İSTANBUL – İnsan Hakları Derneği (İHD) üyeleri, birçok kentte yaptıkları açıklamalarla 34’üncü kuruluş yıldönümlerini kutladı. Yapılan açıklamalarda, “İnsan hakları, demokrasi ve barış mücadelemiz ısrarla, inatla ve umutla devam ediyor” denildi.

17 Temmuz 1986 tarihinde ırk, dil, din, renk, cinsiyet, siyasi görüş ayırt etmeden ölüm cezası, işkence, militarizm, gibi olgulara karşı durmak, adil yargılanma, düşünce ve inanç özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü gibi temel insan haklarının savunuculuğu yapmak üzere kurulan İnsan Hakları Derneği (İHD) 34’üncü kuruluş yıldönümünü kutluyor.
Yapılan açıklamalarla kuruluş yıldönümü kutlanan derneğin Eş Genel Başkanlarından Eren Keskin İstanbul’da, Öztürk Türkdoğan ise Ankara’da konuştu.
İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasında derneğin İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu, hak savunucuları ve Cumartesi Anneleri yer aldı.
Açıklamaya katılanlar üzerinde “İnsan Hakları Derneği” yazılı önlükler giyerken, “İHD 34 yaşında, dirençle ve umutla dün, bugün ve yarın” pankart açılıp, “Direnmek haktır engellenemez” ve “Tecrit işkencesine son” dövizleri taşındı ve “Tecrit öldürür, dayanışma yaşatır”, “İnsan haklarıyla insandır” sloganları atıldı.
KESKİN:  BUGÜNLERE KOLAY GELMEDİK 
Burada konuşan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, derneklerinin kendilerini geliştiren bir kuruluş olduğunu ifade ederek, “Bizler her konuda mücadele vermeye çalıştık. Bunu yaparken objektif bir şekilde yapmaya çalıştık. Bugünlere kolay gelmedik” diye belirtti.
“Bugüne kadar bürolarımız bombalandı, arkadaşlarımız saldırıya uğradı. Ama vazgeçmedik. İktidarın dediği; ‘beyaz torosları bitireceğiz’ söylemi bugün çok fazla yaşanıyor” diyen Keskin, bugün yaşanan hak ihlallerinin her zamanki gibi gündemlerinde olacağını söyleyerek, “İHD hiçbir zaman susmayacak” dedi.
‘EN ÖNEMLİ AMAÇ ANAYASAYA KATKI SUNMAK’
Derneğin İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise, yaptığı açıklamada “İnsan hakları ve demokrasi mücadelemizin en önemli amaçlarından birisi 82 Anayasasının reddi üzerinden yeni ve demokratik bir Anayasa yapılmasına katkı sunmaktı. Ancak Türkiye temel sorunlarını çözemediği için demokratikleşme yerine daha anti demokratik bir anayasal rejime kaymış durumdadır” diye belirtti.
KÜRT SORUNUNUN YARATTIĞI TAHRİBAT
Türkiye’nin en önemli sorununun Kürt sorunu olduğunu söyleyen Yoleri, şöyle devam etti: “Kürt sorununun çözülememesinin yarattığı ağır tahribatlar devam etmektedir. Silahlı çatışma ve savaşın coğrafi alanı Türkiye’nin yanı sıra Suriye ve Irak’ın kuzeyinde de bütün şiddeti ile sürmektedir. Bunun yanı sıra seçilmiş Kürt belediye eş başkanlarının görevlerinden alınarak gözaltına alınıp tutuklanmaları ve haksız cezalara çarptırılmaları, yerlerine kayyım atanması seçmen iradesinin gaspı ve demokrasinin inkarı anlamına gelmektedir. Bu durum sorunların barışçıl yollarla çözülmesi inancına ağır darbe vurmuştur. İHD her zaman barış hakkını savunmuş ve savunmaya devam edecektir. Türkiye’nin demokratikleşebilmesi için gerçek bir çatışma çözümü gerçekleştirmesi ve geçmişi ile yüzleşmesi gerekmektedir. Türkiye’nin, Kürt sorununu kabul edip çözecek yeni bir barış sürecine ihtiyacı bulunmaktadır. Bununla birlikte, başta Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talepleri olmak üzere ötekileştirilen tüm toplum kesimlerinin insan hakları taleplerini kabul edecek yeni bir siyasi iradeye ihtiyaç vardır. Türkiye’nin gerçek bir çatışma çözümü ile birlikte yeni ve demokratik bir Anayasaya ihtiyacı bulunmaktadır.”
