Türk Tabipleri Birliği Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Kayıhan Pala: Covid-19 klinik tablosu olduğu halde testi pozitif gelmeyenlerin oranı, pozitiflerle kıyaslandığında üç-dört kat daha fazla. Sağlık Bakanlığı kayıtlarında da ön tanıya girmiş vaka sayısının 600 binin üzerinde olduğuna ilişkin bilgilerimiz var.”

Resmi açıklamalara göre, Türkiye’de Covid-19 salgını nedeniyle şimdiye kadar 3 bin 397 kişi hayatını kaybetti. Toplam vaka sayısı ise son 24 saatte 1670 yeni vakayla 126 bin 45’e çıktı. Medyascope’tan Fırat Fıstık’a konuşan Prof. Dr. Kayıhan Pala , Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ortaya çıkan rakamlara göre, Covid-19 yakınmalarıyla başvuranlar içinden alınan örneklerde PCR testinin pozitif gelme oranının yüzde 26 olduğunu söyledi.

Pala bu sonucu şöyle açıkladı: “Bu şu demektir, her bildirilen bir vakaya karşı bildirilmeyen ama kliniği Covid-19’a uygun üç vaka daha var. Dolayısıyla 120 binlerde olan vakaların kabaca 450-500 bin civarında olduğunu söylemek yerinde olur. Zaten Sağlık Bakanlığı kayıtlarında da olası, kuşkulu vaka sayısının, ön tanıya girmiş vaka sayısının 600 binin üstünde olduğuna ilişkin bilgilerimiz var.”

Prof. Pala, bir hastanın rahatsızlığının belirlendiği andan itibaren sürecin nasıl işlediğini anlattı:  Yüksek ateş, öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi rahatsızlıkları olanlar sağlık kuruluşlarına başvurduklarında hekimler tarafından muayene edilince eğer Covid-19 hastalığıyla ilişki kurulabiliyorsa ‘Covid-19 olası vaka’ olarak kayıt altına alınıyor. Bundan sonra tomografi, kan testi gibi tetkikleri isteniyor. Ağız ve burun sürüntüsü alınarak PCR testi yapılmak üzere laboratuvara gönderiliyor. Bu ana kadar ‘olası vaka’ olarak giriliyor. PCR testinin pozitif olduğu bilgisi gelirse ‘kesin vaka’ olarak kayıt sisteminde yer alıyor. Eğer gelen sonuç negatifse, kayıtlara Covid-19 olarak yansımıyor.”

“Bilgilerimiz ışığında, Covid-19 klinik tablosu olduğu halde testi pozitif gelmeyenlerin oranı, pozitiflerle kıyaslandığında belki üç kat, belki dört kat daha fazla” diyen Prof. Kayıhan Pala, şunları söyledi: Ege Üniversitesi Rektörü geçenlerde bir açıklama yaptı, tıp fakültesi hastanesine gelenlerle ilgili bir döküm sundu. Covid-19 yakınmalarıyla başvuranlar içinden doktorların hastaneye yatırdıklarından alınan örneklerde PCR testinin pozitif gelme oranı yüzde 26 olarak açıklandı. Bu, şu demektir; her bildirilen bir vakaya karşı bildirilmeyen ama kliniği Covid-19’a uygun üç vaka daha var. Dolayısıyla 120 binlerde olan vakaların kabaca 450-500 bin civarında olduğunu söylemek yerinde olur. Zaten Sağlık Bakanlığı kayıtlarında da olası, kuşkulu vaka sayısının, ön tanıya girmiş vaka sayısının 600 binin üzerinde olduğuna ilişkin bilgilerimiz var.”

Türkiye’nin, Dünya Sağlık Örgütü’nün çağrısına rağmen hâlâ ikili yerine tek kod kullandığını belirten Prof. Pala, işleyişi, şöyle anlattı: Dünya Sağlık Örgütü, 26 Mart’ta tüm dünyaya çağrıda bulunarak, tek başına PCR testiyle yetinilmemesini, hastada klinik bulguların olması halinde başka bir kodla hem vaka hem ölüm sayılarına eklenmesini istemişti. Kesin tanı kodu U07.1, olası ve kuşkulu tanılar U07.2 olarak açıklandı. 16 Nisan’da bu konuda çok kapsamlı belge yayımlayarak, ölüm sayıları üzerinden örneklerle nasıl kullanılması gerektiğini göstermişti ama maalesef ülkemizde bu ikili kod sistemi kullanılmıyor. İngiltere, Almanya, İspanya’da kullanılıyor. Örneğin New York’ta hastanede ölenleri bırakın, evlerinde ölenlerle ilgili geriye dönük bir taramayla şüphelenilenler Covid-19 olarak kayıtlara geçti.”    (gazeteduvar)