İSİG Meclisi, covid-19 salgınının ilk bir ayına ilişkin hazırladığı raporunda, 11 Mart-10 Nisan tarihleri arasında en az 159 işyerinden 855 işçinin koronavirüs testinin pozitif çıktığını, covid-19 nedenli en az 52 iş cinayeti yaşandığını söyledi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, yeni tip koronavirüs (covid-19) pandemisinin ilk bir ayına ilişkin işçi sağlığı ve güvenliği konulu raporunu açıkladı.

Raporda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusu “Covid-19 kaynaklı iş cinayetleri”, “Salgın sürecinde yaşanan üretim baskısı için yaratılan kuralsızlık durumu”, “Maliyet kalemi olarak görülerek işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili alınmayan önlemler”, “İşyerlerinde Covid-19 vakaların yayılışı ve nedenleri” ve “Salgının faturasını işçi sınıfına çıkarmaya yönelik sermaye politikaları” olmak üzere beş başlıkta incelendi.

Buna göre, 11 Mart-10 Nisan tarihleri arasında en az 159 işyerinden 855 işçinin koronavirüs testi pozitif çıktı. Aynı tarih aralığında covid-19 nedenli en az 52 iş cinayeti yaşandı.

“Salgının ilk bir ayı, gerek siyasi iktidar gerekse patronlar tarafından ‘fırsat’ olarak görüldü” denilen raporda, 81 işyerinde işten çıkarmaların tespit edildiği bilgisine yer verildi. Konaklama ve inşaat işkolunda yoğunlaşan işten çıkarmaları tekstil, AVM, liman işletmeleri takip etti.

Hizmet durması kaynaklı işsizlik

Raporda, iş akdi feshedilmese dahi, üretimin/hizmetin durmasından kaynaklı fiili olarak işsiz kalan işçilerin sayısının dikkat çekici olduğu söylendi:

“Binlerce restoran ve turizm işçisini fiili olarak işsiz bırakan bu durum, geçici ve güvencesiz çalışmanın olduğu bütün sektör ve alanları etkilemiştir. Özellikle kayıt dışı istihdamın ana kitlesi olan kadın, çocuk ve göçmen işçiler bu süreçte işsiz ve gelirsiz kalmıştır.”

251 işyerinde güvenlik sağlanmadı

251 işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığı ve işçilerin salgına yakalanmaya açık halde çalışmaya zorlandığı aktarılan raporda şu ifadeler yer aldı:

“İşsizliğin koz olarak kullanıldığı işyerlerinde üretim baskısı ve kötü çalışma koşulları devam ederken salgına dair hiçbir önlem alınmamış, işçileri korumaya yetmeyecek göstermelik önlemler alınmış veya pek çok işyerinde işçiler kendi imkanları ile kişisel koruyucu ekipman tedarik ederek sağlıklarını korumaya çalışmıştır.”

Çalışma baskısı yoğunlaştı

Raporda yer verilen bir diğer başlık ise üretimin devam ettiği işyerlerine yönelikti. Bu işyerlerinde çalışma sürelerinin uzatıldığı, işçilerin can güvenliğini sağlayacak koşulların oluşturulmadığı belirtilerek şu bilgilere yer verildi:

“Pek çok sektör ve işyerinde, hiçbir önlem alınmayarak ya da göstermelik önlemler alınarak, işçilerin birbirine yakın biçimde, kişisel koruyucu ekipman verilmeden çalıştırıldığını; yemekhanelerde, işçi servislerinde ve yakın zamana kadar toplu taşımada sıkışık bir şekilde işe gidip gelmeye zorunlu bırakıldıklarını, ‘bireysel hijyenlerine’ dikkat edecekleri koşullarının ve zamanlarının olmadığını göstermektedir.

“Salgın sürecinde bazı sektörlerdeki talep artışı patronların işçiler üzerindeki çalışma baskısını yoğunlaştırmıştır. Bu süreçte işçiler, açlık tehdidiyle çalıştırılırken, başta sağlık çalışanları, kargo emekçileri, market çalışanları olmak üzere pek çok sektörde aşırı ve esnek çalışma dayatılmaktadır.

“Çalışma süreleri fiilen uzatıldığı gibi, pek çok işyerinde fazla mesai ücreti ödenmemekte, salgından istifade eden patronlar işçileri angaryaya zorlamaktadır. İşsizlikle tehdit edilerek uzaktan çalışmanın olduğu yerler de dahil olmak üzere esnek çalışmanın kalıcılaşması üzerine adımlar atılmaktadır.”

303 işyerinde ücretsiz izin dayatması

Salgının başından bu yana, işyerlerinde Covid-19 vakası çıkmasına rağmen üretimin/hizmetin çoğu zaman hiçbir ek önlem alınmadan devam ettiği, başta Arçelik, Tekfen, Posco Assan, Koton, Çolakoğlu Limanı, Emaar şantiyesi gibi büyük işyerlerinde olmak üzere Covid-19’a yakalanan işçilerin olduğu işyerlerinin çoğunda, vaka görülmesine rağmen üretim sürdürüldüğü bilgisi de raporda yer aldı.

