURTARIR’

Tehlike ne kadar büyük olursa olsun yalnız olmadığımızı bilmemiz son derece önemlidir. Yalnız değiliz ve yalnız olmamalıyız. Ancak el ele vererek, ancak birbirimizle dayanışarak bu büyük tehdidin üstesinden gelebiliriz. İnsanlığımızı kurtaracak olan şey dayanışmadır. Dayanışma varsa insan kalmaya devam ederiz. Dayanışma varsa her türlü tehlikeyi aşmanın imkanlarını yaratabiliriz.
Dayanışmanın tek yolu toplantılar yapmak değildir. Bu zamanda toplantıların faydası olmayacak, tehlikeyi daha da büyütecektir. Birbirimize bağlı olduğumuzu bir an bile unutmamamız gerekiyor. Bu tehlikeyi büyük insanlığın birleştirici gücüyle hep birlikte aşacağız.”     (ANF)