Sanırım iyi bir insan değilim. İsa öğretisi kadar iyi olmadığım kesin. Yani yanağıma tokat atana, diğer yüzümü pek çevirmem. En azından, yetmiyorsa gücüm, tükürmeyi denerim ya da sokağın bize öğrettiği, bir karşı hamle. Ne biliyim en azından lanetlerim ki işkencecilerimizin kulağı çınlamıştır mutlaka ya da devlet başkanlarının. Çoğunun. Bazılarının daha çok…

Bu sadece bireysel bir şey de değil benim için. Dünyayı yok eden birisine, birilerine niye lanet etmeyeyim ya da gücüm yetse, niye Karayiplerin Kara büyüsünü yapmayım, hani bezden bebeklere iğneler batırarak yapılan bir büyü. Sen misin katliam yapan, sen misin cinayetlere göz yuman ve mesela sen misin yoksulları işten atan, ana dilli yasaklayan. İğneler yetmez, delik deşik olur büyü bebeği…

Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro, Korona testi için hastaneye gittiğini ve Korona testi olduğunu okuduğumda, elimde Karayip büyüsü, bez bebek olmadan, sevindiğimi itiraf etmeliyim. On binlerce insanın ölümünden, sorumlu olan bir faşist devlet başkanının, bizimle ilgili olmasa da -belki de maalesef- cansız bir virüs tarafından, öldürülmesi olasılığı ve bunun için bez bir bebeğe iğne bile batırmak zorunda olmamamız güzel bir şey.

Yaşasın adalet, ilahi adalet diye bağırmak geliyor, insanın içinden…

Şu anda Brezilya’da Korona yüzünden ölen insan sayısı 65 bin. Bütün hu olanlara karşı, biraz da delikanlılığı olan, bu çok iri mahalle faşisti bugüne kadar, maskesiz maskesiz dolaşıyor, Korona’ya karşı hiçbir önlemin alınması gerekmediğini, tabii ki en önemlisi üretimin, daha doğrusu, patronlar para kazanmasını engellenmemesi gerektiğini savunuyordu. Tam anlamıyla, kılçıksız, tereddütsüz patron seven, bir faşist başkan olarak, Bolsonaro’nun Koronanın adaleti tarafından hastalanmasına ve ölmesine pek itirazım yok.

Hatta sizin varsa, insancıl olmadığınızı da söyleyebilirim.

Yine bir diktatörlük döneminde, yine bir diktatör için yazılmış, Jose Saramago’dan bir diktatör ölümü alıntısını kullanırsak eğer; Düşerken ters dönmüş bir tosbağa gibi çırpınıyor’ olacak sanırım. İktidarların bir yandan en çok korktukları, öte yandan kendilerine hiç konduramadıkları ölüm, biraz da bizi tutsun canım. Bu kadar iyilikten yana torpil istemek de hiç de haksız değiliz.

Ölüm hep bizden yana mı düşer usta?

Ve cansız bir virüs, Korona’nın da mı adaleti yok?

Hadi hayatı geçtik, ölüm de mi adil olmayacak hiç?

(yeniozgurpolitika)