Ayrıca karantinaya alınan diğer işçilerin ise herhangi bir test uygulanmadan evlerine gönderildiği, bu işçilere çoğunlukla ücretsiz izin kullandırıldığı ifade edildi.

Salgının ilk bir ayında 303 işyerinde işçilere ücretsiz izin dayatması yapıldı. Pek çok işyerinde ise, işçilere yıllık ücretli izinlerini kullanmaları dayatıldı.

107 işyerinde üretime ara verildi

Rapora göre bir aylık süreçte, 107 işyerinde üretime/ hizmete ara verildi. Üretime ara veren işyerleri ağırlıklı olarak işyerinde Covid-19 vakalarının görülmesi ya da işçilerin mücadeleleri sonucu üretime ara vermek durumunda kaldı:

“Bu işyerlerinin pek çoğuysa işçileri ücretli idari izne çıkarmak yerine, ücretsiz izin dayatmasında bulunmuş, bazı işyerlerinde işçilere zorla yıllık izinleri kullandırılmış, izni olmayanların gelecek yıllara ait izinleri kullanması istenmiştir.

“Başta Bosch, Sarkuysan, Tofaş, Ford Otasan, Nemak İzmir, ABB Dudullu gibi büyük fabrikaların üretime ara verme süreleri Nisan ayı içerisinde sona ermektedir. Covid-19 vakalarının görüldüğü, hiçbir ek tedbirin alınmadığı işyerlerinde üretimin/hizmetin kaldığı yerden devam edecek olması, işyerlerinde salgının yayılmasını hızlandıracak ve işyerlerinde kitlesel Covid-19 vakaları görülecektir.”

“Hükümet politikaları salgının bedelini işçilere ödetiyor”

İSİG Meclisi’nin açıklamalarında şu ifadelere yer verildi:

“Covid-19 pandemisi sürecinde alınması gereken önlemlerin bireysel önlemlere indirgendiği ve ‘evde kal’, ‘sosyal mesafe’, ‘kendi ohalini ilan etme’ çağrısı gibi söylemlerin yaşamak için çalışmak zorunda olan ve evde kalamayacak olan milyonlarca işçiyi ve ailelerini kapsamadığı bir gerçektir. İşçi sınıfına ‘şantiyede ol’, ‘fabrikada ol’, ‘markette ol’, ‘tersanede ol’ denmeye devam edilmektedir. Siyasi iktidar, sermaye ile kolkola girerek, üretimin devam etmesi ve patronların çıkarlarının korunması temelinde politik ‘tedbirler’ almaktadır.

“Salgın dönemi, hem üretim ilişkilerinde hem siyasi karar alma süreçlerinde mevcut sınıfsal ayrımı keskinleştirmiş ve görünür kılmıştır.

“Salgının ilk bir ayındaki tablo salgının yoğun olarak görüldüğü, hasta ve ölüm oranlarının yüksek olduğu yerlerin işçi yoğun kentler olması salgının bir sağlık sorunundan ziyade sınıf sorununa dönüştüğünü göstermektedir.

“Başta üretimin her koşulda sürdürülmesi gibi tüm patron yanlısı politikaların önüne geçilmezse salgının en ağır bedelini işçiler ödeyecektir.”

En Az 52 covid-19 nedenli iş cinayeti

Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren 52 işçiye ilişkin raporda şu bilgiler yer aldı:

* Yaşamını yitirenlerin 40’ı ücretli (işçi ve memur), 13’ü ise kendi nam ve hesabına çalışan.

* Ölenlerin 45’i erkek, 7’si kadındı. Covid-19 sonucu yaşamını yitiren emekçilerin yaş ortalaması 51.

* Ölen işçilerin işkollarına göre dağılımı şöyle oldu: Ticaret/büro işkolunda 15, sağlık işkolunda 12, konaklama işkolunda 7, belediye/genel işler işkolunda 5, tekstil işkolunda 2, bankacılık işkolunda 2, metal işkolunda 2, güvenlik işkolunda 2, madencilik işkolunda 1, kimya/lastik işkolunda 1, ağaç/kağıt işkolunda 1, basın işkolunda 1 ve enerji işkolunda 1 işçi yaşamını yitirdi.

* İşçilerin en az 7’si sendika üyesiydi.

* Salgının ilk bir ayında İstanbul’da 29, İzmir’de 4; Ankara’da 3; Bursa’da 2, Kocaeli’de 2, Sakarya’da 2, Uşak’ta 2, Diyarbakır’da 1, Aydın’da 1, Balıkesir’de 1, Düzce’de 1, Mardin’de 1, Muğla’da 1, Zonguldak’ta 1 ve görevli olarak bulunduğu Belçika’da 1 işçi hayatını kaybetti.   (bianet)

(TP)

Raporun tamamını okumak için tıklayın