HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Biz kötülüğe itiraz ediyoruz ama iyi de iyiliği de inşa etmek lazım. Korkuya teslim olursak her şeyi kaybederiz” dedi, bir araya gelme çağrısında bulundu.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) başlattığı “Hep Birlikte Demokrasi Buluşmaları” kapsamında Hatay’da “Halklar ve İnançlar Buluşması” düzenlendi.
Buluşmaya Eş Genel Başkan Mithat Sancar, HDK Eş Sözcüsü İdil Uğurlu, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce, ESP MYK Üyeleri Çiçek Otlu ve Osman Kara, Arap Alevi temsilcileri, Ermeni ve Hıristiyan cemaati temsilcileri, Alevi örgütleri temsilcileri, Demokratik İslam Kongresi (DİK) üyeleri, bağımsız Milletvekili Cihangir İslam’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda vekil ile HDP MYK ve PM üyeleri katıldı.
Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’nın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte Eş Genel Başkan Sancar, buluşmaya dair değerlendirmelerde bulundu. Eş Genel Başkan Sancar, Tutum Belgesi’nin bütün demokrasi güçlerine, iyilikten ve vicdandan yana her kesime bir çağrı olduğunu belirtti.

‘İYİLİĞİ İNŞA ETMEK LAZIM’

Sancar’ın konuşmasının satır başları şöyle:
“Bu iktidar bu ülkeye pek çok alanda kötülükler yaşatıyor. Saydığımız her bir başlık aynı zamanda kötülük politikası alanı olmuş durumda. Biz kötülüğe itiraz ediyoruz ama iyi de iyiliği de inşa etmek lazım. Bu buluşmaların amacı da tam da budur. Buradan bu buluşmalardan biz yeniyi iyilik ve adalet temelinde, vicdan ve özgürlük temelinde çoğulculuk ve eşitlik temelinde kurmak için ortak güç yaratma arayışındayız. HDP’siz bir yeni yaşam mümkün değil diyoruz ama sadece HDP’yle de olmayacağını biliyoruz. O nedenle kendimizi parti olarak bütün buluştuğumuz oluşumlarla kesimlerle temsiliyetlerle eşit görüyoruz. Burada ortaya çıkacak olan dönüşüm gücünün eşit bir parçası olarak var olmak istiyoruz. O nedenle buradan doğacak olan dönüşüm gücü, ortak güç olacaktır. Hep birlikte değişime, yeniye yürüyen bir güç olacaktır. Amacı halkların özgürlüğü inançların eşitliği için bir ortak güç yaratma arayışını güçlendirmek. Bir ortak güç yaratma arayışını daha da ileri taşımaktır. Hedefe biraz daha yürümektir.

‘ACİLEN BİR ARAYA GELİNMELİ’

Sadece Suriye savaşı değil şimdi yeni bölgelerde savaş oyunları tezgahlama peşine düşen bir iktidar zihniyetiyle karşı karşıyayız. Eğer hep birlikte barış için bir araya gelmezsek bu politikalar daha binlerce, on binlerce insanın canına, on yıllar sürecek yaraların açılmasına yol açacaktır. O nedenle bizim acil ihtiyacımız barışın gücünü oluşturmak, sesini yükseltmektir. Barış sadece bu toprakların meselesi değildir. Türkiye’de çok derin bir barış meselesi var. Bu barış meselesi Kürt sorunu ile bağlantılıdır. Kürt sorununda demokratik çözüm bu ülkede barış için vazgeçilmez şarttır. Bir yanda ülkede barışı, demokratik çözüm temelinde talep ederken öte yandan bölge barışı için de bütün halklara ve bölgedeki barış güçlerine çağrı yapmak istiyoruz.
Artık sadece bir ülkede savaşı bitirmekle Ortadoğu’da barışı sağlayamayacağımızın da iyice farkına varmış olmamız gerekiyor. Bir Ortadoğu barış hareketine ihtiyacımız vardır. Hükümetlerin ötesinde, hükümetleri ve devletleri aşan güçlü bir toplumsal barış hareketinin çalışmalarını tez elden başlatmak zorundayız. Ortadoğu’da bir barış enternasyonali bütün saydığımızı hedefler için şimdi her zamankinden daha acil bir ihtiyaç haline gelmiştir. Biz burada halkların özgürlüğü ve inançların eşitliği için buluşuyoruz. Savaşların temelinde tam da halkların özgürlüğünü tanımayan inançların eşitliğini reddeden anlayışlar yatıyor. Suriye’deki iç savaşta bu kadar büyük yıkımı yaratan en temel sebep bütün inançları tek bir doktrinin hakimiyetine sokmayı hedefleyen IŞİD terörüdür.
Evet, tekçi anlayışın belki de çağımızdaki en uç kötülük anlayışının en uç temsilcisi bu topraklarda kanın su gibi akmasına neden oldu. Sadece IŞİD mi? Ona destek verenler, onu besleyenler, koruyanlar, kollayanlar, bölgeye savaşın yayılmasının da suç ortaklarıdır.

‘KORKUYA TESLİM OLAN KAYBEDER’

Korkuya teslim olursak kendimizi ve vicdanımızı kaybederiz. Korkuya karşı çıkmak haysiyetine sahip çıkmakla eş anlamlıdır.
Bir insanın dili haysiyetidir, kimliği ve inancı haysiyetidir. Bunlara yönelik her saldırı haysiyete yönelik saldırıdır. O nedenle özgürlük ve eşitlik mücadelesi aynı azamdan bir haysiyet mücadelesidir. Haddimi aşmadan bir iki cümle sarf edeceğim, dinler tarihi konusunda, benden daha iyi söz edecek katılımcılar var, herhalde bunu söylersem yanlış olmaz. Bütün dinsel inançların temelinde zulme itiraz vardır. Zulme başkaldırı vardır. Ne zamanki inançlar bir iktidar aracı haline getirilmişse işte o zaman bu asli kaynaklarını kaybetmiştir. O zaman iktidarların yok edici zulüm politikalarının ortaya çıktığı her yerde inançlar adına çok ciddi meseleler ile karşılaşmak durumunda kalınır. Bu nedenle çağrımız samimi bütün inananlaradır.”
Sancar’ın konuşmasının ardından etkinlik basına kapalı devam etti.

(ANF)