CEZAEVLERİNDEKİ İHLALLER
İHD’nin 34 yıl önce çocukları hapishanelerde işkenceye ve kötü muameleye uğrayan annelerin çabaları ile kurulduğunu hatırlatan Yoleri, “Hapishanelerde siyasi mahpusların infazı tecrit koşullarında yapılarak tüm mahpuslar bakımından zorla ayakta sayım, kelepçeli muayene, çıplak arama dayatması, kamera ile yaşam alanlarının izlenmesi, zorunlu sevk ve sürgün, yakınlarından uzakta bir hapishanede tutulma, iletişim ve haberleşme kısıtlamaları ve yasaklamaları, itiraz ve hak arama süreçlerinde işkence ve kötü muamele uygulamalarına varan davranışlarla karşılaşma halini yaşamaktadır” dedi.
‘ISRARLIYIZ VE UMUTLUYUZ’
Yoleri, son olarak şunları dile getirdi: “İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 34 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi sürdürülecektir. Bu mücadelede ısrarlayız, inatçıyız ve umutluyuz.”
ÖZTÜRK: MÜCADELEMİZ İNATLA VE UMUTLA DEVAM EDİYOR
Ankara’da İHD Şube binası önünde yapılan açıklamaya ise İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Hakların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Hüseyin Kaçmaz ile Habib Eksik, siyasi parti temsilcileri ve insan hakları savunucuları katıldı. Açıklamada, “Dün, bugün, yarın dirençle ve umutla İnsan Hakları Derneği 34 yaşında” pankartı açıldı.
İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, konuşmasına yaşamını yitiren İHD kurucularını anarak başladı. Türkiye’de insan hakları ve demokrasi mücadelesinin öncülerinden olan İHD’nin 34 yaşında olduğunu ifade eden Türkdoğan, “İnsan hakları, demokrasi ve barış mücadelemiz ısrarla, inatla ve umutla devam ediyor” dedi.
İHD’nin, Temmuz 1986 tarihinde sıkıyönetim koşulları altında kurulduğuna dikkat çeken Türkdoğan, derneğin kuruluş amacı şöyle ifade etti: “İnsan hak ve özgürlükleri konusunda çalışmalar yapmak. 82 Anayasasının reddi üzerinden yeni ve demokratik bir Anayasa yapılmasına katkı sunmak. Ancak Türkiye temel sorunlarını çözemediği için demokratikleşme yerine daha anti demokratik bir anayasal rejime kaymış durumdadır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye tabir edilen bu sistemin en bariz karakteri anti demokratik olmasıdır.”
İHD’nin kurucuları arasında tutuklu anneleri ve yakınları, aydınlar, yazarlar, gazeteciler, yayıncılar, akademisyenler, avukatlar, hekimler, mimar ve mühendisler ve öğretmenlerin olduğuna vurgu yapan Türkdoğan, “Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt sorununun çözülememesinin yarattığı ağır tahribatlar devam etmektedir. Silahlı çatışma ve savaşın coğrafi alanı Türkiye’nin yanı sıra Suriye ve Irak’ın kuzeyinde de bütün şiddeti ile sürmektedir. Bunun yanı sıra seçilmiş Kürt belediye eş başkanlarının görevlerinden alınarak gözaltına alınıp tutuklanmaları ve haksız cezalara çarptırılmaları, yerlerine kayyım atanması seçmen iradesinin gaspı ve demokrasinin inkarı anlamına gelmektedir” diye konuştu.
‘YENİ BİR BARIŞ SÜRECİNE İHTİYACI BULUNMAKTADIR’
“İHD her zaman barış hakkını savunmuş ve savunmaya devam edecektir” diyen Türkdoğan, İHD’nin 34’üncü yıldönümünde tavsiye ve taleplerini şu şekilde sıraladı:
“* Türkiye’nin demokratikleşebilmesi için gerçek bir çatışma çözümü gerçekleştirmesi ve geçmişi ile yüzleşmesi gerekmektedir. Türkiye’nin, Kürt sorununu kabul edip çözecek yeni bir barış sürecine ihtiyacı bulunmaktadır. Bununla birlikte, başta Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talepleri olmak üzere ötekileştirilen tüm toplum kesimlerinin insan hakları taleplerini kabul edecek yeni bir siyasi iradeye ihtiyaç vardır.
