Küresel ısınmaya yol açan CO2 salınımlarında son iki aydaki tarihi düşüş devam ederken, sadece kriz sonrası geliştirilecek ortak stratejiler ve yeni enerji modelleriyle bunu fırsata dönüştürmek mümkün olabilecek.

Covid-19 salgınıyla birlikte dünya genelinde ekonomik aktivitelerin yavaşlaması sayesinde küresel ısınmaya yol açan karbondioksit (CO2) salınımlarında belirli bir düşüş yaşanmıştı. Salgının ‘pandemiye’ dönüştüğü yani tüm dünyada yayılmaya başladığı Mart ayının ortasından itibaren Çin ve diğer birkaç ülkeyle sınırlı olan sokağa çıkma veya karantina uygulamaları, onlarca ülke tarafından hayata geçirilmişti.

İLK ÜÇ AYDA 542 MİLYON TON CO2 SALINIM DÜŞÜŞÜ

Ekonomik faaliyetlerin gerilemesi sayesinde belki de en kazançlı olanın uzun vadede iklim olacağı biliniyordu. Covid-19 salgınının başladığının tespit edildiği Ocak’tan artık küresel çapta yayılmaya başladığı Mart ayının içinde olduğu yılın ilk çeyreğinde CO2 salınımlarında

542 milyon tonluk bir düşüş kaydedilmişti. Bu ise 2019’un ilk çeyreğine oranla yüzde 5,8’lik bir düşüş demek. Bunda özellikle kara, deniz ve ulaşımının azalmasının yanı sıra bazı hayati olmayan sektörlerdeki üretimin durması sayesinde gerçekleşti.

NİSAN AYINDA ÇOK DAHA AZ KİRLİLİK

Küresel ısınmaya yol açan sera etkili gazların başında gelen CO2 salınımlarındaki düşüş, Nisan ayında daha büyük boyutlarda devam etti. Aralarında Çin’den katılımcıların da olduğu uluslararası bir ekibin çalışmasına göre, Nisan ayıyla birlikte bu yılın ilk 4 ayındaki salınımlarda geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 7,3’lük bir düşüş yaşandı. Bu da toplamda bu yıl içinde en az 886 milyon ton CO2 salınımının engellendiği anlamına geliyor.

EN ÇOK DÜŞÜŞ SANAYİDE

Uluslararası çalışmaya göre, Covid-19 ‘sayesinde’ CO2 salınımlarında toplamda en fazla düşüş yaşanan sektör, sanayi oldu. Endüstriyel işletmelerin saldığı gazlarda bu yıl içindeki azalma 157,9 milyon ton olurken, oransal olarak yüzde 7,1’lik bir düşüş söz konusu.

Kara ulaşımında yaşanan CO2 tasarrufu da 145,7 milyon ile ikinci sırada geliyor. Bu sektördeki düşüş geçtiğimiz yıla oranla yüzde 8,3 oldu.

Ekonomik aktivitelerin gerilemesiyle elektrik üretiminde de gerileme yaşandı ve bu sektörde 131,6 milyon ton CO2 salınımı engellendi. Ancak oransal olarak geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla düşüş, yüzde 3,8’de kaldı. CO2 salınımlarının düştüğü diğer alanlar ise evlerdeki ısıtmalar, balıkçılık, deniz ulaşımı ile havayolu ulaşımı oldu.

Ancak uzmanlar, özellikle hanelerin ısıtılmasında kaydedilen düşüşün bu yılın ilk iki ayında Kuzey Yarımküre’de hava sıcaklıklarının zaten mevsim normallerinin üzerinde olmasına bağlıyor. Yine de bu, genel toplamda salınımlarda kaydedilen düşüşü pek etkilemiyor.

EN FAZLA ÇİN’DE DÜŞTÜ EN AZ AVRUPA-ABD’DE

Küresel bazda yaşanan salınım düşüşlerinde kıtalar ve ülkeler arasındaki farklar da dikkat çekiyor. Salgının yayılmaya başladığı ülke olan Çin’in bu yılın ilk dört ayındaki CO2 salınımlarında yüzde 10,3’lük bir düşüş kaydedildi.

Çin’den sonra sokağa çıkma yasaklarının devreye girdiği diğer ülkelerde ise salınımlardaki düşüş çok daha az. Brexit’e rağmen Britanya’nın da dahil edildiği Avrupa Birliği’ne (AB) yönelik ölçümlerde, salınımların yüzde 4,2’de kaldığı görüldü. Bu oran Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) de aynı düzeyde kaldı.

Buna karşın Nisan ayında global bazdaki düşüş 7,3 olurken, AB ile Çin’de yüzde 8 olarak gerçekleşti.

EKONOMİK GERİLEME ORANIYLA BAĞI

Araştırmada dikkat çeken bir diğer nokta da bazı sektörlerin genel ekonomideki payına oranla atmosferdeki kirlilikteki payının yüksekliği. Buna göre, daha çok kömür ve petrol kaynaklı enerjilerin kullanıldığı sektörler nedeniyle kirlilik çok daha fazla. Zira global ekonomik gerileme henüz tespit edilen salınım düşüşünden çok geride.

SALINIM DEĞERİ DÜŞÜK BİR MODEL ŞART

Ancak uzmanlar, bugün yaşanan salınım düşüşlerinin geçici olduğu uyarısında bulunuyor. Ekonomik ve sağlık krizinin aşılması ardından enerji modellerinin gözden geçirilmemesi halinde CO2 salınımlarında yaşanan düşüş geçici olacak ve salınımlar yeniden artmaya başlayacak.

Araştırmada, özellikle sanayi, ulaşım ve elektrik üretiminde daha az karbondioksit salınımı sağlayacak teknolojilere yönelinmesi gerektiği vurgulanıyor. Bunun için de son yıllarda giderek daha da sık tavsiye edilen yenilenebilir enerjilere yatırımların katlanarak, arttırılması isteniyor.    (ANF)