ANKARA – Soma Katliamının 6’ıncı yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayımlayan KESK Yürütme Kurulu, adalet ve mücadele arayışının devam ettiğini belirterek, “Hukuki, politik, ekonomik ve ahlaki olarak göçmüş bu düzenden, Soma’nın hesabını er ya da geç soracağız” denildi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu, Soma katliamının 6‘ınc yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı. “Soma Katliamının 6. Yılında Adalet Arayışımız ve Mücadelemiz Devam Ediyor” başlıklı açıklamada, “Bugün ‘çarklar dönsün’ diye yüzbinlerce işçiyi, yeterli tedbirleri almadan fabrikalarda, inşaatlarda, marketlerde, kargo şirketlerinde, kamu işyerlerinde çalıştırıp yüzlercesinin salgına yakalanmasına neden olunuyor” denildi.
Açıklamada, “İşçi ölümlerine neden olanlar, bundan tam 6 yıl önce de gerekli denetimleri yapmadıkları, rodövans, dayıbaşılık gibi güvencesiz çalıştırma uygulamalarını yaygınlaştırdıkları için, Soma’da 301 maden işçimizi kaybetmemize zemin hazırladılar. 301 işçi kardeşimiz göz göre göre gelen bir katliam sonucu hayatını kaybetti.” diye belirtildi.
FAİLLER ÖDÜLLENDİRİLDİ
Katliamın üzerinde 6 yıl geçmesine rağmen acıların taze olduğu belirtilen açıklamada, “Ülkemizde hukukun çöküşü Soma davasıyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Davayı Soma’dan kaçıran, katliamda sorumluluğu bulunanları yargılama konusu yapmayan yargı sistemi, maden patronu ve yöneticilerini ‘olası kasıt’ üzerinden değil; ‘bilinçli taksir’ ile ‘cezalandırarak’ adeta ödüllendirdi. Gizli tanıkların, itirafçıların iftiraları üzerinden, sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek, daha birçok hukuki niteliği tartışmalı belge ve istihbarat notlarıyla insanlara müebbet ya da onlarca yıl cezalar veren yargı, Soma katliamında madenin patronu Can Gürkan’ın bir işçi için 5 gün hapis yatmasını yeterli gördü” ifadelerine yer verildi.
‘ÇARKLAR DÖNSÜN GERİSİ TEFERRUAT’
Katliam faillerin hesap vermediğine dikkati çekilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Başından beri madenlerde gerekli denetimi yapmayanlar, Soma’daki öldüren çalışma düzenine izin verenler, güvencesiz ve taşeron çalıştırma biçimlerini egemen hale getirenler, sendikalaşmanın önüne engeller koyanlar hiçbir biçimde hesap vermedi. Salgında da gördük ki, bu düzen, daha fazla kar için can kaybını meşru gören bir düzendir. Bu düzen, ‘çarklar dönsün de gerisi teferruattır’ diyen acımasız, zalim bir düzendir. Bu düzen Soma’da ve epidemide siyaseten ve ahlaken göçük altında kalmıştır. Bu düzen ve onu ayakta tutan zihniyetin sonucu olarak, Türkiye iş cinayetlerinin en fazla olduğu ülkelerden biri olmuştur. Soma katliamını unutmamak unutturmamak hepimizin görevidir. Hukuki, politik, ekonomik ve ahlaki olarak göçmüş bu düzenden Soma’nın hesabını er ya da geç soracağız.”     (MA)