* İfade özgürlüğü demokrasinin temelidir. Demokrasiye giden yolun açılabilmesi için ifade özgürlüğünün mutlaka sağlanması gerekir. Terör tanımının belirsizliğinin giderilmesi, yayın kuruluşları üzerindeki RTÜK baskı ve sansürünün sona erdirilmesi, Kürt ve muhalif basın-yayın kuruluşları üzerindeki yargı baskısının ortadan kaldırılması, sosyal medyayı daha fazla boğma girişimlerinden vazgeçilmesi elzemdir.
* Ayrımcılığın temelleri arasına etnik köken, cinsel kimlik, her türlü inanç veya inançsızlık eklenerek nefret söylemi yasaklanmalı ve nefret suçları yeniden düzenlenmelidir.
* Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde önemli bir kazanım olan ve toplumsal cinsiyet rollerini tanıyan Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinin tartışmaya açılarak, bu sözleşmeden çıkılması için çeşitli dini referanslarla hareket eden çevrelerin önerilerine karşı çıkılması ve tam tersi iç hukuki düzenlemelerin İstanbul Sözleşmesi ile uyumlu hale getirilmesi sağlanmalıdır.
* Yeni ve demokratik anayasa ile kuvvetler birliğine son verilmeden adil yargılama, hukukun üstünlüğü, tarafsız ve bağımsız yargı oluşması mümkün değildir.
* Kovid-19 salgını göstermiştir ki, bu dönem ekonomik ve sosyal hak mücadelesi artarak devam etmelidir.
CEZASIZLIK POLİTİKASINA SON VERİLMELİ
* Cezasızlık politikasına son verilerek etkili, kapsamlı ve bağımsız idari ve adli soruşturmalar yürütülmelidir.
* Hapishanelerde siyasi mahpusların infazı tecrit koşullarında yapılarak tüm mahpuslar bakımından zorla ayakta sayım, kelepçeli muayene, çıplak arama dayatması, kamera ile yaşam alanlarının izlenmesi, zorunlu sevk ve sürgün, yakınlarından uzakta bir hapishanede tutulma, iletişim ve haberleşme kısıtlamaları ve yasaklamaları, itiraz ve hak arama süreçlerinde işkence ve kötü muamele uygulamalarına varan davranışlarla karşılaşma halini yaşamaktadır.
ÖLÜM ORUÇLARI
* Adil yargılama için açlık grevi yapan Avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal kritik aşamaya gelmiş, talepleri halen karşılanmamıştır. Hapishanelerdeki ağır hasta mahpusların sayısı giderek artmış ve tespit edebildiğimiz kadarı ile 600’ü geçmiştir. Ağır hasta mahpuslara yönelik çürütme politikası onların ölümüne sebep olmakta, siyasi iktidar bu durumu ağır insan hakkı ihlali olarak görmemektedir.
* OHAL sonrası dönemde örgütlenme, toplantı ve gösteri haklarına ilişkin yasaklamalar ve bu haklarını kullanmak isteyenlere yönelik ihlallerde maalesef artış devam etmektedir. Bu ihlaller en son baro başkanlarının Ankara ve diğer kentlerde çoklu baro yasasını protesto etmesinde, işini geri isteyen kamu emekçilerinin eylemlerinde, kadın aktivistlerin protesto etkinliklerinde, milletvekilliklerinin düşürülmesi üzerine HDP’nin düzenlediği demokrasi yürüyüşlerinde daha belirgin olarak görülmüştür. Ayrıca, LGBTİ+ bireylerin örgütlenme ve gösteri hakkına yönelik baskı politikaları ve uygulamaları da iktidar zihniyetinin yansıması olarak devam etmektedir.
İNSAN HAKLARINI SAVUNMA HAKKI KABUL EDİLMELİDİR
* İHD olarak, doğanın korunmasının temel bir insan hakkı olduğunu bir kez daha belirtmek isteriz.
* Türkiye’de insan hakları bilinci ve kültürünün gelişmesine oldukça önemli katkıları olan İHD’nin ve insan hakları savunucularının insan haklarını savunma hakkı kabul edilmelidir.
* İnsan hakları savunucuları üzerindeki yargı yolu ile baskı politikasına son verilmelidir.
* İçişleri bakanlığının dernekler üzerindeki faaliyet denetimine son verilmeli, dernekler kanunu değişikliği ile kişilerin fişlenmesi yönündeki askeri darbe dönemi uygulamalarından vazgeçilmelidir.
* İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 34 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi sürdürülecektir. Bu mücadelede ısrarcıyız, inatçıyız ve umutluyuz.”
İHD’nin 34’üncü kuruluş yıldönümüne ilişkin Mersin, İzmir, Hatay ve İskenderun’da da açıklamalar yapıldı
(MA)