Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında baroların Savunma Yürüyüşü’nün engellenmesine tepki gösterdi.

Farklı kentlerden Ankara’ya “Savunma yürüyüşü” başlatan baro başkanlarının engellenmesini değerlendiren Oluç, “Geçen hafta grubu olan partileri ziyaret edip görüş ve önerilerini anlattılar. İkinci adım olarak 19 Haziran’da Ankara’ya bir yürüyüş başlattılar. Ve bugün sabah itibariyle Ankara’ya ulaştılar. Kente yürüyerek girmek isteyen 56 baro başkanı Eskişehir yolunda polisin ağır saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Engellenen başkanlar oturma eylemine başladılar” diye belirtti.

Oluç, avukatların ciddi bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu vurgularken Antep Barosu başkanının sivil bir polis tarafından darp edilmesine dikkat çekti.

Oluç, “Baro başkanlarının yapmak istedikleri şey başkentine yürüyerek, girmek istemeleridir. Bu engellemenin anlamı Türkiye’de hukuk devleti, demokrasi, insan hakları yok demektir. Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü yok demektir, toplantı ve gösteri yapmak hakkı kullanılamıyor demektir. Biz HDP olarak bu görüntülerin ortaya çıkmasını asla kabul etmiyoruz. Ve bunu kınıyoruz. Adalet ve İçişleri Bakanlığına çağrıda bulunuyoruz. Baro başkanlarının eylemi, tamamen barışçıl ve anayasal hakları olan demokratik çerçevede olan bir eylemdir” şeklinde konuştu.

“İktidar bugüne kadar hukuka saldırıyordu” diyen Oluç, şunları ekledi: “Şimdi hukukçulara saldırmaya başladı. ‘Savunma susmadı susmayacak’ diyen baro başkanları ve avukatların yanında olduğumuz söylemek istiyoruz. Anayasal haklarıdır şu anda engellenen. Adında adalet olan bir parti adalete saldırmaktır. İktidar partisi adalete karşı bir parti haline gelmiştir”

İktidarın ne adalet heykelciği ne de terazi bıraktığını kaydeden Oluç, şunları ifade etti: “Hiçbir şey bırakmadılar. İktidar avukatlardan ve barolardan biat talep etmektedir. Savunma hakkını kullanmaları, biat etmesi, hukuk devletinin olmaması anlamına gelmektedir. Avukatlar, görüşlerini Ankara’da hem iktidar hem muhalefete, Meclis’te ve dışında konuşup anlatsınlar. Yeni düzenleme sürecinde eleştiri ve önerilerini iktidardan korkmadan rahatlıkla ifade etsinler. Elbette ki baroların kendi iç işleyişlerinin nasıl yapılacağına dair meselenin muhatabı olanlar baro başkanlarıdır ve baro üyeleridir. Bizler onların önerilerini görüşlerini elbette dinleriz. Bu çok açıktır ama TBB başkanını şu anda kendi koltuğunu koruması için iktidarın yanında yer aldığı için baroların taleplerini yerine getirmek yerine iktidar sözcüsü gibi davranması kesinlikle kabul edilebilir bir şey değildir. Türkiye Barolar Birliği Başkanı, bu tutumuyla hukuka, yargıya büyük bir darbe vurmuştur ve bu darbe ile bundan sonra anılacaktır.”